h1

başladığı kadar neşeli biteceğini zannetmiyorum

1 Kasım, 2006

Gece. Sessiz. Mezarlıkta çıt çıkmıyor. Ayışığında mezartaşları çok belirgin. Birden toprakta bir hareketlenme oluyor, ve yavaş yavaş bir parmak, sonra diğerleri dışarı çıkıyor. İnce, uzun, etsiz bir el. Sonra bütün beden çıkıyor dışarı. Kısa zaman içinde tüm kuklalar mezarlarından çıkmış önce sakince, sonra gittikçe hızlanarak sıraya geçip dansederek söylemeye başlıyorlar:

‘Tis. is. Halloween. ‘Tis is Halloween. Halloween. Halloween.

Halloween zamanı. Yani mümkün olduğu kadar çıkmamalı bu gece dışarı ve en yakınındaki cuma ve cumartesi de. Oysa benim bu gece dersimin bitiş saati tam kutlama saatinin ortasına geliyordu. Kaçmam mümkün değildi yani.

dra
soccer-124.jpgsoccer-125.jpg

Halloween ne diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Hatta aynı anda sorarsanız rezonanstan belki duyarım. Efendim, söylüyorum, Halloween, çocukluğa özlem bayramıdır. Her Amerikalı çocuğun en büyük korkusu birgün “sen artık Halloween’de kostüm giyip kapı kapı dolaşarak şeker toplamak için çok büyüdün” sözünü duymaktır. Buna sünnet korkusu gibi birşey diyebilirsiniz. Ama zamanla onun da çaresi bulunmuştur, bu sefer de binbir soysuz kostümle partiye gidip alkol denizinde yüzme çağı gelir. Hatta bu çağ gayet büyükçe yaşlara, en azından kendi çoluk çocuğun olana kadar devam eder. Halloween tam da budur diyorum size, tartışmayınız rica ederim benle.

İşte bu soysuz, zevksiz görüntülerdir Halloween akşamlarından kaçman gerekmesinin nedeni. Zaten Halloween toplumun genelinde kutlanan birşey değildir. Bu ülkenin gerçek bayramı Thanksgiving’dir. Onda da herkes ailecek evde oturur, hindinin pişmesini bekler, bir tanıdığımın dediği gibi tüm aile tüm gün birbirine zor katlandığından sonraki sabahın köründe alışverişe koşar (o gün yılın en büyük alışveriş günüdür, 5’te, 6’da filan açılır mağazalar).

Ama afedersiniz, biz bayramdan, şenlikten bunu mu anlarız? Toplumun sokağa dökülmediği kutlamaya kutlama denir mi yahu? Nerede ah, benim küçük şehrimde sokakta adım atmanın zor olduğu, konfetiler eşliğinde ortaçağ geçitlerinin yapıldığı, sonra köprüde şehrin iki kısmının garip bir ittirme oyunu oynadığı şenlik… Sonra ya, mahalleler arası kürek yarışlarından önceki, nehir boyundaki tüm pencerelerin mumlarla bezendiği gece… Nerede komşu kasabanın karnavalında kumsalda bedava bir konsere gelen Santana? Biraz daha ilerideki şehirde, atların çapı kilometreyi bulmayan meydanda dönüşleri alamayıp yaralandıkları palio’yu vahşiliğinden dolayı saymıyorum bile.

Düşündükçe ah diyorum, ayy diyorum, aman diyorum, acıyor diyorum.
Geçenlerde okuduğum bir fizikçi geçmiş de hala yaşamaktadır diyordu. Hala benle mi? Şimdi dönebilir miyim istesem oraya o anlara? Işığı ve bilgisayarı kapatıp o zamanlar olduğu gibi Portishead‘i koysam?.. Kapattım.

–. –. —

Resimlerdeki metrodaki adamcağız, sevgili ligeia’nın minik cadısı gibi giyinmiş eşiyle beraber bu kadar hallow. deneyimimde gördüğüm en eğlenceli şeydi belki de. Ve portish. için -tüm ekran seyrediniz- Peri Hanım’a teşekkürler.

Reklamlar

9 yorum

  1. Adı üstünde, çocuk bayramımız bile var ama ne kasvetlidir, sıkıcıdır, biliyorsunuz. Hiç bir çocuk kutlamayı istemez. Keşke cinli perili, kostümlü bayramlarımız olsaymış. (Benim bir The Nightmare Before Christmas afişim vardı ve onun kaybolduğunu hatırladım şimdi.) Hımm gerçi her sosyalleşme çok iticidir, ama çocuklar seviyor sosyalleşmeyi. (Bu dalgın sohbetime dur demezsem uzayıp gidecek tüm sıkıcılığı ile.)

    Bu arada siz nerdesiniz Simon? Ne yapıyorsunuz?


  2. 🙂 çok güzel yazmışsın. Ben de geçen sene bu sıralar İtalya’da master yapıyordum ve bugün all saints günüydü. Çok eğlenceliydi. Halloween ise hep görmek istediğim birşeydi aslında ama sanırım haklısın.. Portishead de iyi gider cidden.. Çok sevdim ben bu yazıyı!!


  3. portishead icin tesekkurler, cok iyi geldi…beth gibbons’un bu hallerini izlemeyi ozlemisim…sevgiler.


  4. buralarda da vitrinleri balkabakları ve cadılar süslemeye başladı bile…nasıl bi tüketim toplumuyuz ki bizim olmayan bayramlara bile katkıda bulunuyoruz…her ne kadar kızsam da severim ben cadıları, balkabağından mumlukları…:))))


  5. Peri: Dünyanın en temiz metrosunun ama en çirkin insanlarının olduğu (bence öyle bence öyle), yine dünyanın en nefret edilen insanının yaşadığı, imf’nin bizim vergilerimizle yeni bir bina yaptığı şehirdeyim.
    Ne yapıyorum? A, ama siz benim profilimi okumamışsınız ki (:). Sürtüp bankalara alıcı gözüyle bakıyorum. Arada bir birbirimizi dolandırıyoruz karşılıklı. Ondan kalan zamanda da metroda armonika, mızıka filan çalıyorum. Şimdilik daha çok garip sesler çıkarıyorum ama azmin elinden birşey kurtulmaz demezler mi.. Hem buna da para veren oluyor -ister istemez..


  6. all saints günü, giorno di tutti santi miydi? napılırdı onda ama hiç hatırlamıyorum. belki de sadece tatildi bizim orada ama özel bir kutlaması yoktu.
    teşekkür ederim ama içimdeki asıl acıyı aktaramadıysam çok da başarılı bir yazı olmamış. hoşlanmadığım şeyleri böyle eğlenceli anlatmamalıyım sanırım.


  7. mathy, bir günde 3 yorum birden bıraktığına göre sen 10 gündür bakmıyordun demek buraya.. cık cık cık.. mazeret kabul etmiyoruz.


  8. meliiş (simon)

    You are posting comments too quickly. Slow down. (wordpress)


  9. yahuu bakıyorum ama bazen aklıma bişi gelmiyo yazacak…hem ben hastayım biliyon, beyin fonksiyonlarım ilaçların etkisiyle uyuşuk ama dilim pabuç gibi her daim.:PPPPPP



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s