h1

ben bir kaleciyim, kova kaleci

9 Şubat, 2007

Harmony and understanding
Sympathy and trust abounding
No more falsehoods or derisions
Golden living dreams of visions
Mystic crystal revelation
And the mind’s true liberation
Aquarius! Aquarius!
*

Croupier‘de Clive Owen’a sorar tanıştığı kadın:
– Are you a believer in astrology?
– No. But then, I’m a Gemini, and Geminis don’t believe in astrology.

Astroloji fikren tabi ki benim de pek aklıma yakın değil. Ama gel de kova ol -ve benim gibi biri ol- da inanma. (hoş, zaten kovalar da sanırım daha çok mantık insanlarıdır, o yüzden zor inanır). O yüzden geçen Mart civarı kendim ve bildiğim 2-3 kişi dışındaki geniş blog dünyası ile tanıştığımda kendime yakın bulduklarımın çoğunluğu kova çıktığında şaşırdım mı? Pek sayılmaz. Ama anlamlı buldum.
[Böyle bir sözü toplum içinde edince tabi ki açıklamak gerekiyor. Tabi ki sadece orandan bahsediliyor, yoksa ne tüm kovaları yakın bulabilirsin, ne tüm yakın olanlar kova olabilir. Yani gereksiz yere üzmeyin kendinizi, durduk yerde
de sevinmeyin].

İlk yılımda neredeyse şehir dışında oturduğum eve giderken 10’da derslerden çıkınca bindiğim ruhumu donduran soğukluktaki metroda önümde oturan kadının okuduğu kitaptaki Kova sayfasından dolayı lafa girmiştim. Tabi ki özgürlük düşkünüdürler diyordu sayfa. Çeşme’den alınıp sonra kırılan bir bardağın üzerinde, gazete eklerinde, ve her burç kitabında yazdığı gibi. Özgürlük kolay bir kelime. Bir kovanın özgürlük anlayışıysa kendine göredir. Saf hissedilen birşey.
Zaten kendine göredir harbi bir kova. Kendine ait kuralları olan, zamanın akmadığı, herşeyin sonsuz olduğu, günlerin birbirinden mümkün olduğu kadar farklı olduğu dünyasında yaşar. İnsanlar tek tek vardırlar, bazen biraraya gelip güzelleşmeyi, bazen tek başlarına çoğalmayı seçerler. Kendi dünyaları çok geniştir. Zaten daydreaming, Keltçe kova-dreaming’den gelmektedir.

İdeal’e, hep ulaşılacak, yaşanacak, koklanacak bir ideal’in varlığına inanırlar. O ideal ulaşılır olsa bile zaten ondan da diğer herşey ve herkesten olduğu gibi bir süre sonra sıkılmaktan korkarlar. (Hair’dekiler Kova Burcu’nun güzelliklerini yaşıyor olabilir ama bir kova öyle bir komünün parçası olmaya en fazla birkaç gün dayanabilir). Ah, anlaşılmaz zaten kovalar.

Garip, farklı, şokedici, radikal, sosyal olarak kabul edilemez, aynı zamanda arkadaşlığın burcu diyor bir site. İnatçı ve ortodoks karşıtı diyor biri. Mottosu ‘insanlığa bayılıyorum, katlanamadığım insanlar’ diyor bir diğeri. Biliyor olma tutkusundan bahsediyor hepsi. Bense kim olduğumu biliyorum bana anlatmayın diyorum.

Kapatırken şu şarkıyı çalıyoruz. Ayrıca, bu bahaneyle Halid‘e de mutlu yıllar dilemeyi ihmal etmiyoruz.

___________________

* ekleyelim: şarkıdaki (ve klipteki: seyrediniz!) age of aquarius’tan dolayı ’68-69’da dünya Kova burcundaymış derdim. Oysa o, öyle değilmiş. Dünya bir burca girince ikibin yıla yakın bir dönem sürüyormuş. Şu anki Balık burcu karanlık döneminden sonra bazı astrologlar ’60’larda, bazı -loglar 2000’de başladığını düşünüyor Kova Burcunun ve getireceği barış ve aydınlanmanın. Wiki‘ye güvenirsek 2600 civarı diyor ki bu bana şu dünyaya bakınca daha mantıklı geliyor.

Reklamlar

26 yorum

  1. Astroloji hepimizin yumuşak karnı. İnanmıyoruz desek de takip etmekten vazgeçemiyoruz herhalde. Kovalara gelince, tanıdığım tüm kovalar renkli, hareketli ve afacan tiplerdi. Uyuyor mu?


  2. mutlu yıllar simon!


  3. Afacan: evet, o benim işte. haha, ne güzel.

    Size de mutlu yıllar, Peri.
    (Ne biliyorsunuz, belki 21 Ocak’taydı, belki 19 Şubat’ta:)


  4. ikimiz de kovayız geyigi yapmis miydik? sanmiyorum.
    sozun ozu, +1.
    iyi ki dogduk o zaman xxxxxcim.


  5. teşekkürler melişçik. yapmadık öyle bir geyik, hem o zaman geyik de demezdim buna. seninkine daha var (hoş, benimkine de var), o yüzden bugünlük bu kadar.


  6. Senin adin xxxxx`mis…


  7. uydurdun:)


  8. hay allah ben bunlari bir kadin yaziyor diye okuyordum. tabi isminizi xxxxx olmasi illa erkek olmanizi gerektirmez. tabi eger dogruysa. tamam Simon Templar erkek bir karakter ve siz futbolu cok seviyorsunuz ama yani bir kadinda bu takma adi secebilirdi kendine ve futbola duskun olabilirdi. benim icin hersey karman corman oldu simdi. bu konuya bir aciklik getirilmesini asla talep etmiyorum, dunyami daha fazla sarsmayiniz.

    ayrica dunyanin su berbat halinin sucunu da balik burcuna yuklemissiniz ya, ne diyeyim ask olsun!


  9. of, yazim hatalari, pardon…


  10. uydurmadim, duydum
    🙂


  11. xxxxx mi dedim ben?? [limon] demek istemistim eski blog ismin [simon limoni]’ye ithafen 🙂 🙂 🙂


  12. peki o zaman. hersey normale dondu. tesekkurler melis:)


  13. bi’ saniye, bi saniye.. birkaç saat bıraktık, kontrolden çıkmış blog gecenin bi yarısı:))
    ne kadını, ne ismi? hops.

    öncelikle pelin: tabi olabilir, ama futbolu seven ve simon templar ismini alan biri olmasına rağmen dişi diye düşündüren nedir acaba? alışveriş düşkünü olduğumu bile yazmadım oysa ki henüz. son zamanlarda hiç bahsettiğim bir kız yok muydu acaba diye arandım. anlıyorum ki bu aralar aklımdan geçen, metroda yan koltuktaki kız yazısı için geç kalmışım. ama yine de bir kız “amaja de miguel sanz güzel kızdı” diye yazmazdı herhalde. futbol yazıları kadar geriye gitmişseniz onu da kesin görmüş olmalısınız. hatta orada burada geçen ‘otobüsteki kız’, ‘metrodaki kız’ yazılarını da. yani, ama olmaz ki yani:).

    ve diğerleri, valla neler açtınız başıma:).. yok meliş, sen açmadın, senin içten sözlerine atlayan neyzen açtı. alacağın olsun teyzem.
    ve isim geçen yerleri sansürledim. kızmazsınız umarım. kızarsanız da gönlünüzü alırım.


  14. bi’ de balık burcuna suçu astrologlar atmış valla, ben değil.
    ama, daha genel olarak inancın, dogmatik ve batıl inanışların, içgüdünün çağı diyorlarmış balık çağına; kovaya da mantığın, kardeşliğin ve teknolojinin. kova çağının da etkilerinin başladığını düşünenler varmış (‘dawning of the age of aquarius’). yani, inanmak gibi olmasın da.

    ayrıca, hiç sesini çıkarmadan okuyanlar birşey yazınca seviniyorum da tekrar yazsınlar, sessizliğe geri dönmesinler istiyorum, mümkünse.


  15. Günaydin,
    bir takim tezgahlar dönüyor burada, söz hakkimi kullanmak istiyorum 🙂
    Sanki siz ilk firsatta atlamamistiniz sayin Simon ve biz böyle mi yaptik? 🙂

    Simon, ben de senin bir disi oldugunu saniyordum. Bunun tam tersi oldugunu belirletecek sözlerinden ya da yorumlarindan sonra bile, ben seni ara ara disi biriymis gibi hatirladim. Bu benzetmeyi ya da karistirmayi manasiz bir bozulmayla karsilamayacak kadar ince oldugunu tahmin ediyorum.

    Belki genel olarak yazilarindaki incelikten ya da cok sik karsimiza ciktigi ve rahatsiz oldugumuz halde, pek dile getirmedigimiz, senin cinsinin baskisini (cok cok türlü kiliklardaki) burada hissetmedigimizden olacaktir.

    Ya da senin yaradilisindan gelen, dogustan sahip oldugun erdemlerdir bunun nedeni.
    Sevgiler
    🙂


  16. teşekkür ederim, çok naziksiniz.


  17. Ne güzel demişsin Evrim, bir bir:))
    Ben hiç kız sanmadım Simon’ı. Benim ne sanmam istenirse ben onu sanarım gerçi. Bana hep romantik komedilerdeki erkekleri anımsatır, Simon. Hayat öyle toz pembe; gülücüklü sözcükler, zarif dokundurmalarla filan.

    Evet, Kovalar afacandır. Afacan, ama ciddi. Ciddiyetleri komik. “Demek öyle düşünüyorsun” diyip, başını okşarsınız, aferin sana.

    Sevgiler.


  18. sanirim ben yazilari okumaya baslamadan daha, burasi bir disi kisiligin yeri olmali diye inandirdim kendimi. sonra da onca ipucuna ragmen uyanmadim. ve evrim’in dedigi gibi, cokca karsilastigimiz erkeklere ozgu olmasi gerektigi yine sadece erkeklerce savunulan o kaba sabalik yok bu sayfalarda.
    ben Peri’nin pesine takilip, romantik komedilerdeki beyaz gomlekler giyen, her daim trasli erkeklerden biri olarak kabul edicem sizi. ancak boyle katlanabilirim bu gercege:))
    hoscakalin

    hayal dunyasinda yasayan sazan burcu pelin.


  19. Daha önceki yazılarınızı okurken sizin kadın olduğunuzu düşünmediğim gibi (ki bence Ben Seni Unutmak İçin Sevmedim gayet de erkekçe yazılmış bir itiraftı. Kadınlar sanki sevilmemiş olma fikrinden hoşlanmadıkları için bu kadar açık ve dürüstçe yapamıyorlar böyle bir itirafı. Tabii tamamen kendi fikrim) galiba o yazıdan bu yazıya tık tık tıklarken sizin fotoğrafınızı bile gördüm. Mümkün müdür?


  20. çok teşekkür ederim herkese. dışarıdan bakan birine komik görünecek şimdi: -niye teşekkür ettin sen onlara? -beni dişi sandıkları için.
    aslında, biraz anlayabiliyorum, o kadar duygusal ve bolca gözyaşlı yazılar. ama yine de bu bir streotip olmamalı, o ayrı tabi.

    salon erkeği diyorsunuz yani. daha doğrusu peri hanım billy cyrstal demiş, pelin de cary grant. aşk acısını bile esprilerle, neredeyse başkalarını güldürmek için yaşayan billy cyrstal çok yakın olmasa da hoş tabi. cary grant’eyse hayranızdır. keşke o kadar (sharp diyorlar burada, nasıl çevirmeli acaba) hep tam olması gerektiği gibi ve şık görünebilsem.
    [her daim traşlı: ah, suçu Timuçin Esen’e atmak istiyorum].


  21. sindirkifinella, sanırım çok haklısın yazı konusunda. resim: yok, hiç sanmam. görüştüğüm ve ben farketmeden resmimi çeken bir blog yazarı olabilir mi acaba.. (neye benziyordu acaba o resim?)


  22. Hmmm… o siz değilseniz, o zaman odasında “Valentin” filminin afişi olan bir arkadaşınız var mı? 🙂


  23. evet, o kesinlikle benim:) kafamın tam üstünde kalıyor o afiş yıllardır yattığımda.


  24. Bakınız sadece eskileri değil en eskileri de okumuşum demek ki… hep sizi bizi şaşırtacak değilsiniz ya 🙂


  25. hep geç kalıyorum ve çok şey kaçırıyorum.. bu da kovaların ortak özelliklerine yazılmalı..

    sevgiler dostum.. : )


  26. sitenizi beğenerek takip ediyoruz başarılarınızın devamını diliyoruz



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s