Bu bir makale olsa abstract-özet, giriş ve literatür diye giderdi. İlk yazı bu bloğun özeti olarak görülebilir herhalde. Hoşgeldiniz derken de giriş yapmış olayım. Gelsin sıra literatüre. Bir bloğun literatürü de olsa olsa diğer bloglar olur. Ben neler okuyorum, kimlerden feyz aldım, tek tek bahsedeyim. Hepsi dili başarılı, bazılarının estetiği de çok hoş.
Aylar boyunca kapalı bir çevrede yazdıktan sonra 3 ay kadar önce birden çok blogla tanışmıştım. Bir süre öyle dağılmış bir şekilde çok sayıda bloğu izlerken sonra toparlayıp izleme sıklığına göre ayırmıştım. Bunlar ‘Şu arabayı izle’ dosyasındakiler, kaydedilme sıralarına göre ve kendileriyle ilgili bir planım varsa onu da içererek:
1. Sothyz: Uçarı, keyifli, cıvıl cıvıl. Sayfanın verdiği hisler. Bir süredir yoktu, artık buradan ne editörler, ne yazı işleri müdürleri girecek bloğuna, umarım düzenli yazar.
Birgün bir oyunda Jackson 5 saçımı takıp önüne oturacağım ve çok heyecanlı bir sahnede birden Sothyz diye döneceğim. Cif likit jel melodisiyle söylemek isterdim bunu ama bilmem iki hecede mümkün olur mu…
2. Ligeia: Kalemini Errol Flynn’in kılıcını kullandığı ustalıkta kullanıyor. Sert de yazmıyor, nerden bu benzetme diye düşündüm, bloğun isminden tabi. Ve çok net, çok estetik sayfası. Kedili minik büyücü figürüne bitiyorum, onu da yazmadan geçemiycem.
Birgün cidden Devlet Konukevi’ni kiralayıp maskeli bir balo vermek isterim, maskeleri sever sanırım Ligeia Hanım.
3. Margotto: Ailemizin Margot’su. Bizim enteresan bir market zincirimiz var, Trader Joe’s. Kendi ürünlerini de satıyorlar çokça. Makarna, sos, zeytinyağı gibi İtalyan ürünlerinin paketlerinde Trader Giotto oluyor isimleri, krem, sabun gibi Fransız ürünlerde Trader Jean. Margot’nun yelpazesi daha geniş. Margotsan, Margotto (ki bence dondurmacı küçük kız kategorisinden Margottina daha musait), Margot veya Margaux, Margolainen, Margoçoğlu…
Margot ile bir Roma dondurmacısı açcaz ama henüz onu haberi yok. Köşe hazır, o dondurma çeşitlerini seçme sürecinde dahil olacak projeye.
4. Çiçek açan Melis: Sevindi mi seviniyor, üzüldü mü üzülüyor Melis. Bazen çiçek açıp bazen soluyor. Ama insan hiç oyunundan resimler koymaz mı, Melis, bak Nurgül hergün koyuyor provalarından resimler, yoğun istek üzerine. Bir de mini ile yakışmışlar birbirlerine. Bir mini koleksiyonum olursa birgün, söz biri ona (bence en güzeli krem rengi).
5. Ece: Bir göl kenarında olduğunu yazmıştı bir yazıda Ece. Ben bunu Cenevre Gölü olarak algıladım, demek ya Lozan ya Cenevre’de. Veya Como gölü kenarında George Clooney’nin komşusu olabilir. Ocean’s 12′deki Vincent Cassell’in fena bir terası olmayan villası onunmuş da film için kiralamiş hatta.
6. Celerone: Celerone’u işlemci olarak pek beğenmesem de bu Celerone çok düzgün bir yazı tarzı, kolay empati kurulabilecek anlatılarla gözdelerimden. Bu arada ben hala davetiye bekliyorum, hergün posta kutuma bakıyorum gerçi ama olay geçti galiba.
7. Jelatin:: Aman Jelatin Hanım, Yandım Jelatin Canım. “Canımsın Jelatin ve sana e-mail yollamak istiyorum” derse tabi insanın aklına bu şarkı dolanır. Sanmıyorum ki bunda yalnız olayım.
Birgün bölümde önüme bakarak dalgın dalgın yürürken “bu ayakkabılar.. aman Tanrım.. yoksa siz.. olamaz.. uyandırın beni.. bu bir rüya olmalı”. Bu sahne, kaçarı yok, gerçekleşecek. Aslında Jelatin’i 60′larda Aspendos’taki Zeki Müren konserlerinden birine götürmek lazımdı ama ah, kahpe felek.
8. ahhbuben: haha, çok eğleniyorum ben bu sitede. Uykusuz uykusuz yürürken önünde bıçak çeken adama “git ya işine, bir de senle mi uğraşıcam” demesi müthişti. O çok iyi bir komedyen.
9. Ç: Bazılarını tanıdığınıza mutlu olursunuz. Çok uzaktan, çok kısa süreliğine de olsa. İlk gördüğümde en hoşuma giden blog ismi ve en başarılı blogspot dizaynı seçmiştim zaten onunkini.
10. Düygü: Herşey onunla başladı. İlk onu tanıdım, oradan atladım diğer bloglara biranda. Aslında Duygu o dosyada değil, ayrı bir yerde bookmark’ı, çünkü o arkadaş statüsünde. Ayrıca milli yengemiz Duygu, google’da yengeyi aratınca 1 numarada çıkan bir insan o.
Bu dosyada birkaç sayfa daha vardı, hep ben hep ben anlatımlarından, politik tavırlarından rahatsız olup çıkardım. Ama bu kadarı da az gelmeye başladı. Diğerlerini gözden geçirip birkaç sayfa daha eklesem iyi olacak. Mesela Sunshine. Bir de evde Akşam’ın Brunch ekini buldum, o da ayrıca komik oldu.