h1

vie.. vie.. peut-etre

16 Ocak, 2007

Şu anda.. evet, tam şu anda

– Bir film ekibinde çalışıyor olabilirdim. Hirokazu Kore-Eda’nın asistanlığını yapan niye ben olmayayım?

– Bir film festivali programlıyor olabilirdim.

– Yanımdakine ‘a bak, bunu almayı düşünüyorum ben’ dediğimde o ‘ben de sana almayı düşünüyordum. beraber alalım mı aşkım’ diyor olabilirdi (kitapçıdan bir diyalog). Gerçi aşkım demese daha iyi olur. Gerçi dese de olur.

– Onla, ikimiz de daha baştan pişman bir şekilde sokak ortasında tartışıyor olabilirdik.

– Sonra ben özür dilemek için olmadık bir saatte evine giderdim. Tam şu anda ‘biz de genç olduk’ derdi çevreden birileri.

– Bir çatı katında fantastik bir dünya yaratmak için kitaplar arasına gömülmüş çalışıyor olabilirdim.

– Mardin’de halk eğitim programları koordinatörlüğü yapıyor olabilirdim.

– Tercümanlığını yaptığım Zico ile Antalya Kaleiçi’nde bir barda ona tanıtmak için rakı içip eski futbol anılarından bahsediyor olabilirdik.

– Tercümanlığını yaptığım Mourinho ile Chelsea’de bir barda ona tanıtmak için Guinness içip yeni futbol anlayışından bahsediyor olabilirdik.

– Küçük ve karanlık bir barda David Sanborn’u dinliyor olabilirdim.

– La Scala’da bir Puccini dinliyor olabilirdim.

– National Theatre’da bir Shakespeare, Off-Broadway’de avant-garde bir oyun, Odin Tiyatro’sundan herhangi birşey seyrediyor olabilirdim.

– Kyoto’da bir geyşanın çay seromonisini izliyor olabilirdim.

– Saat farkından yararlanıp bir safaride olabilirdim. Hayır, olamazdım, çünkü Afrika ile o kadar saat farkımız yok. Ama safari arası bir gece jungle yakınındaki bir ahşap evde yatıp ormandan gelen sesler arasında uyumaya çalışıyor olabilirdim.

– Namibya’da yerlilerle bir kulübede uyuyor olabilirdim.

– Atina’da bir tavernada herkesle beraber kafaları bulmuş masaların üstünde oynuyor olabilirdim.

– Sevilla’da bir barda semtin kızları ile oğlanlarının dansını seyrederken bir kız beni dansa kaldırıyor olabilirdi.

– Versailles sarayında verilen bir davette, Windsor Katedralinde bir kraliyet düğününde olabilirdim.

– Kore’de bir vadinin ortasındaki bir gölün üzerindeki büyük bir salda yaşayan bir rahiple, veya Tibet’te Dalai Lama ile konuşmadan aynı odada farklı şeylerle uğraşıyor olabilirdik.

– Birinin çizmesini çıkarıyor olabilirdim (sadece çizmeleri sevmediğim için).

– Ağlayan bir yüz omzuma yaslanabilirdi.

– Depardieu’nun bağlarının ortasındaki bir masada Isabelle Huppert ve Fanny Ardant’la dördümüz içip sohbet ediyor olabilirdik.

____________

ama artık geçti.

Reklamlar

14 yorum

  1. hep olabilirdilerle yaşanmıyor, yapacaksan yap, yapabilecekken yapmalısın diyecekken, “ama artık geçti” yi okudum…hakikaten geçti…

    yine de iyimser tarafım hiç bişey için geç değildir diyor…

    geç olsun, güç olmasın…


  2. gerçekten geçti. üzülmemek gerek.
    bazen bir kötü büyü kazara beni bulmuş gibi.
    bulmasa, şu anda.. evet, tam şu anda kimbilir neler yapıyor olacaktım.

    bu, olumlu bir yazı; enerji veriyor. insana, yapabileceklerini hatırlatan her şey gibi, kendini hatırlatıyor.

    kendimle o kadar meşguldum ve o kadar mutsuzluğa hevesli bir haldeydim ki sizi ihmal ettim bir süredir. yoksa, şunu bunu değil de “aksak” olabilme ihtimalinize şapka çıkardığımı da söylemek isterdim ta o zaman. Nerdesiniz, ne yapıyorsunuz? tam şu anda?

    sevgilerimle.


  3. tam şu anda’ya cevap vereyim, gerisi sonra:
    izmir’de, okula yine, yeniden, tekrar ve hala geç gittiğim için -ama bu sefer resmi dokümanlar yüzünden- kaçırdığım ve bunun için özür dilediğim bugünki Dr. Z.’nin dersi için laf yemeyi beklerken üstüne bir de kesin gelmelisin denen ve yine kaçıracağım Perş. günki labını öğrenmekten dolayı içim sıkışıyor, mideme, başıma ağrılar giriyor. Safi Gereksizlik.


  4. Da hangi birinde olsan bir diğerini isteyeceğin ve aynı anda hepsinde olamayacağına göre…………….. haline şükretmek en pratiği, en hımbılı.


  5. şu an için geçti, ama başka bir zaman için:
    – bazıları mümkün değil,
    – bazıları elimde değil, başkalarına filan da bağlı,
    – bazıları hala yapılabilir.

    o yüzden, ne kadar üzüntüyle başlamış olsam da içten içe olumlu bir tarafı var yazının, periş hanım’ın dediği gibi. olabilirdileri hatırlamak gerekiyor bence arada bir. (methiş’e).

    skör: o mantığı ben sevgililerle ilgili bir yerde etmiştim. yalnızlık evladır kanumlarından biriydi bu.

    peri: estağfurullah, ne ihmali. aksak bakışı ilginçti ama, di mi.. bir o kadar da korkutucu.


  6. kuzum, olabilirdileri hatırlamanın ne faydası var ki? olabilirdilerle ve keşkelerle yaşanmıyor…düşünmek bile bunalım olmama yeter benim…:(


  7. ufuk genişletmek için


  8. aksine benim içim daralıyor…


  9. anlayabiliyorum. belki cümlenin kuruluşunu değiştirmek lazım: ‘şurada olabilirdim’ yerine bu da mümkün.


  10. 🙂


  11. […] ama, Memduh’un günlük girdilerinden birine yazılmış bir yorumu takip edince karşıma böyle de şeyler yazan biri çıktı, garip bir sevinç kapladı içimi, neden bilmem, sen bilir misin ey […]


  12. Ben biliyorum Emre Bey; çünkü Simon Templar zeki ve duyarlı biri, yani iyi biri.


  13. Metin Bey, yerimde Bülent Hanım olsa şimdi bi’ güzel ‘legion d’honore’ oldum derdi. anladım onu ben, böyle deniyor sanırım bu laflar, mutlu olup ne diyeceğinizi bilemeyince.


  14. Heh heh, Bülent Hanım da nereden aklınıza geldi! Neyse, ne güzel, ben de sevinmenize sevindim.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s