h1

there’s no pain, you are receding

4 Kasım, 2006

+%6 Geçenlerde iki ev arkadaşım birer gün arayla iş buldu. İkisi de hukuk öğrencisi, hukuk master gibi üniversiteden sonra genelde birkaç yıl ara verip okunuyor, 3 yıl. Biri 3. sınıfta, diğeri 2 ve ikisi de bir süredir harıl harıl iş arıyordu, biri bitirince çalışmak, diğeri de yaz stajı için -ama zaten o staj büyük olasılık işe dönüşüyor bitirince. Alacakları ücretleri söylemeyeyim, üzülürsünüz. Ama staj yapacak olanın haftalığının bizim ülkede gayet iyi bir aylık olduğunu söylemezsem de içimde kalır.

Neyse, konu şu: 2. sınıfta olan bizim okulda ve hukuk binasının yanında küçük bir kilise var. Geçen hafta bir arkadaşıyla geçerken bahçesinde kiliseye yardım amaçlı eski giysi satışı olduğunu görüp durmuşlar. Arkadaşı bir sweat-shirt’ü gösterip bunu almalısın gibi birşeyler demiş. O da eline alıp bakmış, ta Atlanta’da kendisini işe alan şirketin sweat-shirt’ü. Anlattığı diğer (bu da başka) ev arkadaşım “bu Tanrı’dan bir mesaj” dedi, anlatan da “Ve de kilisede” diye ekledi. Ben de “Din değiştirmelisin” dedim, Yahudi de.

*-& Geçen hafta bir gömlek alıyordum, daha doğrusu beden değiştiriyordum (benim bedenim iki inch cinsi bedenin ortasında kalıyor, ikisi de tam olmuyor; ne gam, zaten stil denen şey yok ülkede). Neyse, satıcı kız işlemi yaparken “erken doğumlar için 1 dolar bağışlamak ister misiniz?” dedi, iyi, olur, dedim. Sonra eve dönerken metrodan az sonra soluma baktım, yerde toprakta bir adet 1 dolar duruyordu. Kasiyer kıza hayır deseydim herhalde işlem 1-2 saniye farkedecekti, ve zincirleme bir şekilde ben o anda soluma bakıp o parayı görmeyecektim. Böylece ne oldu: parasını rüzgarda uçuran şahıs erken doğumlar için 1 dolar bağışlamış oldu.

^\[ Geçen Cumartesi gecesi futbol haberlerini seyrettim, 1-2 arası, sonra birşeyler yaptım, saate baktım, 1:22. Olamaz. Televizyona dönerken neler olduğunu anlamasam aynı haberleri tekrar görünce alacakaranlık kuşağının bir bekçisinin bana kayıp bir saatimi verdiğini düşünüp titrerdim herhalde.

}=# Dr. Z. sınavda iki öğrencinin kopya çektiğini farketmiş. Eyvah, yandı oğlanlar dedim. Ama neyse, sadece onun yerine bir sınav daha yapacakmış, take-home değil, sınıfta bu sefer. Başlarında kim duracak? Düşünmeye gerek mi var, tabi ki ‘butler’ kıvamındaki ben. Birileri kopya çekiyor, cezasını ben çekiyorum sanki. (Sana da sıra gelecek Dr. Z., sana da sıra gelecek). Neyse, bunlar iki Koreli oğlan ve garibime giden şey, Korece kitaplarla geldiler sınava. Zaten konuşamıyorlar da pek İngilizce. Resmen kitaplarıyla gelmişler ülkeden. Peki Korece kitap kullanıyorsanız burada ne işiniz var? Zaten aynı kağıtları vermek gibi beceriksiz bir kopya işine girişmişsiniz. Neyse ki inanılmaz saygılısınız. Hele sinemanızı çok seviyorum, kurtardınız yine.

?|é Gün geçti, bir tane daha eklemem gerekti. Metroda trenin gelmesine 10 dk. vardı. Yanımda 4 kişilik bir grup duruyordu. Yarattıkları sahneyi görmeniz gerekirdi, veya filme çekmeliydim -ama dünyanın en sıkıcı filmi olurdu. İki kısa saçlı beyaz oğlan, biri siyah saçlı, uzun, biri kumral, orta boylu; bir kumral-sarışın arası kız, bir siyah oğlan; hepsi 18-19 gibi. Ve bunlar 10 dk. boyunca bir kelime konuşmadılar. İnsan sırf sessizlikten rahatsız olduğu için olsun birşey der, di mi? Veya birşey yapar, diğeri güler. Yok, ayrı yönlere bakarak cool görünmeye çalıştılar. Ve evet, bir gruptular, ayrı olamayacak kadar yakınlardı. Metroda da birşey değişmedi, ikişerli oturdular ve yine kimse konuşmadı. Bu ülkeye olan nefretimi bundan güzel özetleyecek bir örnek olamaz sanırım. İğrendim resmen. Bir Hollywood filminde olsam son zamanlarda çok sevdikleri klişede olduğu gibi arkama döner kusardım.

İğrentim trende başında durduğum, herhalde kardeş olan ve işaret diliyle konuşan iki kızı seyrederken geçti. Birara işaret dili evrensel mi diye sorayım diye düşündüm ama onlar dudak okuyup beni anlasa bile ben onları anlayamayacaktım. Ne kadar adaletsiz diye düşündüm, bizimle iletişim kurabilmek aklarından bile geçemiyordur. İlkokulda öğretilmeli bence herkese işaret dili. Ve bu kızların tabi ki diğer ses çıkarabilen gruba göre çok daha fazla iletişimleri vardı. Ve dün dilime dolanan Fat Bottom Girls’ü bugün de mırıldanıyor olsam ve dudak okusalar ne komik olurdu.

Reklamlar

16 yorum

  1. no comment.


  2. bir dolar… cok hosuma gitti.


  3. Aman Tanrım, baba! Lesi bize bi şey anlatmaya çalışıyor!


  4. Oldukça garip şeyler oluyor etrafında! Farkında mısın??


  5. dırın dırın dırın dırın…( jaws müziği yaptım sana…) :PPPPP

    bildiğim kadarıyla işaret dili evrensel değil…öğretilen farklı işaret dilleri var, doğal olarak hareketlerin karşılıkları olan kelimeler değişebilmekte…artvin’de kamptayken öğrenmiştim, özel öğretim uzmanından…yaa yaaa… :))))


  6. Celatin Hanimcim (Arap Bacı aksanıyla), Celatin Hanimcim, geçen gün bir stand-up’çıdan: “flipper gelir, kıkkırık yapar, adam anlar: Ne diyorsun Flipper, Michael’ı mı kaçırdılar? 3 kişi miydiler? Kuzeydoğu’ya doğru mu gittiler? Biri şişman, biri kısa, diğeri kızıl saçlı mıydı? Teknelerinin adı GoneWithTheWind miydi?”


  7. benim etrafım hep öyledir ayşe. ben böyle yaşıyorum. filme çekilsem her haftamdan ilginç bir film çıkar.


  8. ya, öyle olmamalydı ya mathy. tek bir işaret dili olsa tüm insanlık onu kullanarak anlaşsak.. hayat bayram olsa..


  9. Ben de hiç konuşmak istemiyorum. Hatta zorunda kalsam da işaret dilini kullanarak bile konuşmak istemiyorum. Ne kadar gereksiz konuşma var yeryüzünde. Buna izin verilmemeli. Önce bir kafamızda tartsak edeceğimiz lafların kaçta kaçı edilmeli, diye, belki hiç konuşmayacağız. Gülümseyeceğiz, öpüşeceğiz, bakışacağız, ağlayacağız. Yeter. İnsanı öldüren konuşma hikayelerim vardı.
    Kısaca, konuşmasak diyorum:)
    svg.


  10. bende şu sıralar dünya üzerinde tek bir dil konuşulsada bizde rahat etsek,başka bil öğrenmek zorunda kalmasak diye düşünmekteyim…:)))


  11. esperanto. denendi ve olmadı. ama geçenlerde esperanto’nun en iyi edebiyatçısı öldü diye bir haber gördüm gazetede.


  12. sağır dilsizlerde evrensel bir alfabe var ama kültürlerde farklılık gösterdiği için onlar da bir tür çevirmene sahipler..Bizdeki işaret diliyle Amerikadaki de bayağı farklı ama işaret dilinde harf işaretlerinden çok kalıplaşmış kelimeler çok ilginç ve anlamlı…


  13. Peri Hanım, sizin isteğiniz, o iletişimden uzak dört gencin yaptığı olamaz ama, di mi?.. Onlarınki sadece anlamak ve anlatmak istememek, veya anlayacak ve anlatacak birşeylerinin olmaması gibiydi çünkü.

    lizzle’cık, anlattığın şeyi kelime kelime gösterirken hissetmemek imkansız ve bu çok güzel birşey olmalı. belki Peri Hanım’ın sorununu da çözer bu. Söylediğimiz her kelimeyi hissetmek durumunda olursak çok daha az konuşuruz sanırım.


  14. Ben, evet anlıyorum neden o dörtlünün sessizliğini aktardığınızı ve evet, dediğiniz gibi olmalı. Ben tam da üzerine düşündüğüm bir zamanda denk gelen yazınıza, konuşma konusuna, başka bir açılım getirmek istemiştim.

    Konuşmanın ilişkilerde ne kadar önemli olduğunu bilmez değilim. Konuşmayan evli çiftleri görüyorum, şuursuz bir dalgınlıkla oturuyorlar, çok, çok bunalıyorum onları görünce. İnsanlar çok sıkıcı genel olarak, o nedenle konuşmuyorlar, anlamın ağır yoğunluğundan filan değil. Herneyse. Bu kadar.

    Sevgilerimle.


  15. peki gerçekten işaret dilini kullansak yukarıdaki yorumlarda geçtiği gibi, hem sizin hem benim şikayetlerimiz hallolmuş olur mu dersiniz?


  16. yaw simon, ben gerçekten bıkmış, yılmış durumdayım insanlardan, onların iletişim meselelerinden. yani gerçek konuşmalar; haz verici, faydalı, geliştirici, sorun çözücü konuşmalar çok az kişi tarafından, çok az yapılıyor. Ben çok bulundum kalabalıkta. mesleki ve kişisel nedenlerle. çok da konuşurdum. hatta derdim ki, “olanlar ancak ben onları anlatmaya başladıktan sonra gerçekten olmaya başlıyor sanki”. sonra bir şey oluyor ve insan bir an durup olan bitene, gürültüye, kalabalığa ve hıza dikkat kesiliyor ve evet tabii ki tümden anlamsız buluyor.
    çok ama çok sadeleştirirsek hayatı; yanlış anlamalardan, poz kesmelerden, ikna etmeye çalışmalardan şundan bundan… eh evet, çok az şey kalıyor. bunlar da işaret diliyle halledilmeyecek gibi değil:)

    çok, çok karikatürize ediyorum. boşverin.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s