h1

sema – ekho

4 Eylül, 2006

Gitmeden alışverişler vardı tabi. Önce biraz alışverişten manzaralar:

1. Braun: Bir traş makinası eleği ve bıçağı alacağım 3 aydır. Başta gittiğim dükkan oyalayıp durdu, o an kalmamış, yarın gelirmiş. Bu uğradığım her seferinde olmak üzere 2 ay sürdü. Sonunda Konak’taki servisin varlığını söylemek zorunda kaldılar. Ondan da 1 ay sonra Konak’taki o muğlak adrese (Emniyet Md.lüğü’nün arkası) gidebildim, napiim sıcaktı. Elek var, bıçağın uyanı var. Kaça? 58. Kuruş mu? Ya ben makinayı bundan ucuza aldım be. İnsaf. İlgilendirmedi mi sizi? Napiim canım.

2. eXpress: Kendimi ait hissettiğim bir dergi bu. Tabi, yıllar önceki eXpress değil. Arada kapandı mecburen, sonra post-eXpress olarak tekrar doğdu -küllerinden. Yakınlarda yine eXpress oldu. Şimdi düşündüm de insanın dergileri olmalı, hayata bağlanırken. Hep vardı benim güzel yıllarımda, Gırgır, Hey, Onyedi (gerçi onu tam benimsediğim söylenemez), Sokak (ah, o efsanevi Sokak), Hayalet Gemi, deli, eXpress, France Football, Sight&Sound.. sonra yok oldu, benim de hayatım eksildi zaten aynı dönemlerde; paralel.

eXpress’in bünyesinden Roll’la Meşin Yuvarlak da çıkmıştı. Roll kulağı geçti de M.Y. her iyi futbol dergisi gibi satmadı. Bu sayıda da bir güzellik düşünüp Oscar Wilde’ın Sosyalizm ve İnsan Ruhu kitabını veriyorlarmış. Ben her durumda alırım onu, bazen sadece destek olmak için. Ama bu durumda kalmamış. Pek satan yer de yok. Mecburen D&R’a yollandım. Dergilere bakan kız “a, var tabi eXpress, ayrıca Git de geliyor artık. Gerçi şu an kalmadı, ama Salı yeni sayısı gelecek” dedi. “Git mi? Ben size sormuştum, di mi onu? Ama siz nasıl hatırlıyorsunuz, ben bile unutmuşum.” Kupa başlamamıştı o zaman, demek ki 3 ay öncesinden bahsediyoruz..!

3. Gelelim Sema’ya. İletişim’de çalarken duyup hayran kalmıştım, şöyle 2 aydan fazla önce. Anında alamam ama ben pek, sonra gittiğimde kalmamıştı. Ben de oradan alayım diye tutturdum. D&R’a hiç para kazandırasım yok, tersine İletişim’e kazandırasım var. Dün mecburen DoğanRizzoli’den aldım.

Sonra bugün ntv radyo’yu açtığımda çalan şarkı ‘a, kesin o’. Arada hiç dinlemediğim halde. O kadar orijinal bir tarz. Sema da katılmış programa. Tam dün anlatmaya çalıştığım (ama sanırım pek de anlatamadığım) tarzda konuştu. İşini iyi yapan ve rahat. Tiyatro yapıyormuş, 5.Sokak Tiyatrosuyla. “Çok uzun süre şarkı söyleyebilirim. 48 saat söyleyebilirim herhalde. Ama şarkı söyleyip alkış almak nedir ki? Maksat bir kavram olsun, fikir olsun”.
16 Eylül’de (yoksa 17 miydi, tarihe güvenmeyin) Galata Kulesi’nin dibinde bir Arjantin tango grubuyla konser verecekmiş. Gidin lütfen, benim için.

Reklamlar

6 yorum

  1. gitmek: yarın demire çarptığım ayak parmağımın kırık-çatlak filan olduğu ortaya çıkmazsa tabi. gerçi her olasılıkta gidilecek, kaçarı yok. gerekirse ayağımı peşimden sürükleyip perş. derse gireceğim. görmediniz mi basket milli takımını…


  2. gideriz:)
    kahve ve bloglar okuma, emailler yazma:) daha çok sanatçı keşfetme. Güzel bir ay olucak sanki:)


  3. iyi yolculuklar.arrivederci!


  4. teşekkür ederim çocuklar ya. artık böyle laubali olacağım sanırım sizinle -izninizle-.

    lizzle, bugün google’dan biri “eski şarkılar ve tango galata kulesi”ni arayarak gelmiş buraya. konseri duyup bilgisini arayan tek ben değilim galiba.


  5. biraz sosyal olasanız_ insan içine karışsanız? nete kafayı gömüp hayal dünyalarında gezmeseniz???


  6. ha?



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s