h1

II. a. LİTERATÜR

29 Mayıs, 2006

Bu bir makale olsa abstract-özet, giriş ve literatür diye giderdi. İlk yazı bu bloğun özeti olarak görülebilir herhalde. Hoşgeldiniz derken de giriş yapmış olayım. Gelsin sıra literatüre. Bir bloğun literatürü de olsa olsa diğer bloglar olur. Ben neler okuyorum, kimlerden feyz aldım, tek tek bahsedeyim. Hepsi dili başarılı, bazılarının estetiği de çok hoş.
Aylar boyunca kapalı bir çevrede yazdıktan sonra 3 ay kadar önce birden çok blogla tanışmıştım. Bir süre öyle dağılmış bir şekilde çok sayıda bloğu izlerken sonra toparlayıp izleme sıklığına göre ayırmıştım. Bunlar ‘Şu arabayı izle’ dosyasındakiler, kaydedilme sıralarına göre ve kendileriyle ilgili bir planım varsa onu da içererek:

1. Sothyz: Uçarı, keyifli, cıvıl cıvıl. Sayfanın verdiği hisler. Bir süredir yoktu, artık buradan ne editörler, ne yazı işleri müdürleri girecek bloğuna, umarım düzenli yazar.
Birgün bir oyunda Jackson 5 saçımı takıp önüne oturacağım ve çok heyecanlı bir sahnede birden Sothyz diye döneceğim. Cif likit jel melodisiyle söylemek isterdim bunu ama bilmem iki hecede mümkün olur mu…

2. Ligeia: Kalemini Errol Flynn’in kılıcını kullandığı ustalıkta kullanıyor. Sert de yazmıyor, nerden bu benzetme diye düşündüm, bloğun isminden tabi. Ve çok net, çok estetik sayfası. Kedili minik büyücü figürüne bitiyorum, onu da yazmadan geçemiycem.
Birgün cidden Devlet Konukevi’ni kiralayıp maskeli bir balo vermek isterim, maskeleri sever sanırım Ligeia Hanım.

3. Margotto: Ailemizin Margot’su. Bizim enteresan bir market zincirimiz var, Trader Joe’s. Kendi ürünlerini de satıyorlar çokça. Makarna, sos, zeytinyağı gibi İtalyan ürünlerinin paketlerinde Trader Giotto oluyor isimleri, krem, sabun gibi Fransız ürünlerde Trader Jean. Margot’nun yelpazesi daha geniş. Margotsan, Margotto (ki bence dondurmacı küçük kız kategorisinden Margottina daha musait), Margot veya Margaux, Margolainen, Margoçoğlu…
Margot ile bir Roma dondurmacısı açcaz ama henüz onu haberi yok. Köşe hazır, o dondurma çeşitlerini seçme sürecinde dahil olacak projeye.

4. Çiçek açan Melis: Sevindi mi seviniyor, üzüldü mü üzülüyor Melis. Bazen çiçek açıp bazen soluyor. Ama insan hiç oyunundan resimler koymaz mı, Melis, bak Nurgül hergün koyuyor provalarından resimler, yoğun istek üzerine. Bir de mini ile yakışmışlar birbirlerine. Bir mini koleksiyonum olursa birgün, söz biri ona (bence en güzeli krem rengi).

5. Ece: Bir göl kenarında olduğunu yazmıştı bir yazıda Ece. Ben bunu Cenevre Gölü olarak algıladım, demek ya Lozan ya Cenevre’de. Veya Como gölü kenarında George Clooney’nin komşusu olabilir. Ocean’s 12’deki Vincent Cassell’in fena bir terası olmayan villası onunmuş da film için kiralamiş hatta.

6. Celerone: Celerone’u işlemci olarak pek beğenmesem de bu Celerone çok düzgün bir yazı tarzı, kolay empati kurulabilecek anlatılarla gözdelerimden. Bu arada ben hala davetiye bekliyorum, hergün posta kutuma bakıyorum gerçi ama olay geçti galiba.

7. Jelatin:: Aman Jelatin Hanım, Yandım Jelatin Canım. “Canımsın Jelatin ve sana e-mail yollamak istiyorum” derse tabi insanın aklına bu şarkı dolanır. Sanmıyorum ki bunda yalnız olayım.
Birgün bölümde önüme bakarak dalgın dalgın yürürken “bu ayakkabılar.. aman Tanrım.. yoksa siz.. olamaz.. uyandırın beni.. bu bir rüya olmalı”. Bu sahne, kaçarı yok, gerçekleşecek. Aslında Jelatin’i 60’larda Aspendos’taki Zeki Müren konserlerinden birine götürmek lazımdı ama ah, kahpe felek.

8. ahhbuben: haha, çok eğleniyorum ben bu sitede. Uykusuz uykusuz yürürken önünde bıçak çeken adama “git ya işine, bir de senle mi uğraşıcam” demesi müthişti. O çok iyi bir komedyen.

9. Ç: Bazılarını tanıdığınıza mutlu olursunuz. Çok uzaktan, çok kısa süreliğine de olsa. İlk gördüğümde en hoşuma giden blog ismi ve en başarılı blogspot dizaynı seçmiştim zaten onunkini.

10. Düygü: Herşey onunla başladı. İlk onu tanıdım, oradan atladım diğer bloglara biranda. Aslında Duygu o dosyada değil, ayrı bir yerde bookmark’ı, çünkü o arkadaş statüsünde. Ayrıca milli yengemiz Duygu, google’da yengeyi aratınca 1 numarada çıkan bir insan o.

Bu dosyada birkaç sayfa daha vardı, hep ben hep ben anlatımlarından, politik tavırlarından rahatsız olup çıkardım. Ama bu kadarı da az gelmeye başladı. Diğerlerini gözden geçirip birkaç sayfa daha eklesem iyi olacak. Mesela Sunshine. Bir de evde Akşam’ın Brunch ekini buldum, o da ayrıca komik oldu.

Reklamlar

11 yorum

  1. aman efenim ne devlet ne devlet bu yorumlarınız…mutlu ettiniz çiçek açtırdınız. sevgiler.


  2. Efendim,
    İlk üçe girmişim kaydedilme sırasında, kendimle bir kere gurur duyuyorum bu biir. Ayrıca adıma dondurmacılar açılıyor, Roma dondurmasında bir numaraya oynuyoruz bu ikii, yetmezmiş gibi yelpaze geniş olduğundan ilerde zincir olma olasılığımız da var. Eh gelecek parlak görünüyor buradan 🙂
    Şaka bir yana, çok sağol canım komşum!


  3. Güzel olmuş yeni mekanın…Hayırlı olsun Herdem …

    Hımm..Bu arada neden olmasın 🙂


  4. Güzel olmuş yeni mekanın…Hayırlı olsun Herdem …

    Hımm..Bu arada neden olmasın 🙂


  5. – ne demek, görevimiz Melis.

    – Margotcuk, ama bak baştan anlaşalım, ben pek zincir sevmem. Dükkan köşesinde güzel diye düşünürüm. Ama pek başarılı olursak nazar bonuğu niyetine Tokyo’da veya Kyoto’da bir adet Margotsan açabiliriz.

    – Cece, sağol, gerçi geçici burası, ben sıkıcı-kısıtlı bulmaya başladım.
    ‘Neden olmasın’ olan nedir, mesela ben de kiralayabilir miyim senin Como villanı? Aslında herhalde kiralayamam ama terasda uykutulumunda yatabilirim mümkünse.


  6. açık konuşmayı severim. gülmekten gözümden yaşlar geldi. ceksın fayff yerine bonus tavsiye ediyorum, fosforlu yeşil olanlardan olsun ki, gözümü alsın.
    çok duygulanarak buraya bir güfte yazmak istiyorum. bestesinizi biliyorsunuz.

    mutfaktan başlarım, uçarım, okşarım, yumuşağım. sildiğim yerde tüy bırakmam.
    neşeyle çok az zamanda, uaçrım yetişirim her yere. içini, dışını, sağını solunu, her şeyin üstünü, banyonuzda her yeri.
    silip silip geçerim en sonunda kendimi de yıkarım.
    adım balerina cif, temizlik bezinizim.


  7. Bu yorumda beni pek sevindirdi şimdi. Reklamın bir oynayışında olsun, deterjan şişesi yerine sizin oynatsalar keşke de sizden dinlesek bu değerli güfteyi, siz dansederek dolaşsanız odadan odaya, fayanstan fayansa.


  8. hahahaha, reklamın prodüksiyonu biraz uğraştırır ama buradan bir cingıl sözü veriyorum.
    balerina cif mi olsun, yoksa cif likit jel mi?


  9. ikisini de bilmiyorum ama ben. maçların devre arasında çıksın, hemen yazacağım. tercihen şöyle hem mutfak hem banyo fayanslarını boydan boya dolaşan birşey olsun.


  10. tamam o bahsettiğin balerina cif.
    italyadan soprano getirttim sırf bu cingılı söyletmek için.
    http://sothyz.pseudose.com/stuff/balerina.wma


  11. müthiş. çok duygulandım gerçekten.
    böylece farklı bir medya kullanımı da girmiş oldu bu aleme. tüm sanallıklar içinde çok gerçek, çok harbi gelecek bundan sonra bana Sothyz.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s