h1

ekinoks, şey mevsimi

21 Mart, 2007

Dün gece 03:15’te evin önüne çıktım. Aylardır o saatlerde dışarıda donmaya alışmış biri için hava acaip derecede ılıktı. Sakindi. Güzeldi.

Ama amacım o hoşluğu içime çekmek değildi, 4 gündür kayıp olan çantamı bekliyordum o saatte. Sol sokak başında 70’lerin polisiye filmlerinden kalma eski ve spor bir Dodge belirdi. Çok yavaşca. Sonra orada durdu bir sure. El sallayan beni görünce döndü sağa, evin önünde durdu. İçinden inen adam da 70’lerin polisiyelerinden kalmaydı. Deri ceketli, kocaman gözlüklü, sevimli bir siyah -sanırım Afrikalı. Ne yazık ki bir sonraki sahnede bizim polisi korumaya çalışırken böğrüne bıçağı yiyecek uyuş.turucu kaçakçısı heriften. Kızamadım o yüzden 2 saat geç kaldığı için. Daha önemlisi çantanın içindeki birkaç gündür listelediğim ve kaybetmiş olma fikrinden ürktüğüm 50 kadar zımbırtıma kavuştum. Küçük bir çantaya ne kadar çok şey sığdırabiliyor insan.

8888888

Tabi sonunda ılır hava. Ekinoksa geldik artık. Hatta şu an tam 34 dk. sonra imiş ekinoks, yani güneşin ekvatorun tam üstüne denk gelmesi (bu yıl 21 mart-00:07, Greenwich).

9999999

Takvim değil ama içimde bir pıtırtı, kıpırtı, çırpıntı.. ne demek bu diyorum içerlerden gelen elçilere? bünyecek aşk mevsimindeyiz diyorlar.

OOOOOO

benim bloğumda bir süredir hergün aşk mevsimindeyiz. istatistik kısmı var wordpress’in, kaç defa ne aranarak gelinmiş. çok ayrıntılı değil ama yeter. gün içinde baktığımda farklı aramalar önde oluyor -benzer şeyler hep, fame tv series, günün filmleri -ve filimleri-, mardin, dark side of the moon, sevmediğim ‘end. müh. nedir’, vs..-, ama günün sonunda kazanan hep -ama hep- aşk oluyor. bu bir aydan fazla böyle gitti. geçenlerde azalmaya başlamıştı ‘aşk’ arayıp gelenler, herhalde gugılda sonraki sayfaya filan düşmüştü; ama son günlerde yine kazanıyor. burada zaten hep aşk kazanıyor.

Reklamlar

15 yorum

  1. aşk mevsimi, ılık güzel bir hava…
    ama yağış geliyor buraya..


  2. malesef aşk ancak bloglarımızda kazanabiliyor. o hale getirdiler sonunda.


  3. “…söz dinleyen okur ne zor bulunuyor, yahu! herkes int. gizliliğinin peşine saklanıyor. eskiden bazı popup’larda evet veya hayır’a basmadan kapatamıyordun ya, bundan sonra onun gibi şeyler yapacağım, merhaba demeden kapatamayacaklar bu pencereyi” demişsiniz ya, valla bir çeşit suçluluk duydum da yazıyorum. Çünkü, bütün bir hafta sonunu eski postlarınızı okuyarak geçirmiştim. Şimdi, size gün dönümünü bahane ederek “merhaba” diyeyim!


  4. yağışmış liz. bugün 21 derece orası -istanbul itibariyle diyorum, iki gün sonra 14’e düşecek. biz dönem başından beri sadece 2 gün gördük yahu 14’ü. hem yağsın, annem ne zaman konuşsak yazın susuz kalacakmışız, bize de yağış gönder diyor.

    getirdiler’deki onlar ‘kızlar’, di mi skör? evet, ya, sorma yani..

    ekmekçikız, ekmekçikız, bir ekmekçikız’sın sen. boyalı kuş melodisi ile. işte sonunda vicdan azabı yaratmayı başardığım bir okur. çok sevindim.
    yapıyor musun, yiyor musun?


  5. Mr. Templar,
    Ekmek yapıyorum, elimle yoğurup yapacağım diye, canımı dişime takarak hem de… Eh, yapınca yiyorum tabi ki, ama yediriyorum da.
    Blogumun adresi çıkmamış, sizin blogunuzun yorum bırakma şekli benim alışık olduklarımdan farklı, becerememişim. Bir daha deniyorum, buyrunuz bakalım.


  6. sen iyisin kuzum, bak beni bulanlar neler arayıp gelmiş:))

    “avsallar türkü evi”
    “so that nerelerde kullanılır”
    “insanların ağaçlara farkında olmadan yaptığı zararlar”
    “gram nerelerde kullANILIR”
    “hayat saçmalamaktır”


  7. havalar bir iki gundur cok guzel gercekten. dun anahtarimi unutup disarda kaldim da ondan biliyorum. iki saatlik zorunlu ama guzel bir gezinti oldu.

    ben de cok valiz bekledim, hem burda hem turkiye’de. iyi bari icinden birsey kaybolmadan gelmis.

    gecenlerde Meg Ryan’i izledim, sanirim youtubedeydi. In the Cut filminden ve yonetmeninden bahsediyordu, Jane Campion. romantizmin gercek olmadigindan, zaten askin da oyle guzel olmadigindan bahsetti. dogru aslinda, ask cok fena birsey, insan kendi kendine neler yapiyor ask yuzunden. ama yine de bahar gelince basliyor kipirdanmalar. afyon gibi birsey.

    bende su gugil aramalarina izin vereyim bakalim kimler neler ararken yollarini sasirip gelecek.


  8. ben de birgun zengin olup malikanede sadece ekmek ve kek yapmasi icin birini bulunduracagim.

    gayya, ben en coklarini soyledim. yoksa “ser pil cak makli neden gundemde yok”, ” ser pil cak makli niye eve kapandi”dan bahsederim, ve daha neler neler’den. kuzum da sensin:)

    pelus, meg ryan yaslandigi icin artik romantik komedilerde rol verilememesine sinirlenmis bence. kaale almiyorum. hem kendisi nice filmde nice erkege ne cok cektirmistir.
    benimki bahardan degil. ben bircok zaman egilimliyim zaten buna.
    gecen gun bir yorumda gordum, ki oraya ozellikle yorum birakmiyorum, blog sahibi de biliyor, gorur belki burada. biri (PA’da oturan biri) “kis soguk gecmedi burada” diyordu. nasil olur yahu? PA dibimizde ve bu kis benim en soguk Ankara kislariyla karsilastirabilecegim bir kisti. washington post da surekli sayisal veriler veriyor bununla ilgili. ancak sicak ev-sicak araba-sicak is yasarsa farketmez insan bunu.


  9. aska inanıyomusun sen ?


  10. inanmak? gördüm ben onu. kanlı canlı karşımda duruyordu. dokundum hatta. hissettim onu. elleri ateş gibi, gözleri okyanus gibiydi.
    anlık değildi bütün bunlar. bir süre beraber yaşadık onunla. yanımdaydı.

    inanmayanları çok garipsiyorum o yüzden. gördüm diyorum size.


  11. garipsediğin çok insan olmalı o zaman…


  12. Ben de inaniyorum aska. Öyle bir parladi sonra gecti gitti de degil. Askin mantiksizlik oldugu kadar bir mantik isi oldugunu düsünüyorum. Mesela ben istedigim vakit ask hissimi yogunlastirabilir ya da arttirabilirim. Elimdeki verileri nasil kullandigima, tükettigime bagli. Sürekli bu is icin kullanilacak bir depo lazim adamin kalbinde. Sürekli o depoya bir seyler tasimak, sonra arada mal sayimi yapmak,eline alip, tekrar incelemek, hissetmek, bazilarini israrla soguk ortamda, bozulmasina engel olarak saklamak falan gerek. Cabasiz ve emeksiz aska sahip olunmuyor. Ya da hemen parlayip, sönen ve kalbi yakan, acitan bir ask oluyor bu.
    Demis Teyzenteyfik 🙂


  13. :)) çok eğlendim. aşka inanmak için güçlü kanıtların olması ne hoş. ben de çok kanıt bolluğu var. hatta aşk dışında ne kadar az şeye inanıyorum. seviyorum da aşkı, kanın içimde sorumsuzca akmasını, kalbimin hacmiyle bu denli hızlı oynamasını, nefes nefese kalmayı, diyecek söz bulamamayı… yahu evet teyzen tevfik yani hiç mantıksız değil aşk, taammüden yapılan bir edim. insan aşka hazırlanır, geleceğini bilir. yani apansızın aşka düşmek de ne demek? çok saçma. insanın kendini tanımaması ile ilgili bir şey bu.

    Demiş Peri:)


  14. görmek isteyenlere görünüyor bence simon..gören gözleri de büyülüyor zaten..o yüzden görmeyen gözler anlayamıyor gören gözlerin hallerinden, sözlerinden..


  15. garipsediğim gerçekten çok kişi var.

    ben de eğlendim.
    mantık, tabi ki ama çok da analiz etmemek en iyisi sanırım. (duygular akılda oluşur bence.)

    görmek istemeyenler gözlerinin önüne bir perde çekiyormuş gibi geliyor. küba hükümeti interneti sansürlüyor, sadece bazı şeylere izin veriyormuş. onun gibi bir durum. bazılarının gözleri sadece bazı şeyleri görüyor sonuçta. bu da aynen teyzen’in dediği gibi bir tercih meselesi.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s