
Z
9 Kasım, 2006
Z’yi seyretmediyseniz, hatta Z’yi şöyle lise gibi daha idealist olduğunuz ve herşeyin siyah ve beyaz gibi net olduğu bir zamanda seyretmediyseniz çok yazık.
Z’de herşey açıktır. Bir tarafta kötü niyetlerini biz iyilerin aklının bile alamayacağı adamlar, gizli işler çeviren derin teşkilatlar vardır. Bütün güç onlardadır. Aynı zamanda yeterince gizli olmayı beceremeyecek kadar da akılsızdırlar. Ama riskleri de azdır, onlara dokunmak mümkün değildir. Bir yandan da ah, o kötüler bıraksa dünyayı toz pembe yapacak liderler, iyi niyetler ve güzel kalabalıklar vardır.
Her bakımdan gerçekçi bir model olmayabilir ama formasyon için ideal. Sonra bizimki gibi ülkelerde gerçeğe çok yaklaşabiliyor, yer yer eksik bile kalabiliyor bazı yönlerden. Bakın.
Emniyet -veya onunla ilişkili bir birim- Ecevit’e suikast düzenliyor, ama sadece Emniyet’te bulunan silahtan başkasını kullanmayı düşünemiyor. Abartılı bir saflık, plansızlık. Aynı filmde olduğu gibi. Zaten ne demiş, Gavras ve senarist Semprun: ‘gerçek olaylarla ve yaşayan veya ölmüş kişilerle olan her türlü bağlantı raslantısal değil, kasıtlıdır’.



Gündeme uygun çok hoş bir gönderfme yapmışsınız Simon.
Z’yi, ülkemizi düşünmeden izlemek neredeyse olanaksız.
Teşekkür ederim payhlaştığınız için.
Hoşçakalın.
Ben teşekkür ederim. Ayrıca size geç bir cevap var, aşağıda, there’s no pain yazısında.
Ben de size cevap yazdım. Orada.
ben izlemedim bu filmi?
izle.
ah costa gavras ve z.
dürüst olacağım mösyö templar, filmi izlemeye karar vermemin en önemli sebebi ismimin baş harfi olmasıydı.
ama iyi ki olmuş.
Zehra?
Zühre?
Zülel?
Ziliş? (Ziliş olsun, ben Aliye’yi sadece o kız için izledim, birkaç bölüm o da topu topu)
ben de senin ismini bildiğimi sanıyordum halbuki. ne sanıyordum acaba?
tamam, biliyormuşum zaten. çok fanteziye kaçmışım yukarıda.
hahahaha, ziliş nedir allaaşkına.
zeliş’i ziliş yapmışım ya. boşuna değil, ziliş diye aratınca birşey çıkmadı. şu kız:
http://www.sabah.com.tr/2006/03/26/gny/gny115-20060326-200.html