h1

Kupa bülteni – akşam baskısı

21 Temmuz, 2006

– Nerde kaldın sen, iki hafta olacak neredeyse
– Napiim, ben kendi gündemimi izliyorum. Hem gazete miyim ben…

Kupayı kapatayım dedim. Vedalaşalım artık.

En sıkıcı takım: 1.İsviçre, 2.İngiltere, 3.Portekiz, 4.Fransa

Eleme turlarında 10 maç oynasa gol atamayacak gibi duran takım: İsviçre, Portekiz

En yazık takım: Arjantin, Meksika, Fildişi Sahili

En Brezilya takım: Arjantin

En beklentileri(mi) karşılamayan takım: Sırbistan, Hollanda, Paraguay, Tunus, Hırvatistan

En 30+: Çekya (bu ülkenin adı değişmeyecek mi, Avrupa Şampiyona’sından sonra öyle bir teklif verilmişti)

En beklentileri karşılayan takım: 6. kez çeyrek finalde elenen İngiltere

En körün gör dediği: Brezilya’nın ilk turlarda elenmesi (gerçi Fransa’nın da öyle elenmesini bekliyordum)

Turnuva boyunca en çok aşama kateden futbolcu: İlk turlarda pek birşey yapmayan Zinedine abi

En güme giden: Muhteşem kariyerini muhteşem bir oyun ve final maçıyla noktalayan Thuram

En Avrupai teknik dir. kararı: Yorke’u ön liberoda oynatan Beenhakker

En Türk manşet: (Japonya’ya 2 gol atınca Milliyet’te) Cahill Cesareti

En kullanılmayan yetenek: Lionel Messi, Cicinho

Dakika başına en çok çalım: yine Messi

En güzel maç: Almanya-Arjantin, İtalya-Almanya (sanki başka iyi bir maç vardı hatırlamadığım, yoksa yok muydu)

En oynanmayan maç: 2.yarısı net olarak 15 dk. kadar oynanan Hollanda-Portekiz

En tahminci: Ben –şurada, en sonda- hoho

En iyi yorumcu: Kupa başlamadan İzmirtv’de gördüğüm genç bir yorumcu

En sinir bozucu: Eleme turu maçlarını İstanbul’dan anlattıran ve aynı saatteki iki maçtan birini yayınlamayan kanal müsveddesi, sürekli Arjantin’e gol atan İtalyan futbolcu Grosso gibi şeyler yumurtlayıp duran, hiçbir şeyden de anlamayan yorumcu ve spikerlerimiz

En sürpriz takım: Almanya

En takdir: Klinsmann (ve Löw)

En çıkış yapan oyuncular: kolu sakatlanana dek Lahm, Maxi Rodriguez, Grosso

En şanslı oyuncu: Zaccardo kendi kalesine gol atınca formayı kapan Grosso

En üstün adamlar: Buffon, Ayala, Cannavaro, Zambrotta, Thuram, Pirlo, Gallas, Sagnol, Makalele, Heinze

En Tuncay (tekniksiz takımı ateşleyen): Ribery

En sıkıcı futbolcu: Christiano Ronaldo, Pauleta

En iyi teknik dir.: maalesef Domenech (Lippi’nin Pekerman’ın da forvet seçimleri kötüydü, ikisi de son maçlarında takımı çok geri çekti)

En garip teknik dir. seçimi: Forvet olarak iki sakat adam ve istikrarsız Crouch’la takımında hiç oynamamış 17 yaşındaki Walcott’ı getiren Eriksson, önceden kovdukları Eriksson’la kupayan gelen İngiliz FF

En karar verilemeyen: İtalya defans yaptı mı yapmadı mı?

En yokluğu çekilen: Danimarka ve bir sürpriz takım

En kafamı karıştıran olay: Arjantin’le neredeyse başabaş oynayan Almanya’yı ezen İtalya’nın Fransa karşısında bu kadar ezilmesi

Reklamlar

11 yorum

  1. evet klinsi…


  2. bir kaç ekleme;

    Arjantin-Meksika macı en iyi maçlardan,
    arjnatin ön liberosu Mascerano enüst adamalrdan,
    Wiltord en sıkıcı adamalrdan,
    Ve İtalya defansın allahını yaptı..zaten baska bi halt etmediler ki..


  3. 🙂 güzel karne!
    bi önceki önceki posttaki diziyi izlemeyi denemek istiyorum…


  4. sondan başlayıp: lizzle, garip bir sevimliliği olan bir dizi. umarım seversin. showtv’deki ekran büyütülmüyor sanırım. çok rahat seyredilmiyor ama bir dene istersen. alternatif olarak gece 04 civarı (! – aklı başında insanlara öneremiyorum demiştim) yayınlıyorlar tekrar. bir 13 bölümü bitirdiler, sonraki gün baştan başladılar. ya da şöyle 5-8 yıl sonra filan dvd’si çıkar belki.

    zizu abi, haklısın, Arjantin-Meksika’yı da düşünmüştüm, Mascherano’yu da. Mascherano’ya geçen gün yıllar önceki bir gazete küpüründe rastladım. Birkaç yıl dünya gençler şamp.’nın yıldız adaylarındanmış.
    İtalya, biraz karışık bence. İlk iki maç pek defans yapmadılar, dengeliydiler. Sonra 9 kişilik ABD’ye onlarca pozisyon verince geriye ağırlık verdi Lippi. Almanya karşısında Chelsea gibiydiler, sanki atağa çıkmak için savunmayı kullandılar. Final maçını dediğim gibi çözemedim. Sanırım aynı oyunu oynamaya çalışıp beceremediler.
    Wiltord’a da katılıyorum.

    Skoer, ne kadar Klinsi’ydi, ne kadar bizim Löw’dü, merak ediyorum ben de. Aynı Löw’ün Fener’deki sistemiyle oynuyordu aslında takım. Ama tek başına Löw aynı şey olmazdı herhalde, özellikle kupada.


  5. teşekkürler
    gece 04 civarı uygundur.:)
    aklı başında değil miyim ben şimdi?:P


  6. yok canım, öylesin tabi, yani aklı başında gibisin. o yüzden pek sana önerememiştim rahat rahat, ve başka yollar düşünmüştüm.
    ben de ayaklardayım bu aralar o saatlerde, bazen aklı başında olmamak evladır, di mi..


  7. ribery ye ayip etmisin, teknikten cok anlamam ama, ruhunu sahada teslim edicekti, takim gazlamaktanda cok cabaladigini dusunuyorum.


  8. ayıp ettiğimi sanmıyorum. takımı ateşlemek, gazlamak anlamında değil, takıma coşku kazandıran, ileri sürükleyen. Tuncay da önemli bir sıfattı bu açıdan. Kendi takımın için riskli ama karşı taraf için tehlikeli futbolcular bunlar.
    Rıbery olmasa kesinlikle finale çıkamazlardı. Hatta finalde de o ve sol paraleli Malouda çok kritik adamardı, ileride basmak adına.


  9. Onu da dusundum aslinda ama, Ribery’nin hizlandirdigini sadece oyundu, ben top Ribery’e gecince ekstra hizlanan, bir takim goremedim. Malouda Ribery kadar etkin degildi, cok kritik oldugunu da dusunmuyorum, top soldan pek akmadi. Ribery’nin oyun, Tuncayin takim konsantrasyonunun daha baskin oldugu kanisindayim. Tabi boyle soyleyince sickprincess git evine yemek yap diyen de cok oluyor.


  10. evine git yemek yap demiyorum, demem de. ama yani anlamamak ve ters düşecek bir konu bulmak için çabaladığını düşünmeye başladım Ümran. önce 31 adet madde içinde tek katılmadığın şeyi bulup yorum yapmışsın, iyi, olabilir. bu senin tarzın diye anlıyorum. ama o da Ribery için benim de düşündüğüm şeylerdi zaten. çok çabaladığı, çok enerji harcadığı. bunu açıklayınca alışmışım ki karşımdaki insan ‘a, tamam o zaman, aynı şeyi kastetmişiz biz’ der. bu uzun ve rahat bir konuşma olmadığı için, ikişer cümleyle anlaştığımız için bu yanlış anlaşma olasılığına kontenjan tanımak gerekiyor çünkü.

    oysa sen böyle yapmayıp yine tartışacak bir kelime arıyorsun. konu mühim değil. ben tartıştığın onca yerde seni savundum (içimden veya dışımdan), ama farkediyorum ki senin tartışmacı kimliğin de çok zorluyor karşındakini.

    konuya dönersek takımı hızlandırdığını yazmadım, ileri taşıdığını yazdım. Fransa yavaş bir takımdı ve 3-4 kişiyle hücum yapıyordu. Ribery olmasa örneğin İspanya maçındaki gol olmazdı ve elenirlerdi. birçok maçta da orta sahadan ileri taşınmazdı toplar. Malouda da hücumda çok etkili olmamış olabilir ama ikisi İtalya’nın yarı sahasından çıkamamasını sağladı.

    Malouda dışında anlaşamadığımız bir konu göremiyorum ama sen bulabilirsin yine. cümleleri nasıl yazarsan yaz farklı anlamak mümkündür çünkü. bu burada yazdığım ilk sinirli yorumdu, son olur umarım. kusura bakma bunun için ama bu kadar önemsiz bir konu üzerinden anlarsın diye yazıyorum. ve seni ciddiye aldığım için. ama çok tartışmacı üslubun beni ciddiye almayın der gibi aslında.


  11. kim neyi tartisiyor, noluyoruz, o son sozu de yanlis anlamayin, latife olsun, ortam isinsin diye yazdim. Neye sinirlendiniz anlarsam, ve de muhakememde haksiz yonumu gorursem ozur de dilerim… de anladiysam, arabin yalellesi olayim. Banane Ribery’den babamin oglu mu? Bunun icin sizi zorlayip tartisip, sinirlendireyim. Ciks yapmam.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s