h1

Bayan Jane Lead’in 1694’de Londra’da Öğrendiklerine, Gördüklerine ve Karşılaştıklarına Dair Deneysel Bir Anlatı

27 Aralık, 2006

Dün gecenin bir yarısı, alışık olmadığım şekilde gözlerim kapanıyordu. Bir parmağım kitabın arasındaydı, üstümde battaniye, dalıp açılıyordum ikide bir ve parmağın olduğu sayfaya dönüyordum. 237. sayfaya gelmiştim ve belli ki yaprağın arkası sondu, oysa nedense 242’de bitecek diye sanıyordum. Şöyle diyordu o sayfa:

“… Ne var ki ben, kendimle ilgili bazı meseleleri hala çözebilmiş değilim. Rendekar düşünüyor olmasından varolduğu sonucunu çıkarıyor. Ben de düşünüyorum, dolayısıyla varım, ama kimim? (1698’de) Galata’da, Yelkenci Hanı bitişiğinde ikamet eden Uzun İhsan Efendi mi, yoksa bugünden tam üç yüz sekiz yıl sonra, sözgelimi İzmir’de oturan mahzun ve şaşkın adam mı (yoksa o gece Thames nehri kıyısındaki kimbilir hangi evden çıkan İngiliz beyefendi mi)? Hangimiz düş ve hangimiz gerçek? Düşünüyorum, o halde ben varım. Düşünen bir adamı düşünüyorum ve onun, kendisini düşündüğünü bildiğini düşlüyorum. Bu adam düşünüyor olmasından varolduğu sonucunu çıkarıyor. Ve ben, onun çıkarımının doğru olduğunu biliyorum. Çünkü o, benim düşüm. Varolduğunu böylece haklı olarak ileri süren bu adamın beni düşlediğini düşünüyorum. Öyleyse, gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum.”

Sonra Uzun İhsan Efendi oğluna veda ediyordu mektubunda. Bünyamin gülümsüyor, bekçiyi uyandırıyordu. Bekçi, ezelden beri uyuduğu uykusundan uyanıyor, kitap sona eriyordu. Altında
“26 Aralık 2006,
Karşıyaka”

diyordu. Bu satılardan sonra gözlerim kapanırken tüm dünya da karanlığa bürünüyordu.

27 Aralık 2006,
Karşıyaka

Reklamlar

8 yorum

  1. ne güzel olmuş.


  2. ıslık çalmayı bilsem, uzun ve “vay be!”vurgulu bir ıslık çalardım Simon. Hayır, çalamıyor ve “Tanrı’nın düşünde miyiz acaba?” diyebilen şık ve boş laflar üstadı birinin tonunu taklit ediyorum ve üstelik cümleyi hala bitirmemiş; “sıkıcı düşünde…” şeklinde devam ettiriyorum.

    Ben yokum.

    🙂 Sevgilerimle.


  3. gerçi ideal olmamış, di mi ahh? evet, ya, ben de beğendim.


  4. Feri Hanım,
    Başlık bayağı bir sizin içindi. Farketmişsinizdir, etmediyseniz ediniz.

    Birkaç nedeni var, yazayım en iyisi:
    1694: 1698’e fazlasıyla yakın bir tarih. zaten bu kitabı alalı 4 yıl olmuş olmalı. yani 2002 eksi kitapta geçen 308 yıl önce: 1694. Aldığım yıl okuyup yazsaydım bu yazıyı 1698 yerine ’94 diyecektim yani.
    londra: İngiliz Beyefendi’nin toprağı.
    sevdigim bir kitapta geçtiği için.
    sizin için. bir üstteki madde ile bu, artık ayrılmaz birşey zaten.


  5. farketmedim simon. etmeye çalışıyorum, ama yine edemiyorum. hay allah. açıklama da karışık bir kabala metni gibi. önce bana alfabeyi gönderseniz? kitabı yıllar önce okuduğum ve unutmuş olduğum olasılığını düşünemiyor mu simon? dedim içimden ve şimdi. 1998 yılında bir aylık londra maceramdan mı bahsediyor, gibi upuçuk noktalara bile geldim. nereden bileceksiniz oysa. ah, ben sert bir kahve yapayım, kendime geleyim. daha da açıklamayın, eğer yine anlamazsam kendimi aptal gibi hissederim.


  6. pardon pardon, ben zaten anlamışsınızdır. anlamadıysanız da sizin için olduğunu yazınca anlarsınız zaten diye açıklamamıştım. yalnız, açıklayayım mı şimdi, anlamadım bunu. orta yol bulayım, o kitap artık bayağı sizinle ilgili birşey, onu kastetmiştim. yıllar önce okumuş ve unutmuş olabilirsiniz tabi, ben daha yeni geçtiği için arada karıştırıyorsunuz diye düşünmüştüm.


  7. Kitap Adana’daki kütüphaneye aitti. Kolilerden birinin içinde bir depo-evde duruyor şimdi. O halde yeniden almalı ve yeniden okumalı. O kitabı hiç benimle ilgili olduğunu düşünerek okumamıştım; çok beğenmiştim ama müthiş empati kurarak, karakterle özdeşleşerek filan değil.

    Ne oluyor biliyor musunuz Simon, sanki eskiden okuduğum tüm kitapları unutmuşum tümden. Hiç bir şey kalmamış aklımda. Bir şeyi hatırlamak, sisler içinde el yordamıyla yoklamak gibi, öyle güvenilmez. Geçmişe dair her şey için böyle bu. Öyle miydi, böyle miydi diye düşünüyorum bazen evin içinde kendi başıma hızla dolanırken, sonra ortalıkta bir kazak görüyorum, haydiii onu katla, kaldır derken neyi hatırlamaya çalıştığımı da unutuyorum. Sanki unutma makinesine girmişim de yarısında elektrik kesilmiş benim de zihnimde benek benek kalmış anılar. Öyle.

    Kitabı alıp okuyayım ben mutlaka, sonra tekrar döneyim bu posta olmaz mı?


  8. Olur tabi. Yalnız sizinle ilgili olan dediğim o kitap değildi, başlıktaki kitaptı. O başlığın hangi kitapta olduğundan bahsediyorduk ya.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s