h1

yine maddeleme zamanı

12 Aralık, 2006

Alta iki madde daha şeyettim (neşrettim).

* Gündüz mutfakta lavabo başındaydım. Yandaki dolabtan sesler gelmeye başladı. Suyu kapattım. Dinledim. Evet, resmen birşey vardı dolapta. Ev arkadaşlarımdan birinin dolapta birşey kemiriyor olma ihtimali dolabın raf raf olduğunu hesaba katarak .1 sn.de kafamda uzaklaştı. Yaa hayır, çok kötü birşey bu ses. Şimdi evde paranoyak yaşayacağız, uzun süre uğraşacağız. Süpürgeyi elime aldım. Dolabın kapağını açtım. Ses kesildi. Tek tek rafları kurcalamaya başladım. Birsürü de şey dolu. Ağzı açık şeker gibi şeyleri direk attım. Gerilim yavaş yavaş düştü çünkü hiçbir yerden hiçbirşey çıkmadı. Evet, speedy gonzales tarzı birşeyden bahsediyoruz, ben bir tarafa bakarken fırlamış gitmiş olabilir ama olmadığına inanmak istedim. Belki de duvarın hemen arkasında, dışarıda bir sincap birşey kemiriyordu. Bilemiyorum .. şimdi.

* Metro. Alışverişten geliyorum. Birsürü paketim var. Her yer dolu maalesef. Zar zor idare ettikten sonra boşaldı biraz Dupont’ta. Oturdum geniş, büyük ve yan taraftaki arkadaşlarıyla tiyatroda boks gösterisi olur mu diye tartışan bir siyah adamın yanına. Arada önümdeki paketler yuvarlandı, vs., birara adam bana eğildi, modadan anlar mısın dedi. Paketlerden soruyor herhalde dedim ve ters bir laf bekliyorum nedense. Eh, biraz dedim. Şimdi birazdan çaktırmadan bak, iki sıra arkada abim, yani kan bağıyla gerçekten öz abim oturuyor. Fötr şapkalı, ceketli, altında da yeni aldığı spor ayakkabılarla Wizards maçından dönüyor, çok saçma olmamış mı, dedi. Baktım, geniş ve büyük bir siyah adam, yanında karısı olmalı, şapka, vs, öyle çok da garip değil bence. Fena değil dedim. Hadi ya, bir daha bak dedi. Bu arada yan taraftaki arkadaşı ile gülüyorlar, abi de şüphelendi durumda. Durağıma gelmiştik, kalktım paketlerle. Tekrar baktım, spor ayakkabılar filan, evet anlıyorum ne demek istediğini dedim. Gördün mü dedi, abisine de bahsedip gülüyorlardı ben inerken.

Böyle, normalde hiç ilişkimin olmayacağı kişilerle bir muhabbetim olduğunda seviniyorum.

* Sevgili marketim, kasiyerin arkasında bir adam alınanları pakete dolduruyor. Akşamınız güzel geçti mi dedi. Daha yeni başlıyor dedim. Saat 9, yemek yememişsem akşam başlamamıştır benim için. Haftasonunuz güzel geçecek mi dedi. Bakalım dememe fırsat kalmadı, benimki bu akşamki maçın sonucuna bağlı dedi. Sonra da 5 dk. boyunca konuştu. Alabama’da bir lise takımının milli futbol (a.b.d. futbolu) şampiyonluk maçından bahsediyor. Olursa ilk defa bir takım 5 sene üstüste şampiyon olacakmış. Oğlu da oynuyormuymuş, oynamış mı. Her dediğini anladığını söyleyemem, o da siyah. Sevimli miydi adam, fazla mı rol yapıyordu nazik olma adına, karar veremedim.

* Dönem değerlendirmelerim gayet iyiymiş, öyle dedi hocam. Öğrencilerin formları ben sınıfta yokken doldurulup ona gidiyor da. O sırada pumpkin pie vermem iyi olmuş demek. Aslında, cidden iyi olan, bu finali vermeden yapmış olmam değerlendirmeyi. Şu sırada sınavla cebelleşiyorlar da. Dün bir kız “birazdan kendimi pencereden atacağım” diye başlamış sınav sorusuna. Bana ne kızım, dinleseydin derste kapasite ile talebin farkını. Her ödev ve sınavda 30-40 mail geliyor zaten.

* Kurayla kitabı verdiğim oğlan mail atmış. Subject: Pamuk Book – Thank you

Simon,

I know it was random selection but I just wanted to thank you again for the Orhan Pamuk book you gave me. I have an insatiable reading appetite, and am looking forward to reading it, as soon as I finish the book I’m currently reading, Ken Follet’s Pillars of the Earth – a story about building a cathedral in 1140s-1150s Great Britain. I have a colleague at work who is Iranian born, Norwegian citizen, and he was telling that he was fascinated by Pamuk’s book, My Name is Red (Benim Adım Kırmızı) – but you already knew that!

Thanks again, I look forward to the read,

Kurayla kitabı alan oğlan

1. Demiştim, di mi, böyle şeylerde hep bir hayır vardır diye.
2. Bundan sonra hala Pamuk’u tartışanlara güler geçerim.
3. Kitabın isminde Türkçe karakterleri kullanmasına dikkatinizi çekerim. Klavyesinde olmayacağına göre semboller arasında bulmuş olmalı ı’yı. Bir Amerikalı için anlamlı bir hareket. Bir keresinde 2-3 yerde i yerine ı yazmışım da aldığım bir dersin sunuşunda, boş boş bakmıştı suratıma herkes.
4. Böyle birinden böyle kitap meraklısı olmasını hayatta beklemezdim. İnanmazsınız ama çok alaycı bir oğlan bu.

* Cuma günü. Korkunç bir ayaz var. Yılın en soğuk günü. Okulun bir ofisinin olduğu iş merkezine girdim. Acaip sarıp sarmalanmışım, atkılar, bere, eldivenler.. Dönerken bir adam bindi asansöre, ayağında parmakarası vardı. Parmakarası vardı adamın ayağında. Ayağında adamın parmakarası vardı. Erkeklere yakışıp yakışmaması, Japone ayaklı olmayan kimseye yakışıp yakışmaması, ayağını örtmeyi becermeyi yıllar önce kentsoyluluk olarak tanımlamış olmamı filan bir kenara bırakalım, işte bu kadar steril yaşıyor bu insanlar. İş merkezinin bodrumundaki arabasına binecek, evinin garajında inecek. Bu arada değil Irak, bırakınız Türkiye, hatta Almanya bile işgal edilmiş olsa bu steril düzen değişmeyecek.

* Marketim yine. Kasaya gelirken yaşlı bir adam karısına (sanmıyorum ki beraber yaşadığı sevgilisi olsun) tavuk suyu gibi bir kutuyu gösterip birşeyler söyleniyordu. Kadın da “orada işte, git değiştir” dedi. Sonra da aldı adamın elinden “başımın belası” dedi, değiştirmeye gitti. Çevirmiyorum, Türkçe. Geldi, “Are you happy now?” dedi. ıııııııyyyy. Bu atlamalara zaten gelemem. Ama ne işiniz var burada ya, gidin. Gelmişsiniz bencil ve paragöz çocuğunuzun yanına, torun bakıyorsunuz, dilinden anlamayarak. Evin bir köşesine sığınmışsınız. Huyunu bilmezsiniz, suyunu bilmezsiniz. Minik bana gül desem gülmeyi bilmezsin.

Reklamlar

13 yorum

  1. burcun aslan mı?


  2. renk değişikliği ve maddeler:)
    kurayla kitabı alan çocuk, inanılmaz:)
    Dönem değerlendirmelerin iyi olması sadece pumpkin pie’dan olamazki:P, çok sevindim!!


  3. Aslan? Yok, hem de hiç alakam olmaz diyebilirim. Çok mu kendimle meşgul görünüyorum? Ben de bir süredir burcumla ilgili birşey yazmayı düşünüyorum.


  4. Teşekkür ederim lizzle’cım.
    Zaten sınıfa girdim değerlendirmelerden ve pie’dan sonra. Pie, değerlendirmeleri etkilemek için değildi, formların daha önce gelmesi gerekiyordu, dedim. Bir kız ‘yaa, tabi tabi’ diye güldü.


  5. Simdi yine bana kizacaksiniz ama, söylemeden gecemeyecegim. Bidi bidi yazmissiniz yine.:) Ama cok sevimli. Yani ya da söyle diyeyim. Okurken, sag beklerken sol gelecek ya da beni afallatacak bir yorum, bakis, tavir beklemiyorum sanirim yazdiklarinizda. Cok yeni tanismis olsam da yazilarinizla, galiba güveniyorum fikirlerinize (olaylara, hayata saglikli bakmak) ve kendimi güvendigim birinin konusmasina tetikte durmadan kaptirdigim icin, konusmalariniz, sicak ve bidi bidi diye tarif ettigim sekilde geliyor bana.
    Galiba yine anlatamadim..:(
    neyse…
    artik düzenli okuyucunuzum efendim..:)


  6. öyle sanıyorum ki yay.


  7. Yay? Ben? Annelik sezgilerinize güvenmiştim Per’anım.

    @Neyzen, ya, kızmıyorum aslında bıdı bıdı’ya. Dedim ya, nahoş birşeyi hatırlatıyor bana. Yoksa sevimli bir kelime. Gerisi? Bir yandan benim baktığım sitelerdeki bir hissi yazmışsınız. Hoşuma gidecek birşey bulmayacağını bildiğim sitelerden hoşlanıyorum en çok, ve bunun üstüne birşey verecek olanlardan tabi. O kısım çok hoş, teşekkür ederim.

    Ama diğer yandan, arada bir şaşırtabilmek isterim be! O yüzden hatta bu son maddeyi kafamda yazınca ‘bir de sonraki cümlen tahmin edilebilir diyorlar’ dedim kendime. Ve profil kısmına bir bakın birara, güveninizi yıkma riski pahasına.


  8. Aaa ben nasıl bir sersemim. Sizin burcunuzu biliyorum ben. Kova tabii ki! Kova ama, nasıl desem siz de bir yay havası da yok, değil. Yükseleninize bakmak filan gerek.(bu derece ilgili değilim, burç kısmında durdururm kendimi, aslında)Ben böyle unutkan oldum bu aralar. Pardon. Kova iyidir, hem de çok iyidir, bulut gibidir. Yani gerçekten öyle. Bir deney yapın, birine size sarılmasını söyleyin ve ne hissettiğini sorun? Diyecektir ki bir buluta sarılmışım gibi. Bu iyi bir şey, dar mekanlarda hiç sıkılmazsınız bir bulutla. Ama hep derim eğer melankoliye düşecek olursa, nefes bile alamazsınız sarayda bile olsanız.

    Yok yok hiç kova erkek arkadaşım olmadı. Ben küçük ayrıntıları değerlendirebilen biriyim. İzlenimler sadece.


  9. Harmony and understanding
    Sympathy and trust abounding

    This is the dawning of the age of Aquarius
    The age of Aquarius


  10. Per’anım, pek güzel de sarılacak kimseyi nereden bulayım ben? Bir t-shirt yaptırıp üzerine bana sarılın, ben bulutum yazsam mı? Açık mavi olsun t-shirt, yazı beyaz. Nasıl?


  11. öyle bir kampanya var biliyorsunuz: “bana sarılın” diye yazıyorsunuz kartona ve duruyorsunuz bir köşede. gelen giden sarılıyor. sizinki çok iyi fikir. herkes bir buluta sarılmak ister. ama tabi bir de sizi görmek lazım. fotoğraflar nerede?:)


  12. buna daha önce cevap vermeyi unuttum, di mi? siz çok kurcalamamışsınız iwasonmars’ı.


  13. lavabo dolapları tahtadansa tahta kurusudur o…kedi beslemelisin evde…haşere, kemirgen namına bişi kalmıyo evde…
    tanımadığım adamlarla, teyzelerle 3-5 dakikalız alakasız sohbetler mutlu ediyor beni…bende seviyorum…
    bende bizim evin ordaki gimadaki serkanla sohbet etmeyi seviyorum, bi de emineyle…



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s