h1

home alone 3

21 Ağustos, 2006

Ağustos ayı bugüne dek -biraz Mathy tarzıyla olacak, biraz da uzayacak artık-:

– 18 gün boyunca net bağlantım yoktu. Yıllardır ilk defa. Geçen günlerin en iyi tarafı da bu oldu, bağımlılık endişem vardı çünkü. Trainspotting’de ailesinin odasına kilitlediği Ewan McGregor gibi hissetmedim neyse ki. Gerçi benimki onun kontrollü uyuşturucu aldığı döneme benzedi, arada 2-3 kere AtSineği int. cafeye gidince.

– Bolca mecburiyettendi sahil kasabasında bulunuş. Aşağıdaki yorumlara bakılırsa biraz şımarıklık ediyorum şu an çalışanlara göre. Ama yazlık muhabbetinden gerçekten hazzetmiyorum, onu bir tatil olarak da görmüyorum. İçinde en ufak keşif, macera, gezi barındırmıyor. Zaten kimsenin kıyıda yazlığı olmamalı. İsteyen kır evi yaptırsın, kumsallar da herkesin olsun.
– Döndüm ama bu kent şu an yaşanacak gibi değil. Akşama doğru 7’de 8’de bile sıcak esiyor. Mardin de gidilecek sıcaklıkta değil maalesef.

– Bu yaz ilk defa düzenli araba kullandım. İlk başlarda ne yaparsa yapsınlar sinirimi bozmayacağım, kimseye laf etmeyeceğim diyordum sonsuz bir hoşgörüm varmış gibi, ama bu bildiğiniz gibi mümkün değil. İlginçtir, otobanda şehir içine göre çok daha iyi oluyor sürücüler, ama arada 1-2 kişi o hızda giderken önünüze kırınca siniriniz oynuyor.

– “Sen gittikten sonra plajda son kalan iki kız yediler bitirdiler seni bakışlarıyla”, “Yok canım, onlar bizim bıcırığa bakmıştır”, “Hayır, sana bakıp senden konuştular canım, duydum”, der yengem. Beni masanın eğlencesi yapıyorlar böyle bazen. Keyifli. Ama sonraki gün ben döndüm maalesef.

– Gidiyorum yalnız, geliyorum yalnız, kutlamalar yalnız, sıkılmalar yalnız. 5 yıldır hayatıma çöken birşeyleri kaçırmışlık ve yanlışlık hissi geçmeyecek sanki. Beklenen mutluluk gelmeyecek, nedeni de hep şikayet ediyor olmam.

– Sezen tersini söylüyor Sızı‘da.

sizi

– Alaçatı çok şirin, minik bir Bodrum olmuş. Ama çok minik. Yani 1-2 akşamda biter, sonrası sıkıcı gelir sanırım. Yalnız Alaçatı’ya gidecekler orada deniz var sanmasın. Deniz yakın değil, arabasız gidecek kadar. Bu arada hoş birkaç dükkan var ama satıcılar resmen boş bırakıyorlar dükkanı. Benim gibi işinin ehlileri ne yapacağını bilemiyorlar bu durumda. Ama neyse ki iş ahlakı diye birşey var (sonra bahsederim meslek kurallarından).

– Bir olay oluyor ve ben yanlış birşey yapınca çok kızıyorum kendime. Bir aksiliğe yolaçan veya güzel bir şeye yolaçmayan birşey. Sanki onu doğru yapsam herşey güzelleşecek. Bir süre sonra ama, başka birşey oluyor ve aklımı alan o oluyor. Bugün apt.da daha önce görmediğim bir kızın paketlerini taşımaya yardım teklif etmediğim için (ama apt. çok karışıktı o an) uykum kaçtı. Kendimi sevmiyor muyum acaba artık?

– Apt.da bir düğün var galiba. Sürekli yirmişer kişi girip otuzar kişi çıkıyor. Oysa bence düğünler yasaklansın. Çevredeki mutsuzları düşünerek değil de ülke tam anlamıyla silahsızlanmadıkça. Sabırsız gelin-damatların baskısıyla olur belki.

– Sanmam ki kimse benim kadar anahtarını kapı üzerinde unutsun. Tersini iddia eden olursa önümüzdeki 6 ay üzerine bahse girebilirim -ki bu bahis iki tarafa da yarar sanırım-.

– Yokken yazılarımı aso.com.tr’ye koymuşlar. Nasıl bir yerdir şimdi garip misafirlerim olacak mı bilmem. Aman, boşver. Daha önemlisi, zizu‘nun BuenosAires yolculuğu ciddiymiş. Yakında bize pek mümkün görünmediğine göre ona ısmarlayalım artık Buenos resimlerini, kartpostallarını. Bu bahaneyle selamlar olsun Fernando de Noronha adası civarına, maceraperver özlemlerle.

– Dün akşam tanımadığım bir numaradan mesaj geldi, bana mail atmış ama adres yanlışmış galiba, tekrar yazar mıymışım. Onu ve numarayı tanımam gerekmiş gibi yazmış. Mailden bahsetmese yanlış numara derdim ama değil sanırım. Ben de tanıyormuş gibi zarif -ve genel- ifadelerle yazdım, nasılsa yazınca anlarız diye. Çook merak ediyorum.

– Rakı çok az içerim, iyisinden anlamam belki, ama belki de çocukluktaki o kadar yudumun etkisi olmuştur. Efe’nin zor bulunan yeşil yaş üzüm rakısı çok başarılı.

– DBS (dünya basketb. şamp.sı) çok zevkli başladı. Ve basket ne üvey evlat, o da 4 yıl da bir yapılıyor ama ilgi yok gibi birşey. Oysa uzun yıllar sonra istekli ve iyi bir kadromuz var.

_________________________________

ekleme: maalesef ben sadece merak edemiyorum, tahminde bulunmadan ve tabi biri olmasını dilemeden. Ama benim dileğim gerçekten pek olmayacak birşeydi, bir süredir mailimi yazdığım tek kişi olmasına rağmen. Olmayacak birşey olması belki de güzel gelen. Olmadı zaten.

Reklamlar

3 yorum

  1. ben bu şarkıyı en çok severim.
    eyvah aklıma getirdin şimdi dönüp duracak.


  2. ben demiştim di mi ahh, siz yazın ben renkli yüzeye düşürürüm diye. Beyazdaydı, sildim üstteki gereksiz comment’i. Ama gerçekten gereksizdi, aso.com.tr’ye yazınızı koyduk zımbırtısı.


  3. hakketten mathy tarzı olmuş…benim erkek halim…:P



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s