h1

Benim bir fikrim var.

4 Ocak, 2007

‘Benim bir fikrim var’ diye yerimden fırlayıp sonra da etrafta kimsenin olmadığını görüp kös kös/sus pus/gerisin geri yerime oturmanın zamanı geçti, efendiler! Artık bunları gerçekleştirme zamanı. O yüzden EPT’nin sürekli ena due tria diye giden aerobik programlarından gelen Yunancamla ena diyerek ritmik bir şekilde başlıyorum:

~ ~ ~

Bayülgen’in yaklaşık 1.5 yıl önce ntv’deki temalı programlarından biriydi. Konu, işitme engelliler. Stüdyoda bir işaret dili çevirmeni vardı, Bayülgen de “bu kadar program yaptım, daha önce bir çevirmen bulundurmadığım için kendimi çok aptal hisseediyorum” demişti. Tabi ki bu sözü unutması 1 haftayı bulmadı. Derdimiz Bayülgen değil de program, ülkedeki en az 2.5-3 milyon engellinin en basit gereksinim/zevklerden biri olan televizyondan bayağı bir mahrum olduğunu gözüme sokmuştu. Bu noktada kimse ‘ne iyi, aptal kutusu zaten’ demesin. Yoksa ben de ‘tüm yanlışlara kapıyı kaparsan doğrular da giremez’ derim. Bu bir haktır hem.

Oysa bunun çözümü kolay. Yayınlar altyazılı olabilir. O altyazı da sürekli ekranın altında olup şımarık bizleri rahatsız etmek zorunda değil, çünkü teletekst diye televizyonların önemli bir kısmında bulunan ve hiç kullanılmayan bir fonksiyon var. Fransız TV5’in veya BBC’nin filmlerin altyazılarını yayınlamaları gibi tüm programların altyazıları teletekstten yayınlanabilir.

Kayıtlı (banttan) programlar kolay da peki canlı programlar? Onun da çaresi var. Bizim okulun, türlü fast-food zincirlerinin geçit töreni yaptıkları ultra-sevimsiz kafeteryasında devasa iki ekranda sürekli cnn açık. Öyle bir yerde ses açık olamayacağı için de altyazılı gösteriliyor programlar. Ve dikkat ettim, buna canlı olduğu belli birçok program da dahil. Yani böyle bir teknoloji var, sesi yazıya dönüştüren.

Ben de bunu yapsa yapsa NTV yapar, onlar başlatırsa diğerleri de bu insanların ratingi uğruna takip eder dedim, ve yazdım onlara. Sonra aradım. Sonra bir daha aradım ve bir daha yazdım. Otomatik cevap maillerinden ve iletelim başlıklı telefondaki sesten başka hiçbir şey olmadı. Birara araştırdım, sesi yazıya dönüştüren programlar var birçok dil için. Türkçe de geçiyor aralarında. Yaptıkları başarısız bile olsa nedir yani, canavar birkaç gencin olduğu küçük bir firma bile pat diye halledebilir bunu. Pahalı birşey olacağını da hiç sanmam. Öyle bir şirketin pazarlayıcısı gibi görünür müyüm diye de dikkat ettim.

Bu arada yazın konserde Banu Güven’e rastlayınca arada yanına gittim -tabi ki rezervlerde kalan tüm cesaretimi toplayıp-. 4 kişilik bir grupta sohbet ediyorlardı. Öndeki koltuk boştu neyse ki, oraya ilişip afedersiniz, rahatsız ediyorum, 1 dk.nızı alabilir miyim dedim. Tabi dedi, resmi ve kibar. böyle böyle dedim. Sizden gelmesi daha etkili olur, yazın, arayın, dedi. ohoo dedim, çok, hiçbir şey çıkmıyor, yukarıdan kimseye ulaşamıyorum. Yine de bizden gelmesi değil de sizin böyle bir yakınınız olduğunu iletmeniz daha önemli dedi. Öyle bir yakınım yok, dedim. Bana çok garip gelen birşey bu, insanın böyle birşey düşünmesi için ailesinde filan olmasına gerek yok ki.

Neyse. Böyle basitçe yapılabilir birşeyden başlayarak artık birşeyler olsun istiyorum. Ama sesimi duyurmak için n’apmalı acaba?

– – –
bir de hayat ne garip. bir günde neler olabiliyor..

Reklamlar

11 yorum

  1. fikriniz gelmiş sizin! çok beğenilmiş.


  2. o programı ben de hatırlıyorum ben de bir sonraki gece programında bekledim bir tercüman, belki bir sonraki hafta da aklıma gelmiştir. sonra unuttum gitti.
    iyi fikir ama demek işlerine gelmedi.

    banu güven haber dışında konuşurken de ı ıııı diyerek cümleleri deviriyor mu?


  3. teşekkürler miss luinwe.


  4. aaaaaa, banu güven mi cümleleri deviriyor. o bir tek bizi deviriyor bir kere. aman allahım bu ne güzellik diyerek devriliyoruz ekran karşısında.

    (bence işlerine gelmedi değil de o izleyici kısımlarından ancak şu program çok beğenilmiş, tekrarlansın, şu söz tepki aldı gibi raporlar çıkıyordur, diğerleri doğru kişiye ulaşmıyordur. zaten acil birşey olmadığından duyulsa bile öncelik tanınmamıştır hiç).


  5. Her ne kadar pek parlak bir öneri olmasa da bu post u mail listendekilere gönder onlar da NTV’ye ve tanıdıklarına forwardlasın diyeceğim geliyor. Ne var ki artık bu forwardlama olayı da her türlü gereksiz şeye yapıldığı için arada böyle önemli şeyler kaynayabiliyor. Ama yine de denemeye değer dye düşünüyorum. Dediğin gibi: ‘tüm yanlışlara kapıyı kaparsan doğrular da giremez’ 😉


  6. hayat garip


  7. Okan Bayülgen`e (yazarken farkettim de, ne ilginc bir soyisim degil mi?) iletsen bu fikrini? Hem ona verdigi sözünü de hatirlatirsin, belkim utanir senden ve bundan sonra sen ne dersen onu yapar. Hatta su takim elbisesinden artik cikmasini söylersin bir gün, belki onu da yapar.


  8. genellikle tersini savunsam da nezaket her zaman işe yaramıyor sevgili templar.
    bayülgen zaten boş boş konuşur, banu abla kimdir bilmem ama anlaşılan onun da pek bir farkı yok.
    bir yakınının olduğunu söylesen bile, yakınının özgeçmişi ve işitme engelli olduğuna dair bir heyet raporu isteyebilirler.

    üstelik bizim tv kanallarının altı “PCAKKIDI YAZ 4967’YE GÖNDER, ÇAKKIDI GERÇEK SES CEBİNE GELSİN”lerle dolu olduğundan yeterli yer yok.


  9. locker: öneri için çok teşekkürler. forward mail.. pek sevilmediği için dediğin gibi iyi amaçlı olanlar da aynı damgayı yiyor. sonuçta o izleyici köşesi pek etkili olmuyor. sanırım ben çok yukarıda biriyle tuvalette yalnız kalmaya çalışacağım.

    zuzay: garip. (her yoruma cevap yazılabilir diyen arkadaş nerede acaba?)

    neyzen: bayülgen utanmaz bence kolay kolay. savunmaya geçer, daha doğrusu saldırıya ve bana yolunu bulur, laf giydirir.

    aynen sotiz’in dediği gibi. yalnız sotiz, nasıl banu g.’i bilmezsin?.. ya da bilirsin de (ntv gece haberleri) ismini bilmiyorsundur. o farklıdır da konuyu veya birden keyifli bir konserde karşısına çıkan bir yabancıyı anlayamadı.
    harbiden bir de alt bant sorunu var. kanalların logoları, program isimleri, haberler, saat vs. de bayağı yer kaplıyor. ama vazgeçmiyciim.


  10. banu güven farklıdır. işte konser keyifli olunca bir de yabancı çıkınca karşısına falan olayı kavrayamadı aslında farklı yani bence de.

    yoksa yoksa hiç mirgün cabas onu seçer miydi yanında otursun diye.
    🙂


  11. ya gercekten ben de sasiriyorum, yani luzumsuz her tur programin kopyasini cekip yapiyorlar turkiye televizyonlari ama su alt yazi isi kimsenin dikkatini nasil cekmiyor. hem istemezseniz kaldirabiliyorsunuz burdaki televizyonlarda ki oyle ileri teknoloji falan degil. eminim turkiyede daha iyileri vardir. garip gercekten.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s