♣ Çok yıllar önceydi, ODTÜ’de hazırlığın önlerinde ortaokul aşkımla karşılaşmıştım. Zamanında doğru dürüst hiç konuşmadığım, sadece bir öğle arasında beraber basket oynadığımız (okul takımının oyun kurucusuydu o) ve lisede galiba sadece bir kere gördüğüm kızla o gün ayaküstü sohbet etmiştik biraz. O sahne hayatımın ilk yarısında kalmıştı (yani şu an hayatımı ortadan ikiye bölsem).
Aradan pek çok zaman geçti, ileri sardık takvimleri, ya da bir göz açıp kapadık ve bilgisayarların tarihini sağ alttan yıllarca ileri aldık; hiç beklenmedik bir yerden çıkageldi. Filmleri kıskandıracak bir kurguyla.
Ve sonra geldiği gibi kayboldu. Son görüşüm de hala o hazırlığın önündeki günde kaldı.
◊ Eski hocalarımın arasındaydım, yine ODTÜ’de, ama bu yeni. Elif de demin seni soruyordu dedi bölüm başkanı. Elif kim dedim. Tanımıyor musun dedi. Tanımıyorum dedim. Tabi bu diyaloğu az sonra Elif’in kendisine söylemesem daha iyi olacaktı. Zira eski bir sevgili olur Elif (hatta ne garip ki iki Elif sevgilim oldu, isimler torbaya girmiş gibi. Bir insana hayat boyu yetecek kadar kız ismi olsa gerek).
Ona anlatmadığım kısımda da şöyle oldu:
- Ha, eski sevgili, dedim hocalara.
- Eski sevgili, eski günler, dedi biri.
- Hayata baksana, takmıyor kimseyi, dedi bir diğeri.
- Hiçbir şey diriltmez artık geçmişi dedi bölüm başkanı.
- Yar edip yine de, dedim ben.
Sonra kolkola girip halka olduk ve döne döne ‘yaktın gemileri, dönüş yok artık geri’ diye halay-cancan arası bir dansla söylemeye başladık.
♦ 2 gün sonra Milli Eğitim Bakanlığı’nın koridorlarında tanımadığım bir kızın peşindeydim. Ortada, açıkça görülen bölmelerde bir memur videolar seyrediyordu -sanki açık resimlerle dolu. Biri fal bakıyordu, biri bayağı sesli oyun oynuyordu. Kimse sormadı ne aradığımı.
O gün mutlu bitmedi.
♥ Ortaokuldaki kızı sevmiş olmaktan ne kadar memnun olduğumu farkedince düşündüm ki insan aşık olduğu kişilerle ve sevgilileriyle (bu ikisi büyük çoğunlukla kesişimleri olan farklı iki küme olurlar) gurur duymalı. ‘Ben bunu nasıl sevmişim’ demek fena birşey olsa gerek -ilersi için, çünkü aynısını tekrar deme olasılığın çoktur o zaman- (ama bu biraz da gönlünün ota bota konmasına izin vermekle ilgili herhalde).




Tam dönmek üzereyken kırmızı halının önünde gördüğümde nereden tanıyorum dediğim, şimdiyse neden tanışmadım diye yandığım bu kızın resmi ben bi gün tam evlenmek üzereyken tekrar karşıma çıkacak, sonra bulmadan evlenemem deyip herhalde o sıralarda gökten düşecek kankamla antalya otellerini dolaşıp eski kayıtlarından adını bulmaya çalışacağız, sonra 10 günlük kalırsanız belki diyen resepsiyoniste para yedirdikten sonra görebildiğimiz eski kayıtlar yarı silinmiş olacak, sonra hep beraber gittiğimiz istanbul nüfus müdürlüğünün tozlu dosyaları arasında adresini bulacağız, ama o ingiltere’ye taşınmış olacak, atlayıp ingiltere’ye gideceğiz, ama binbir talihsizlik-karşılamama sonrası gerçekten de tüm macera tatlı mı bitecek?
