h1

11 Eylül, uykumu rahat bırak!

3 Ekim, 2006

passiflora_incarnata.jpg

Hayatımın en kötü kararını verip (gerçi diğerini yapsaydım bunu bilemezdim; aynı mantıkla hala bilemem) buraya ilk gelmemden 16 gün sonra oldu 11 Eylül. Hatta bunun durumu doğrular birşey olduğunu düşündüm. Acıları paylaşmayı severim.

İşin ince taraflarını, ülkede o anda pek farkedemedikleri şaşkınlığı, ikide bir bazı endişelerle boşaltılan binaları, doğululara şüphelerini, birara ciddi korku yaratmış antrakslı mektupları, itici bayrakları filan bir kenara koyalım, benim hayatıma en direk etkisi terörist diye içeri atılma olasılığı olmuştu. Çünkü ben makas taşırım!

Saldırılardan sonra hava taşımacılığının önemli adamlardan oluşan komisyonu toplanıp çok önemli buluşları olarak artık makasın bir silah olarak algılandığını açıklayıp yasaklamışlardı. Ama ben yanımda hep makas taşırdım. Gazeteden birşey keserim, bazen öğrencilere dağıtmak için birşeylerin fotokopisini çekip kesip birleştirmek gerekirdi, veya birgün pilotu etkisiz hale getirmek gerekir diye filan.
11 Eylül’den birkaç ay sonra da Washington Post’un ön sayfasında vardı: “Uçağa makasla binmek isteyen Arnavut öğrenci yakalandı!” Gözlerim büyümüştü, o bendim. Hatta mendillerin arasına mı ne sakladığı makası bulmuşlar filan. e, tabi ki, herşeyi birbirinin içine koyarsın ki az yer kaplasın. [Nerde acaba şimdi o Arnavut oğlan?.. Herhalde hemen bırakmışlardır, tabi hala Guantanamo’da değilse…] Ben de hep yanımda taşıdığım çantamı uçağa yanıma aldığımdan uçuş gününden bir gece önce her yere post it’ler koyardım, MAKAS yazan. Hala bir yerlerden çıkabiliyor o post -it’lerden.
passiflora-1.jpg

Neyse, makas meselesini sorunsuz atlattık. Aynı komisyon geçen yıl o kırtasiye makaslarıyla artık kimseye zarar verilemeyeceğine karar verip serbest bıraktı. Ama bu sefer de yazın sonundaki hala ne olduğu anlaşılamayan olaylardan sonra yeni yasaklar getirildi. Her türlü sıvının artık uçakta tuvalete girip bomba haline getirilebileceğini keşfettiler. Her türlü sıvı… Bu çok geniş bir tanım. Hele benim için:

Pekmez: hayatın kaynağı, sağlığın tanımı.

Kolonya: kolonya işte. Çok bunaldın mı mendile döküp alnına koyup gözlerini kaparsın. Yapmadım hiç ama neden olmasın.

Şampuan: insan seçici olabiliyor.

Boğaz gargarası: çok gerekli.

Bunların hiçbirinin de bavulda gelmesi mümkün değil, çok riskli. Oradan oraya atıyorlar o bavulları, üstüne diğerleri geliyor, kesin patlar. O yüzden hepsi yanımda geliyordu. Bu olaylardan sonra hepsini kaybettim. Ama hepsinden önce cidden çok mühim başka birşeyi getirme hakkımı kaybettim:

Passiflora. O doğanın bize hediyesi, eczacılarımızın en önemli buluşlarındandır. Heyecandan, endişeden için içini, miden kalbini yerken bir damlası seni huzur denizinde yüzdürür. Tansiyonun bir anda 22’den 10’a, nabzın 150’den 60’a düşer. Bazı geceler uykunun gereği ve şartıdır. Yan etkisi bilindiği kadarıyla yoktur. Daha ne olsun..

779px-passiflora_vitifolia.jpg
İsmi pasifleştiren çiçekten gelmiyormuş sandığım gibi. Passion flower’dan geliyormuş. Passion da Passion of Christ’tan. Bu kıtaya gelen ilk İspanyollar çiçekteki şekili haçtaki İsa’ya benzetip böyle demişler. Yüzlerce çeşidi var. Sayfayı tropikal gösteren görünümleri var. Ama bende o büyülü sıvısı artık yok. Bu durumda içimden ösym götümü ye şarkısını söylemek geliyor nedense -o güvenlik komisyonlarına-, düzeyi düşürmek pahasına.

Bu da passiflora’yı ararken çıkan hamak:

passiflora-hamac.jpg

Reklamlar

10 yorum

  1. hani kirpikleri sıkıştırıp kıvırtan bir alet var ya işte yanında ondan taşıyan bir arkadaşım vardı okuldayken. biz miskin miskin çimenlere yayılmışken o üşenmez bir koşu tuvalete gider kirpiklerini kıvırtır gelirdi. o geldi aklıma okurken.
    bir de deprem sonrası herkesin su gibi passiflora içtiği günler geldi aklıma.
    bizim oralardan tanıdığım bir kaç eczacı “bir doğum kontrol hapı bir de passiflora peynir ekmek gibi sattı depremden sonra” der.

    neyse neyse
    çiçekler,dantelli hamak falan derken hanımhanımcık bir sayfa olmuş. biyerlere de kelebek kondursaydın tam olacakmış:)
    eline sağlık.


  2. simon,öksürük şurubu daha etkilidir, bak adı üstünde etkili. ne diyeyim bilgilendirici bir yazı olmuş. hamak kısmı şimdi çok ilgimi çekti.

    annem her yıl geliyor oraya ve ablamlar memur zihniyetli olduğu için kadının bavuluna diş fırçası bile koydurmuyorlar. geldiğimde görürsün, neler çıkacak bavulumdan. anneminkine de çaktırmadan sucuk-pastırma koymuşluğum bile var. evet ben de hâin evlât ökkeş’i andım şimdi durduk yerde.


  3. hamak pek güzel…


  4. bunuel’in de lazım olur diye, alet edevatla (tornavida, çekiç, ingiliz anahtarı vs)yolculuk yaptığını okumuştum (son nefesim’de sanırım). makasınızdan ayrılmamanıza sevindim.

    pasif floara’dan hamağa geçiş hoş olmuş, şanslısınız.

    hoşçakalın.


  5. artık okuyucularımı tanıyorum sanırım. hamağın çok ilgi çekeceğini biliyordum.

    ahh ama yani beni kirpiklerini kıvıran kıza mı benzettin sen şimdi. benim de 8:40 derslerine -ki ben topu topu 1-2 kere girebilmişimdir o derse- saçlarını kuaförde yaptırıp gelen bir arkadaşım vardı, ama hiç ben onu sana benzetiyor muyum..
    sayfa da çok hanım hanımcık olmuşsa yanlış yapmışız demek bir yerde. çünkü ben tam da -yazının gerisinde kötü kelimeler kullanılmaktadır- piç bir sayfa olsun burası diye düşünmekteydim.
    Ve deprem sonrası prezervatif satışları niye artmış acaba? Korku aşkı azdırır sözü doğru mu demek? Yoksa insanlar bu dünyaya çocuk getirilmez diye mi düşündüler? Yoksa ekonomik zorluklardan mı?


  6. öksürük şurubunu napıcam, öksürmemek için mi, uyumak için mi?

    “geldiğimde görürsün”.. geldiğinde görürüm.. geldiğinde görürüm?..


  7. gayya, evet, ya, ben de istedim gerçekten. açacağım yere alayım bir adet.

    bunuel’e benzetilmek ne güzel. bakın ona diyeceğim birşey olmaz. eserlerimiz de benzer aslında. sadece ben tanınmıyorum pek.


  8. öksürük şurupları iyi kafa yaparlar derler ama denemedim hiç…
    hani ekimden sonra daha rahat olucaktı şu bavul işleri…
    passiflora için reçete alsan geçirebilirdin sanırım sadece ama yine bavulda…
    dünkü thy uçağı kaçırılma haberini duydun mu?
    🙂


  9. ekim? bilmem. ben zaten eylül’de geldim, sonra pek haber almadım. passiflora reçete, üff, doktora git onun için, zor. o zaman galiba içeri de alabilirdim ama bir de almanya’da havaalanında çantamı didik arayan amerikalılara dert anlat filan hepsini katınca sanki hiç ihtiyacım olmasın bu dönem demesi daha kolay.
    okudum dünki olayı, sonra birilerine yazdım, ne komik ülkeyiz diye. biri askerden kaçmak istiyor veya her neyse, o yüzden papa’nın ziyareti tehlikeye giriyor.


  10. kava kava öneriyorum pasiflora yerine. reçetesiz olarak alabilirsin herhangi bir drugstoredan. iyi gelir kava kava.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s