Düğün macerasından sonra ne maceralı hayatın denmişti ya, pazar günü bol bol onu hatırladım. Yıllar önce bir kısa film seyretmiştim, Avusturya’dandı sanırım. Seçim günü oy vermemiş bir adam barda çeşitli muhabbetler ediyor, en çok da ırkçılarla, sonra son anda oy vermeye karar veriyor, bindiği taksinin yabancı şoförü de ters davranıyor, arabadan atıyor, koştur koştur bir durum oluyordu. Okuyunca anlayacaksınız ki hayat sanatı geçiyor.
Cmt. akşamı kötü bir akşamdı. O durum Pz. sabahı da devam etti. Yapılması gereken bir iş ve kısacası kötü bir durum. Eve geldim öğlene doğru, çok uykusuzdum, yattım. Saati 4′e kurmuştum. Derin birsürü rüyadan sonra saat çalınca uyandım. Zorla kalkıp duş, sonra ntv’deki ünlü yönetmenlerden kısa filmlere takıldı gözüm. Bir tanesini hiç beğenmediğimden kalkamadım hemen başından. Neredeyse 4:30 olmuştu. Oy temiz kullanılır diye eve gidip üstümü değiştireyim dedim. Ev, üst değiş, çıkmadan bir de seçmen kartım olmadığından sandık no.suna bakayım dedim ysk’nın sitesinden. Önce nete giremedim, sonra girince direk şifre soran bir sayfa çıkıyordu ysk’da. Annemin kartını alayım dedim, nasılsa aynı yerdedir. Sonra kapıdan çıkarken şu ilköğretim okulu nerede diye sordum ona. Yerini bildiğimi sanıyordum, bize yürüyerek 5-6 dk filan. Mavişehrin karşısında dedi. Mavişehir kocaman bir yer, nasıl karşısı olur ki diyemedim, telefondaydı. Ama sandığım yer değil.
11 dk. vardı, bu durumda arabaya atladım, hızla gittim oralarda bildiğim okula, önüne parkettim. Ortada şekilsiz duran arabalara çıkarken dikkat edeyim dedim. Kapıdan girerken baktım, Sülü Demirel lisesi. Hayyy.. Birilerine sordum, şu ilkokul nerede, şuralarda mıydı, evet, anayol var ya. Bu da nasıl bir tarifse. 6-7 dk. var. Hemen atlayıp geri çıkarken kütt! hoppala. İn, bak. Ezilmiş karşı taraf, hafifçe olsa da. Bende de aynı durum. Napalım? Gidelim mi? Yok, canım, polis. Ama oy? 1-2 dk. içinde atla yine arabaya, diğer okula hemen. Bu arada radyoda 5 haberleri henüz başlamıştı ben okul önüne geldiğimde. Koştum. İsim doğru ama bu lise. Hayyy. Dön. Aynı yere park et. Polisi ara. Bekle. Sahip? İçeri girdim. Oy vermeye mi geldin dediler kapıda. Hayır, kaza yaptım da sahibini arıyorum. Ara 2. ve 3. katta dediler. Ondan fazla sandık var. Tek tek soramadım. Zaten polis gelse geri dönerdi. Dışarıda bekledim. Sıcakta, güneşin altında. Oturamam da böyle durumlarda. Ayakta dolandım. Arada bahçeye girip durdum. Oy veren biri olmadığı belli oldu. Sandık görevlisi herhalde sahip.
Arada gelenler oluyor. Oy veremeyeceklerine göre partililer herhalde. Ama farklı farklı insanlar. Bir baba oğul. Esnaf tipli, sarkık bıyıklılar. Bir ana kız. Böyle kolay mı sandık başına girmek? Kapalı değil mi sayım? Ben de girebilir miyim? Kapalı değil demek ki. Doğru ya, gizli oy, açık sayım. Hem izleyip hem de etki ediyorlar belli ki sayıma. Geçerli olup olmadığı açık olmayan birçok oya etki edebiliyor sandık başındakiler.
6′yı az geçe içeriden sonuçlar gelmeye başladı. Elinde kağıt olanların başına gittim. Kimin yanına gitsem sonuçlar benzerdi. Yaklaşık olarak chp 180, mhp 35, akp 30, dp 30, vs. Chp yaklaşık %60-65 her sandıkta. Diğerleri %10 civarı. Tabi burası creme de la creme. Mhp’liler memnun, 2.yiz diyorlar. TR genelinde de 2.lermiş. Akp %50′nin üstündeymiş. Önce doğu açılmadı mı, normaldir.
Hala gelen giden yok. Polisi aradım, tamam, ben aldım kaydınızı dedi adam. Yoğunuz, gelecek aracın plakası şu.
Nasıl biri olacak acaba sahip? Şu sarkık bıyıklılardan olacaksa gitmiş olmayı tercih edicem. Bir yandan sıkıntım artıyor. Çünkü aracın ruhsatıyla ilgili sorunlar çıkabilir, abime sormam gerek. Ama ulaşılmıyor. Bir arkadaşımla konuşayım bari. Ama ona da ulaşılmıyor. Sadece kazaya değil, oy verememiş olmaktan da sıkıntım. O kadar da sevinmiştim, seçim ben buradayken diye. Kendime göre bir aday da bulmuştum. Patladım. Sanki son anda yetişebilsem sandığa, arabaya rağmen, herşey yerli yerine oturacaktı. Trajikomik olacaktı, şimdi sadece trajik oldu.
Okul önünde beklerken kim park yerine gitse ben de peşinden gidiyordum. Herkes de o arabaya doğru gidip arkasındaki durağa doğru devam ediyordu. Birara bir komiser biten sayımdan sonra sandık görevlilerini başka bir okula göndermekle uğraşıyordu, tartışmalar çıkıyordu. Parkyerine çıktım yine, a, çarpık araba hareket etmiş, çıkıyor park yerinden. Önüne çıktım. Pardon, ben size çarptım, söyle çekin isterseniz. Garipsedi kadın, kararsız kaldı, çekti sonra kenara. Nereyi çarptın? Çok afedersiniz, şurası. Önemli değil, olur öyle şeyler, hiç farketmemişim ben. Polisi aradım. 3 saattir bekliyorum. Rapor tutulsun da sizinkini sigorta karşılasın diye. Sağol canım.
Chp’liymiş kadın. O yüzden oy kullanamama da araba kadar üzüldü. Tipe bakıp tahmin ediyorlar sanırım partini. Sabahtan beri ayaktaymış, çok yorulmuş. Eve gidip oradan ilçe merkezine geçecekmiş. Acele ediyordu o yüzden. Arkadaşları geldi partiden. Muhtar dediği bir adam yardımcı gibiydi. Sonra polisi 3. ve 4. kere aradık. Biraz sonra bir ekip geldi, orası otopark, biz bakmayız, karakoldan gelsinler deyip gitti. Birazdan karakoldan da bir ekip geldi. Gayet sert, pis tipler. TV dizilerindeki polis imajı ne kadar yanıltıcı. Aranızda anlaşın dediler. Abim tam o anda aradı, anlaşma, rapor tuttur dedi. Kadın da polis de şimdi alkol muayenesine gideceksin, mahkemeye çıkacaksın, şu kadar ceza yiyeceksin diye ısrar ettiler. Muhtar şu kadar bırak git diye abarık bir miktar söyledi. Karakola giderken tekrar konuştuk abimle, muhtemelen atıyorlar, en iyisi ben yaptırayım de, birşey tutmaz dedi. Karakoldan aldım ruhsatı, nedense biraz bekleyip. Kadın ben seni nereden bulacağım tekrar dedi. Bakın tam şurada oturuyorum. Hem kaybolcak olsam 3 saat beklemezdim. İyi, ayrıldık. 2 gün sonra kocasıyla yaptırdık. İyi bir adamdı. Kızları varmış bizim okuldan. Ne yapıyormuş, sorsaydın dedi annem.