h1

national geographic

8 Aralık, 2006

soccer-001.jpg

Resme yakından bakınca gözleri alev gibi olan tanıdık Afgan kızını farkedeceksiniz. Burası National Geographic’in merkezi. Aslında hergün gittiğim metroya çok yakın Nat. Geog.’in binası, ama yıllardır gitmemiştim. İlk yılımda henüz turist ruhumu yitirmediğim zamanlar giderdim ama ondan beri bir türlü vakit ayırmayı beceremiyorum böyle şeylere veya akıl edemiyorum günlük hayat içinde.

Yanı başındaki koşturmacadan ayrılan bir merkezi var Nat’l Geog.’in. Bayağı büyük bir bina, sanırım arkadaki bina kompleksinin bir kısmı da onların ve aralarında çok huzurlu bir avlu var. Orada çalışmak nasıl birşeydir merak ediyorum. Hoş tiplere benziyor girip çıkanlar. Sanki Nat. Geog.’te bir işin olsa hayatında herşey yolunda girermiş gibi geliyor.

soccer-004-2.jpg

Geçenlerde, aslında bayağı oldu, oradaki one world one tribe diye bir serginin övgüsünü okumuştum. Ama normal sergi saatleriyle başım dertte. Gittiğimde 5’i geçiyordu, bir ümit 6’da kapanıyor diyerek acele ediyordum ama bina kapanmıştı maalesef. Ama sonra farkettim ki sergi bina dışında. Süpeer, tam bana göre. O sırada çekmiştim Afgan kızın resmini (anyone’a tekrar tebrikler). Bir süre sonra tekrar gittim. Ve ilk resimdeki tiplere yakalandım. Bunlar yarı resmi bir yardım kuruluşu olan Peace Corps’un yapışkan gönüllüleri. Para istiyorlar yani. Benle konuşan oğlan -ilk resimde bana doğru bakan- fotoğraf çektiğimi görünce FBI’dan filan mısın dedi. Yok, ben bağımsız olarak direk Cheney’e bağlı çalışıyorum dedim, öyle örgütlere güvenmiyorlar artık.

soccer-003-2.jpg

<>Afganmış oğlan. Bu kız için ne diyorsun dedim. Sümüğü akmış dedi. Yok, yani yazmasa Afgan olduğu aklına gelir miydi? Yok, kesinlikle dedi. Türk olduğum geçince de bence Türk kızları en güzelleri dedi. Neden biliyor musun, çünkü tam geçiş noktasında, ırkların karışımı var, dedi. Biliyorum dedim. Ve farkındayım. Sonra zor da olsa kurtuldum elinden. İnan yok param, bak ben şu kadar kazanıyorum. Sonra sergiyi gezdim bir kere daha. Dünyanın dört yanından etkileyici hikayeler ve resimleri. Peki, aşağıdaki kız nereli sizce? Bunu yarışmaya döndürmeyeceğim bu sefer. Ya da.. niye olmasın, yani cevabın olduğu adresi bugün vermeyeyim en azından.soccer-014-2.jpg

Ya bu hoş resimdeki, Vizontele’den çıkmış gibi duran oğlanlar hangi ülkede?
soccer-008.jpg

Öyle görünüyor ki buna yarın devam edeceğim.

Yarın oldu. Hatta öbürsü gün oldu ama dün de öbürsü gündü yazdığımda, yani bugün yarın. Evet.

Resimlerin açıklamalı hallerini ve 2-3 tane dahasını eski blog sayfama koydum: iwasonmars,baby.blogspot.com. Onu da hayata döndüreyim böylece.

Nat’l Geog.’te hoş bir de futbol resimleri sergisi vardı, ondan resimler de koyacağım yakın fırsatlardan birinde.

Reklamlar

14 yorum

  1. Kız çocuğuna Türk demek geçiyor içimden, doğulu bir Türk. Arkadaki yangın yeri bunu doğruluyor da diyebiliriz. Diyemezsek, Iraklı deyip sıkıcı olmayı göze alabiliriz. Delikanlılar da Suriyeli…?

    Bildim mi? Bildiysem, bir kutu çikolata isterim. Yarısını bildiysem de bir kutu. Hiç bilemediysem de.

    Sevgiler.


  2. kızımız yeni yıl kutlamalarındaki Kürt kızı..Çocuklar da Doğu Beyazıttalar, yine Kürt kökenli:) Reza’nın 93’e ait çalışmaları:)


  3. peri hanım, keşke afgan kızını sorduğumda etraflarda olsaydınız. bilme şansınız çok olurdu sanırım. size bir kutu çikolata benden. acı (böyle mi demeliyiz bitter için, yoksa koyu mu?) ve hafif portakal aromalı olsun mu?

    lizzle’cım, senden sonra kimse hala tahmin yapmaya cesaret edememiş. ben olsam cevaba rağmen yapardım. ama sanırım daha zor sormalıyım bundan sonra. afgan kızını bilmemenin nedeni de onun doğubayazıt resimlerine göre daha yeni olmasından sanırım.


  4. SİMON! Evet, en sevdiklerim onlar. Bana onlardan alın, sonra çikolatalarımızı yerken bir film anlatın.
    Teşekkür ederim:)


  5. hayır hayır Dogu Beyazıt ödevdi o yüzden biliyorum:(


  6. lizzle dizzle.. bu kelimelere sihir yüklüyorum, havada parıltılı toz bulutları içinde bir büyü dolaşsın, içine tazelik, yenilik, ferahlık dolsun.

    şimdi yanlış anlaşırsak ve anlaşmışsak çok üzülürüm. ben konu TR olduğundan Reza’nın bir sergisi geldi herhalde birkaç yıl önce, en yeni çalışmaları olmadan, herhalde onu gördün veya yakından izledin, oradan biliyorsun demek istemiştim.


  7. yanlış anlaşma yok!
    “lizzle dizzle.. bu kelimelere sihir yüklüyorum, havada parıltılı toz bulutları içinde bir büyü dolaşsın, içine tazelik, yenilik, ferahlık dolsun.” bunu çok sevdim:) teşekkürler:)


  8. orada olupta o sergiyi gezebilmek isterdim…turist ruhunu neden ve nasıl yitirdiğine dair bi yazı bekliyorum senden ki ben hiç yitirmeyeyim..:)


  9. turist ruhunu yitirmemenin yolu.. geç oldu, yarın yazacağım. sonradan buraya bakmazsın diye şimdilik bunu yazayım dedim.


  10. bakıyorum, bakıyorum…:)


  11. şimdi efendim, söylüyorum, gerçi sen yitirmişsin, bari ben yitirmeyeyim tarzındaki yaklaşım beni kalbimden hançerledi öncelikle ama napalım, diyor ve devam ediyorum:
    turist ruhunu korumanın 1. kuralı sürekli olarak ‘bu akşam ne yapalım, haftasonu nelere gidelim’ dergilerinden almak. Time Out tarzı şeylerden bahsediyorum. Radikal de İstanbul için iyi takip ediyor bazen gündemi. Alıp da bir kenara koymamak tabi, heveslice ve zamanında karıştırmak. Aslında bilmiyorum, haftalık öyle bir dergi yok, di mi.. keşke olsa (yapayım).
    ikincisi, dışarı çıkmak. işaretlenen planları gerçekleştirmek, ve her zaman gidilen aşina yerlerdense yeni yerler görme-deneme-azcık değişiklik katma ateşiyle yanıp tutuşmak. tam bu noktada evlilik danışmanı gibi hissettim kendimi.
    işte böyle diyorum.


  12. birincisine ıı diyor, ikincisine harfiylen katılıyorum.. şuraya gidin buraya gidin diyen timeout tipi dergilere gıcık oluyorum…arkadaş keşifleri daa güzel…

    ama sen kendin demişsin turist ruhumu yitirdim diye, ben de o laf üzerine dedimdi öle…yoksa seni kalbinden hançerlemek ne haddime, sümme haşa…:P


  13. ya aslında time out’u ben de sevmiyorum. ama dediğimin örneği var mı istanbul’da bilmiyorum? ayrıntısıyla, tüm bilgileriyle nerede ne zaman ne var? konseri veren kim, nasıl biri? tüm filmler sinema sinema. müzeler, saatleri, sergileri. oyunlar, sergiler, opera, bale, gösteri, konferans. en önemlilerinin özetleri ayrıca bir kısımda. bir kısımda ingilizce özetler de olsun. o kadar çok şey oluyor olmalı ki aslında orada, tahmin etmiyorum şu an bunu yansıtan bir kaynak olduğunu.
    arkadaş keşiflerini ben çok sevmiyorum. başkasının sevdiğini ben sevmem, sevmediğini severim. herşey elimin altında olsun, ben karar vereyim.
    diğer kısım, laf-ı güzaf, ciddiye alma o lafımı.


  14. kuzum elinin altında internet denen bi mucize var…
    merak ettiğim herşeyi bulabiliyorum…istanbul rehberleri süper…şahsen ben netten takılıyorum…:PPPP

    arkadaş keşifleri işte bu yüzden güzel…binlerce mekandan birine yönleniyosun, sevilen ya da sevilmeyen…kendin karar veriyosun…üç beş adam vardır zevkine güvendiğim…uyumlu gördüm kendimi nedense…:P



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s