ζ Ankara-İzmir yolundan 1500 kere geçtiysem de hala ilginç şeyler görebiliyorum. Sanırım bunda o 1500 kerenin 1490′ını gece gitmiş ve boş olsun diye sık giden şirketlerin en geç otobüsünü seçip yandaki koltuğa doğru yatmış olmamın etkisi var.
Neyse, Uşak civarında bir kahverengi tabela Karun Hazineleri diyor. Ben de Allah diyorum. Hemen yerimden kalkıp şoförü dürtükleyesim var. Ya, hocam, sen bulunmasını istemediğin şeyi en meydana, mesela masanın üzerine bırak kuralını duymadın galiba. Bana inan, kimse o tabelayı takip edip burada hazine var mıdır dememiştir. Hayır, sefer geç kalsın nolacak. Sonra payına düşenle 1500 otobüs alırsın.
ζ Bana onun kadar garip gelen tabela Turgutlu’daki bir polikliniğindi. İsmi Fransızca, açan kuruluş da Fransız. Tek bir kelime bile okuyamadım. Peki, buna halk ne diyor acaba? Çünkü halkımızın mantığını en güzel özetleyen haberlerden birinde AB bir köyümüze atık su sistemi kurulması için para vermek istemiş. Köylülerse “Avrupalılar bize niye yardım etsin, vardır bunun altında bir bityeniği” deyip reddetmişler. Ama içme suları kirlenip içecek su bulamayınca nettik biz diyorlarmış şimdi.
ζ Karşıyaka limanında büyükçe bir tekne, önünde Karşıyaka kermesi yazıyor. Bindim geçerken. Birkaç kıtipiyöz masa, incik boncuk, hediyelikler ve ortada çeşitli kitaplar. Basanın elinde kalmış ilginç kitaplar var, ama hava rüzgarlı, deniz dalgalı. Kitabı eline alıyorsun, bir bi tarafa, sonra diğer tarafa gidip dururken bakmaya çalışıyorsun. Her masanın sorumlusu oturuyor normal normal. Sanki bir Marx kardeşler (veya Chaplin, veya Harold Lloyd) filmindeyiz, gemide bir o yana, bir bu yana çalışırken zemin oynayıp durmuyormuş gibi normal davranıyoruz.
ζ Pasaport’tan Konak’a yürürken güneş henüz batmış, sağ tarafta uzanan lacivert örtü hafiften kıpraşıyor. Yalnız, su fazlasıyla yükselmiş (korkularımız gerçekleşiyor mudur nedir?). Neredeyse bütünleşmiş yol yüzeyiyle. Hatta askeri iskeledeki nöbetçi askerler -ki müdahale ederler oradan, etrafta fotoğraf çekenlere (bir seferinde yanlarına yanaşmış Greenpeace gemisi Rainbow Warrior’ı fotoğraflarken mesela)- suya batmış şekilde bekliyorlar kapıyı.
ζ Konak Pier’e girerken de gördüğüm bembeyaz sokak köpeği dönüşte yanımda bitiyor. Benimle yürüyor bayağı bir süre. Etrafta o kadar insan var, ama illa benimle. Ve bu hiç şaşırtıcı değil. Nereye gitsem hep böyle olur.
O sırada Pasaport’a yakın bir arkadaşımı aradım -ki Menemen’de oturuyor. Alsancak’tayım dedi. Alsancak’ta nerede? Borsa var ya, Pasaport’a yakın, deniz kenarında oturuyoruz. Hmm, birkaç saniye önce yanından geçmişim. Döndüm, hemen sonra gördüm. Öyle çok kalabalık bir bölge de değil orası.
ζ Bugün gelen bir spam mailin başlığı “Çünkü seni seviyorum”. İçi boş. (Çok gerçekçi). – Yoksa spam değil mi?
Ankara’dan taze bir hava: Ege Kayacan’dan Esat Dörtyol. Fizy kolaysa bunu da bulsun bakalım.




