h1

konuşan cüceyim ben

6 Eylül, 2006

Şimdi fikir şöyle gelişti: Münih’te geçireceğim bir akşam vardı ve metroda elimde haritalar, biletler karışmış bir şekilde oturuyor, ikide bir birilerine birşeyler soruyor ve ikide birşeylerimi kaybediyordum. Feci bir turist durumu yani. Nasıl bıkmışlardır bu insanlar böyle turistlerden diye düşündüm. Sonra da yok canım, Münih’e özellikle kim gelir ki, yoktur o kadar turistleri, dedim. Bunu söyleyen olursa da “a, niye, ben seviyorum sizin şehrinizi” şeklinde teselli ederim diye düşündüm. Ama özellikle buraya turist olarak gelir miydim, istesem vize alabilir miydim, niye vermezlerdi diye akış devam ederken yetkililerin akıllarından ne geçeceğini ve durumu idrak ettim. Başka bir bahaneyle vize alıp kaçak olarak orada kalırım veya başka bir Avr. ülkesine geçerim diye. Yani aynen o anda yapabileceğim gibi. Transit bahaneyle vize aldım, işte buradayım; bakınız ne güzel. Ne gerek var istemediğim bir yere transfer olmaya, burada kalayım, bir süre sonra da daha da sevdiğim bir yerlere giderim. Bunun için ihtiyacım olan herşey, yani sağlıklı bir ben yanımda.

Tren istasyonuna gidip Paris’e tren saatlerine baksam mı, hatta informasyon köşesi açıksa Nice’e nasıl aktarma yaparım diye bile sorabilirim. Bunlar anormal bir hızda geçti aklımda. Gerçi çoğu düşüncenin geçtiği hızda desek daha doğru. Sonra metro treni geldi, ben bindim. Akıllı, uslu ol dedim kendime. Artık sorumlu davranma kararı aldığım için -önce 5 yıl önce, sonra bir daha 3 yıl önce- yola çıkmadım mı ben -gerçi aynı sebepten de değil mi ıstıraplarım-…

Ama 100 filan değil, şöyle 8-9 hayatım olsa (bkz. Smoking-No Smoking) birinde gerçekten giderdim oradan Nice’e. Sabahki uçağımı, beni bekleyen hocaları ve öğrencileri eliboş bırakıp. Bir tek benim yerime DC’ye giden bavuluma üzülürdüm ama onu da naapar eder aldırırdım herhalde bir şekilde.

Gelecek program: Münih izlenimleri. Bu sinemada

___________________________________

Başlık, Radyo ODTÜ’de sabahları bilmeden beni her zaman çok güldüren (yani herhalde birilerini güldürdüğünü biliyordur da beni düldürdüğünü bilmiyordur) Ege Kayacan’a sevgilerle.. Bir kızı olmuş, tebrikler.

Reklamlar

5 yorum

  1. ne güzel:)
    yeni bir şehri, ya da eskiyi keşfetme alışkanlıkların var mı? varsa neler?
    iyi yolculuklar:)


  2. o bahsettigin bence hayatin kendisi lizzle. istanbul-halic civari olsun, veya tarlabasi, gayet fazla bildigim izmir’in kemeraltisi olsun, yeterince gezememenin eksikligini hissediyorum damarlarimda. tabi en cok ve en cok da bilmedigim bir sehrin sokaklarinda kaybolmayi. daha demin bolumun sekreterine dedim ayni seyi, o Irlanda’ya gittigini anlatirken. karsima cikana soyluyorum zaten bunu.
    gerci, haksizlik etmeyeyim, azicik istanbul gezdim, tunel civari, azicik alacati gezdim 1-2 saat, o kizin bu kizin pesinden karsiyaka gezdim, alsancak gezdim..


  3. evet hayat:)


  4. trenle gideceğine uçarak gitsen daha ucuza gelirdi sanırım münih-nice. paris-nice’i 130 civarında bulursan şanslısın hatta yani. bir de aktarmalı olur, marsilya üzerinden gidersin herhalde ve zor yani… aklında olsun.


  5. yahoo’da gördüm, ç. diye birinden yorum gelmiş. böyle çıkıyor orada ismin ç., güzel di mi?

    bense treni zevkin bir parçası olarak görmüştüm halbuki. gitmek değil, gidiyor olmak mühim (veya varmak değil, gitmek), o yüzden mümkün olduğunca uzun sürmeli. geze geze, göre göre. ya tren, alternatifi: oto-stop. bilmediğin bir dilde, çok hoş olurdu.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s