h1

Radikal Mağden

6 Şubat, 2007

Dışarı çıktığımda sadece gözlerim, yanaklarım filan açıkta olacak şekilde dolma gibi sarmalanıp giyindikçe, ve öyle bile üşüdüğümden benden çok daha az giyinenler nasıl hayatta kalır anlamadıkça kendimi balıklar -20 derecede yaşar mı benzeri bir testin öznesi gibi hissediyorum. O yüzden bir an önce konuyu değiştirip ısınalım.

Aşağıda hakkımda merak etmediğiniz ama benim yazmadan duramadığım şeyler arasında da yazacaktım, unutmuşum. Hergün bir gazete almadan rahat edemiyorum. Orada Radikal burada Washington Post. İzmir’de Ankara’da geldiğimi gören kapıcılar ‘Radikal geliyor di mi yarın?’ diyorlar. Burada sabahın 5’inde geçerken arabadan gazeteyi kapının önüne fırlatan adamlar ne diyor bilmiyorum, kendilerini hiç görmedim.

Bu gazete alışkanlığı bayağı uzun süredir sürüyor. Gazeteleri dikkate alırsak Cumhuriyet 2’nin çıktığı günlere gitmeliyiz (renkli cumhuriyet 2’yi hatırlayan var mı? duruma bakılırsa internet hatırlamıyor). Yurtta düzenli alıyorduk. Sonra Yeni Yüzyıl çıktı. Hatırlamıyorum, ikisinin arasındaki zamanlama nasıldı, biri bitti de mi öbürüne geçtik, yoksa Y.Yüzyıl’ın verdiği İletişim’in Cep Üniversitesi kitaplarından mı etkilenip değiştirdik? Sonuçta Yeni Yüzyıl aldık bir süre. Sonra o battı, Yeni Binyıl olarak devam etti. O sıralarda da Radikal çıktı zaten.

Şimdi bu kadar fanatiğiyken (ama eleştirmeyi bırakmadan, neydi örneğin, Cumartesi günü manşetteki cezaevi haberi saçmalığı?) zamanında bir süre pek ısınamamıştım. Sanırım en çok dizgisindeki fontların koyuluğu itmişti beni. Hem taklit bulmuştum, bir yandan Y.Binyıl yaşamaya çalışırken.

Ama kısa süre sonra kaçınılmaz oldu Radikal’i takip etmek. Sevdiğim ‘ben radikalim’ reklamı zamanları. Bir de tabi, Okudukça programında “klasikler de klasikler” diyen inanılmaz şirin sesiyle ilgimi toplayan Perihan Mağden’in varlığıyla.

Hindistan maceralarını ağzım açık hayranlıkla izledim, Gökkafes yazıları hala taze. Kendisini sevdim. Ama sonra, sürekli ve fazla sık yazmaktan dili yorulmadı mı? Yoruldu. Orada burada fazla hafif köşe yazarlarına yolu açmadı, bazı kolaycı ifadeleriyle birçok blogçuyu etkilemedi mi (‘şimdi ne yiyeceğiz ey okur’)? Yolaçtı, etkiledi, yes.

Ama şu an, faşist eğilimliler, bir suikastin duyarlı havasına bile saygı göstermiyorken, maça değil, kendileri gibi olmayanlara gözdağı vermeye beyaz bere giyerek giden Trabzonspor tribünleri bende kusma isteği uyandırıyorken cesur birilerine, en çok da sesi çıkan kadınlara ihtiyacımız var.

İyi ki döndün Mağden. Bir de şu arasına pardon konmuş teşbihleri (“Sinan Cihangir, pardon Çetin”) daha az yapsan öpeceğim seni…

Reklamlar

2 yorum

  1. iyiki döndü, radikal daha anlamlı oldu:)


  2. Radikali biraktigi dönemde iyi yapti demistim ben. Üslup olarak biraz baymaya baslamisti beni acikcasi. Gazete de onu bayiyordu sanirim. Ama bu aradan sonra tekrar gelmesi güzel oldu. Ben de sevindim.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s