h1

Simon Latin Amerika’ya gitmek istiyor

11 Kasım, 2006

Simon Latin Amerika’ya gitmek istiyor. İstiyor, ben de şahidim. Burada olmanın bari bir (1) yararı olsun, gitmeden bir Latin Amerika göreyim, bir daha nerede geleceğiz diyor. Bunun için de 2 hafta sonraki 4 günlük Şükran gününü seçiyor. Yıllardır herkes bir yerlere giderken ilk defa yalnız başına oturmak yerine bu yıl gideyim ve eve gelecek ev arkadaşı ailelerinden kurtulayım diyor.

Arıyor sevmediği havayolunu, hep sizinle uçuyorum, upuzun kıtalararası uçuşlarınızda azıcık yemek veriyorsunuz, aç kalıyorum; koltuk aralarınıza ben bu boyumla bile sığamıyorum; uçaktaki birkaç ekranda film seyretmek Özyayla turizmin Şaban videolarını seyretmekten zor; hostesleriniz yaşlı ve sert; yıllardır o kadar katlandım size, artık bana bedava bir bilet verin diyor. Tamam, tamam, diyor kadın. Meksika diye ayarları yaparken Simon kalkıp Beyaz’ın eski zamanlarının yan dönüp garip göbek atma numarısını ilk defa o sırada yapıyor.

Birkaç gün oyalanıp Meksika B.elçiliğine gidiyor Simon. Etraftaki Meksikalılara benzememeye çalışıp vize bankosundaki güleç gence Meksika’ya gidiyorum, vize istiyorum diyor. Güleç genç Türk müsünüz, ah, Türkiye kırmızı listede, yetişmez, 1 ay gerek diyor. Diyor. Güleç genç diyor. Bir ay diyor. Muz mu, diyor Simon. Anlamadım diyor güleç genç. Yanlış mı geldim, yoksa siz katalogdan Litvanyalı eş mi ısmarlıyorsunuz diyor Simon. Yine anlamadım diyor güleç. Bu sefer anlaşılmak istiyor Simon: Meksika’nın uzayda uydusu var mı diyor. Neden diye soruyor güleç. Link hatlarınızda bir aksilik varsa 1 ayda projesini yapıp uzaya mekik gönderip astronota tamir ettirip geri getirebilirsiniz. Tabi, astronotun eğitimi 1 ayda yetişmeyebilir, diyor. Haklısınız, öyle, diyor gülerek genç.
Gencin lisede son sınıfta takıldım, derslerden kalan zamanda gelip elçilikte çalışıyorum gülümserliği yüzünden sinirlenemiyor Simon. Ama canı sıkılıyor. Görüyorum.

Sonraki gün aklına geliyor, tekrar aynı havayolunu arayıp hep sizinle uçuyorum, kıtalararası uçuşlarda azıcık yemek veriyorsunuz; koltuk aralarınız.. derken tamam tamam, ben dünki kadınım, alın size Meksika yerine Küba’ya yer buldum diyor. Ben Maria Salvares Vincente Arancha de Gonzales, buldum diyor. Tekrar ayağa kalkıp Beyaz’ın göbeğini atıyor Simon. Giderken uyuyamayacağı gözüküyor ama Havana’da plajda yatar, sonra ilerideki kulüpten gelen CopaCabana ezgileri ile uyanırım diyor.

Sonra vize için rezervasyonun yapıldığı Kanada havayolunu arıyor, çıkan kadın “ben ABD’deyim, Küba ile ilgili hiçbir konuda size yardımcı olamam” diyor. Biliyor musunuz, duyduğuma göre Castro Kennedy’lerin istenmeyen çocuğuymuş diyor Simon. Kadın telefonu kapatıyor. Beni kapıdan çevirecek değiller ya, diye düşünüyor Simon. Neredeymiş o entellektüel, Castro gibi Fidel, diyor. Buna keyiflenip bir göbek daha atıveriyor.

Az sonra telefonu çalıyor Simon’un. Hiç çalmadığı için garipsiyor başta. Karşısındaki kadın, ben havayolundan Maria Salvares Vincente Arancha de Gonzales diyor. Selam, naaber, diyor Simon, ağzında yuvarlamaya özen göstererek. Şimdi de Maria Salvares garipsiyor. Üzgünüm, biz de Amerika’da olduğumuzdan Küba’ya rezervasyon yapamıyormuşuz, iptal etmek zorundayım, diyor. Ama şimdi gönlümü parçaladınız, diyor Simon. Anlamadım diyor Maria Vinçi. Niye, Türkçe bilmiyor musunuz diyor Simon. Hayır, diyor Maria de Arança. Bunları yazmalıyım, herkesin bilmesi gerek diyor Simon. Yalnız böyle yazınca sizi 18-20 yaşında sanıyorlar, bilesiniz diyor Maria. Siz benim sitemi nereden biliyorsunuz ki, diyor, Simon. Hem bakın, Türkçe bilmiyorum demiştiniz, demek biliyorsunuz. Biliyorum, ayrıca Beyaz öyle dansetmiyor bir kere diyor Maria. Ama ama siz beni nereden görü.., neler oluyor diyor Simon. Sizi uzun süredir izliyoruz, herşeyinizden haberdarız diyor Maria kadını. Benden bahsediyorlar, konuya girmem gerekiyor, evet, izliyoruz, diyorum. Sonra kablo şirketi amblemini taşıyan minübüsü çalıştırıp hareket ediyorum. O anda Simon perdesini aralayıp şaşkınlıkla dışarı bakıyor, uzaklaşırken kendisine selam vermeyi ihmal etmiyorum. Ah, işimi seviyorum.

Reklamlar

17 yorum

  1. Vay, çok güzel olmuş, bir solukta okudum.


  2. Aslında kaç yaşndasınız:)18 değil mi yani!?


  3. Boşver. Al viskini, puronu kapan odana. Viski ve puro aralarında bol hindi ve şarap olsun. Sağlık olsun.


  4. üzülme ya boşver. uzun boylu olup da ne yapacaksın. kısa boy iyidir.


  5. 18? yok maalesef onu geçtim bir süre önce. Teşekkür ederim çok.


  6. Çiçek Hanım, sorun değil, yaparız öyle birşey. Ama her tatilimiz öyle geçiyor bizim ya.
    Hem viski ve puro ile ilgili liseden kalma pek hoş anılarım yok. Yatılı lisede operaya götürmüştüm okulu, öncesinde deniz kenarında viski ve puro. O zamandan beri İzmir Devlet Opera’sında pek sevilmez bizim okul. Bir daha gelmeyin demişlerdi.


  7. hahahaha, çok bilmişsiniz siz, ahh bu ben hamfendisi. ben boy güzelliği yarışmasını kazanmıştım bi kere.


  8. waaayyy güzel..
    boy kaç yas kaç:)


  9. biz burada harıl harıl plan yapalım, sen gez toz latin güzellerin peşinde. dağıtırım ben bu ekibi.
    vize mize alamayacaksın, taş ve de baş koydum o işe.
    nihoho!!!


  10. tesekkur uzay. sana ne canim yasimdan basimdan demek geldi icimden ama yine kirmayayim seni, sonra ay suruyor dondurmesi. tamam, ben cay yapayim, gelir gorursun boyumu posumu. (bi de caydanliga yetisebilsem)


  11. vay, demek azimli ve caliskan elemanlarim var. guzel guzel.
    ama ne guzeli, latini? ben is pesindeyim, yaa ne sandin?..


  12. Latin Amerika, dünyanın en gerçek mekanı..tekila , maradona , Che ve Rio karnavlı. Tangoyu da unutmamalı. Böyle konusursak cumartesi annelerinin cok kızar bize.. Evita nın adını anmamak ahmaklık olur..Ve tabi kii ; viva zapatista! sen ne yap et git azizim.yoksa gözlerin acik gidersin.


  13. eee bizim burdan iki tanıdık zırt pırt gidebiliyor kübaya…öyle ki amca ilkinde sevgili buldu, ikincisinde çocuğunu sevmeye gitti…nasıl vize alamadın anlamadım…
    bende kübaya gitcem…ama öncesinde salsa öğrencem…öğrenip öyle gitcem…:)

    demek benim sayfadaki passive-simon laf düellosunun nedeni buymuşş…okurken eğlendim hakketten…:P


  14. methis, sevgili okurum, bakin sevgili okurum diyorum, zaten cok az var sizin gibi olanlardan.. ama biraz yalapsap okuyorsunuz efendim. ben Kuba’ya vize alamadim demedim ki. Meksika’ya vize yetismedi. Kuba’ya ise bu ulkeden rezervasyon yapilabilemiyor. Kuba’nin vize vermedigi ulke veya insan yok zaten. bu acidan dunyanin en guzeli. her ulke, herkes esit. gel ne olursan ol diyor.

    bu arada bir yorumun 1 satirinda bir brezilya dizisi hikayesi anlatmissiniz. adam bir gidisinde sevgili bulmaya, digerinde bir onceki gidiste olan cocuguna gitti demek..


  15. aynen öle valla…:))) millet hızlı…


  16. Meksika olayini gecenlerde bir arkadasimdan ogrendim ve yok canim o kadar surmuyordur dedim, ama maalesef dediginiz gibiymis. Ne garip duyan da, dunyanin en gelismis ulkesine, kacak olarak yasamaya gidiyorsunuz sanir, alti ustu. 3 gunluk bir sukran gunu tatili idi.

    daldan dala atlarken gordum blogunuzu ve cok sevdim.


  17. Teşekkürler. Evet, aynen öyle. Son zamanlarda duyuyorum ki bazı başka ülkeler de benzer yollara gitmeye başlamışlar, vize başvurusunu ülkelerine gönderip öyle cevap verdiklerinden çok sürmeye başlamış.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s