Bazen hayat duruyor. Bazense coşkun bir şekilde dur durak bilmeden akıyor. Durduğunda -özellikle de hoşuma gitmeyen bir yerde durmuşsa- hiçbir şey olmamasından şikayet edip duran ben hayat çok hızlandığında biraz yavaş, önce sindirelim demek istiyorum.
Bugünler böyle. Zaten uykuda en az 2 çok yoğun, duygusal ve maceralı film seyredip yorgun başlamış oluyorum güne. Yorgun ve aşık. Hep aşık olunası bir kız oluyor maceralarda. Hikaye dengesi de çok iyi kurgulanmış oluyor, hep başlaması zor ve teferruatlı bir ilişki.
Sonra gün boyu hoş şeyler, kötü haberler. Ortası olmadan. Ülke gündemi (ondan kopuk yaşanabilir mi?) zaten insanı kaçmaya teşvik ediyor. Üstüste kabul edilemez demeçler, o demeçleri savunanlar, ölenleri suçlayanlar, ölenlerin ailelerini suçlayanlar, yıllardır başta duranlar, sarkık bıyıklarıyla üstümüze korku salanlar…
Bu kadarı yeterince bir duygu salsalası yaratmışken sevdiğim insanlarla yoğun konuşmalar -genelde günler kimseyle konuşmadan geçerken. Hafif kırgınlık, bol heyecan. Sonra aklıma ne gelse karşımda. Melesa, Mustafa Avkıran kimdi diyorum, biraz sonra tv’de (a, yaprak dökümündeki sonradan görmeyi o oynuyormuş). Bir konser ne zamandı? Başımı çevirdiğim duvarda cevabı.
Garip olaylardan birinde açtığım kanaldaki konuğun soyadı fazla tanıdıktı. Eski sevgilimin babası. Hiç de görmemiştim adamı. İşinden dolayı başka şehirdeydi. O yüzden kaynaklanan biraz sorunlu durumlar vardı evlerinde. Üstüne adamın mevkisinden kaynaklanan bir gizemi. Bildiğimiz annelere benzemeyen, bazen fütursuzca açık ve sevimsiz annesinin tam tersine. Garip geldi görmek.
Kızına da tam o sabah iki satır birşey yazmıştım -onla ilgili bir olay olmuştu. O da bu aralar cidden kötü olduğunu yazmış. İstediği birçok şeye zamanlıca ulaşmış biri. Ama mutlu değil. Bu durumda, iyi ki demek lazım. Ne zor olmalı, elinden geleni yapıp yine de böyle birini mutlu edememek. (Tanrı adına diyorum).
O tam ben-merkezci biridir. Bir keresinde “başka bakış açısı yok ki. Ben yoksam dünya da yok” türünde birşey demişti. Öyle biri olmak istemem hiç, ama bunun gibi günlerde gerçekten kainatın enerjisi üzerimden akıyormuş gibi geliyor. Bir heyecan bir heyecan.














