Tam 15 gündür hastayım. Ondan önce de birkaç haftadır halsizdim. Bu halimle kolay grip olurum deyip grip aşısı oldum ve onun etkisiyle hasta oldum. Aşı ölü mikrop değil mi, niye hasta oluyorum diye sinir oldum. O geçmek üzereyken aşağıda anlattım işte, dişçi, kalabalık arkeo sınıfı veya otobüsteki dizilerde oynayan figüran kız (otobüste geçen dizilerde oynayan anlamında değil tabi) derken bu sefer başka bir mikrop aldım. Ateşim yok, demek ki grip değil diyordum ama hasta olduktan 4 gün sonra, yani dün ateş içindeydim. Hiç geçmeyecek gibi geliyordu artık bu hastalık hali, ama en azından bugün artık yanmıyorum.
Bu durumda domuz olmuş olma ihtimalim de doğdu doğal olarak. Hastanelere başvuran griplerin (ama griplerin, yani soğuk algınlıklarının değil) %95′i H1N1 diyordu bir doktor. Hem aşıyla normal grip geçirme olasılığım da azalmış olmalı. Araştırdım ama domuz gribinin gelişimi ile ilgili net birşey bulamadım. Sadece Temmuz’da Almanya’dan geçerken havaalanında verdikleri uyarı kağıdında ‘ani ateş’ diyor. Ani en baştan demekse tutmuyor. Zaten böyle 4 gün sonra ateş çıkan grip de görmedim. Ama domuz olmasını tercih ederdim. Çünkü artık bağışıklık kazanmış olurdum.
Bildiğimiz normal gribi önemsemeyen insanların bugünlerde yaşadıkları telaş ve korkuyu hiç anlamıyorum. H1N1′in en önemli zorluğu çok kolay bulaşması. Oysa normal grip daha öldürücü -her yıl 1 milyona yakın kişi normal gripten ölüyor. Belli ki bu korkunun tek nedeni ‘maruz kalma etkisi’. Televizyonda ve çevrelerinde sürekli bu konunun bombardımanı altında kalmaktan. Nerede olduğunu bilmediğin bir Afrika ülkesindeki iç savaşta onbinlerce insanın öldüğü haberi üzerine birşey hissetmezsin, ama kaza anı gösterilen bir insanın ölümü seni çok üzer.
₪₪₪₪ ₪₪₪₪ ₪₪₪₪ ₪₪₪₪
Hastayken sadece bir kişi aradı. Ayasofya Müzesi. Müdürü, daha doğrusu başkanı Tarihin Arka Odası’na katıldığında Pt.leri müzeyi gezdirip seminer verdiğini söylemişti küçük gruplara. Ben de yaz başında orada olduğum bir Pt. akşamüstü kapısına dayandım. Güvenlik görevlisi güzel bir hareketle müdürlüğünün tel.unu verdi -bu sırada peşime ‘mösyö, müzuum klozt’ deyip duran bir adam takılmıştı.
Nuramayı aradım, o turun sık yapılmadığını söyleyip numaramı aldılar haber vermek için. Ve dün, yani 3 ay sonra haber vermek için aradılar. Çok hoşuma gitti. Bu ülkede işini iyi yapan azınlığı pek seviyorum.
Arayan kıza da çok teşekkür ettim, güzel karşılık verdi. Ama hastayım gelemem dedim. Çok üzüldüm dedi. Sonra birçok öneride bulunmaya başladı. Evet, yapıyorum, teşekkür ederim dedim. Tavuk suyuna çorbanız var mı, ben de dün akşam yaptım dedi. Ah, keşke olsa dedim. A, getireyim dedi. Dün. Şu anda da mutfakta papatya çayı yapıyor, kendi topladığı papatyalardan. Bugün daha iyi olduğumu henüz söylemedim.







