h1

Global ne demekti yavrum?

28 Mart, 2007

Dr. Z.’nin dersindeyim ve yine her dönem yaptığı küresel ısınma konuşmasını yapıyor; ben yine kendi kendime sinir oluyorum.

“Gerçek olabilir, bilmiyorum. Ama ısınma konusunda ortalamadan normal bir sapma ile trend karıştırılıyor. 20-30 yıl yeterli kanıt değil, evrenin yaşı içinde nedir ki” diyor her zamanki gibi. Bir de bu dönem şunu eklemiş: “Karbon miktarının artışı ile sıcaklık artışının aynı sürelerde olması aralarında bir neden-sonuç olduğunu göstermez”.

Kısıtlı hocalık tecrübemle bile biliyorum ki sınıfta bir bilen olarak konuşuyorsan -ki öyle konuşuyorsun- ağzından çıkana dikkat edeceksin. Dr. Z.’nin konuyla ilgili teknik bilgisi filan yok. Tüm bölümde de fazla eleştirel, alaycı, bozucu ama hiç yapmayıcı olarak meşhur kendisi. Bu durumda zaten konforunu herşeyden öne çıkarmaya teşne bu ülkenin öğrencilerine yanlış mesajlarla hiçbir şey yapmamaları için bahane sağlamanın alemi yok.

Bir defa, bunun bir trend olup olmadığını görmeyi beklersek biraz geç olur. Sonra karbon gazları ile ısınma arasında sadece rastgele bir bir eş-zamanlılık yok, bu gazlar sera etkisi yaratan gazlar. Aslında dünyada yaşamın sürmesi için bu gazların atmosferde yarattıkları sıcaklığa ihtiyacımız var; ama sorun son yıllarda miktarlarının fazla artmış olması.

Üstelik sıcaklık artışı olmasa bile artan karbondiyoksit asitleşmeye yolaçtığı için denizlerdeki hayatı tehdit ediyor. Bir üstelik daha, intergovernmental panel on climate change‘in Şubat’ta yayınladığı son rapor karbon artışının insan eliyle olduğu konusunda yeterince veri olduğunu anlatıyor.

global_warming.jpg

Bu konuyu bir kere daha yazmıştım. 1 yıl olmuş. O zamanlar TR’de soğuk bir kış geçtiği için çok daha az kişinin umurundaydı, çok daha az geçiyordu ısınma sözü. Böyle işte insanoğlu. Bir süre önce birkaç kişiyle benzer bir konuyu konuşmuştuk, insanoğlu kendi soyunun sonunu getirecek eylemleri yapmaz diyordu biri. Ama bu, tamamen sorumluluğun kimde olması ile ilgili. Eğer soyun devamı sizin yapacağınız birşeye bağlıysa sonuçta zarara girecek olsanız bile sorumlu davranmanız beklenebilir. Ama ya sorumluluk çok fazla kişiye dağılmışsa?.. O zaman kişisel sorumlulukların geri planda kalmasını, büyük çoğunluğun niye ben elimi taşın altına koyayım demesini bekleyebilirsiniz (tragedy of the commons).

Bu konuya, Dr. Z.’nin bu dersi olmasa da gelecektim bugünlerde. Çünkü ‘biz kişisel olarak neler yapabiliriz’ başlığı altında dolaşan listeler canımı sıkıyor. Bu konudaki ilk dersimi çok yıllar önce almıştım. Üniversiteye girdiğim yıl hevesli bir genç olarak daha önce tv’de seyrettiğim Earth Day Special diye bir filmin gösterimlerini düzenlemiştim. Birsürü ünlünün oynadığı skeçler, örneğin Meryl Streep morali bozuk biri olarak bara gidiyor, barmen Kevin Costner da onun atacağı kağıdı geri dönüşüme atmasını sağlayarak iyi hissetmesini sağlıyordu. Benim hoşuma gitmişti ama takdir ettiğim bir oğlan “insanlara birşey yapıyormuş illüzyonu yaratıyor, sistemi meşrulaştırıyor” demişti. Bence bilinç yaratmak iyi birşeydi ve katılmamıştım. Zamanla hakverdim. Kişisel yaptıklarınız toplumsal olmadıkça çok etkili olmuyor. Gerçekten birşey yapmak istiyorsak asıl yönetime ağırlığımızı koymak gerek. Kararlara etki edelim, çevreyi mecburen konu edenleri değil, bu konuda samimi olanları seçelim.

Enerji tasarrufu, geri dönüşüm tabi ki her zaman yapılması gerekenler. Ama örneğin, yasadığımız belediyenin geri dönüşüm projeleri geliştirmesi, kağıt-cam-alüminyum-plastik şişe toplaması için bastırarak çok daha fazla etkimiz olabilir. Ben de dönünce bu konuda hevesli görünen ama son zamanlarda nedense bırakan KSK belediyesine açıp sormayı düşünüyorum.

Kişisel olarak yapabileceğiniz en önemli şey uçmamak. Uçakların ürettiği gazların karbon katkısı korkunç oranlarda. Ben gidiş geliş bir Atlantık uçuşunun payıma düşeniyle diğer tüm ürettiğim karbon toplamının yarısına ulaşıyorum. İngiltere’de tartışılıyor uçağın özendirilmemesi. Tabi uçuşlara karbon vergisi getirilmesi bir miktar çözüm olabilir.

İlla bir ne yapabiliriz listesi isterseniz Ömer Madra sıralamış. Bu arada tabi, Kyoto’yu imzalattıralım. İmzalatmakla kalmayalım, uygulatalım. Ekonomik büyümemize, bir miktar işsizliğe malobilir ama uzun vadede karlı çıkarız (temiz enerjileri yaygınlaştırarak). Hem bu bir seçimdir (büyüme değil çevre).

Benzer şeyleri şurada da yazmıştım. Ama o zaman herhalde böyle sinirli değildim. Şimdi Dr. Z.’nin sınıfına bunları özetleyen bir mail atayım da biraz kendime geleyim.

____________

– Globali söylemiştin, ama ben unuttum, bir daha desen yavrum?..

– Batsın bu dünya derken bütün dünyayı kastediyoruz teyzeciğim.

– Hep derdim yavrum zaten ben, Gencebay cumhurbaşkanı olacak adam.

– En azından BM temsilcimiz olsun teyze.

3. kişi – O mevkilere oturacağına bizim tepemize otursa ya, kız Mualla. O bekar, biz bekar. Hem bizim Sevim Emre’den neyimiz eksik?

Reklamlar

7 yorum

  1. daha fazla ne delil bekleniyor inanmak icin bilmiyorum ki. hangimizin omru yetecek sonuclari gormeye zaten. kuresel isinmanin etkileri eger gozumuze girmiyorsa, endise etmeye de gerek yok diye dusunuyorlar herhalde.

    Mualla’ya selam soyler, operim.


  2. anladim evrim teorisiyle benim yazdiklarimi nasil bagladigini.
    🙂


  3. nasıl anladın? daha cevap vermemiştim ki:) evvelsi akşam inherit the wind’i seyrettim de. evrim üzerine. yazarım belki.

    mualla da ben olduğuma göre teşekkür ederim:P
    [şefika da istermiş, ben söylemiş olayım.]


  4. Tam da kafama taktığım şeylere parmak basmışsın. Yine de üzerimize düşen şeyleri yapmak lazım derim ben. Bilinçlendirme olarak işe yarar. Plastik torba yakmanın ne menem birşey olduğunu 50sinden sonra öğrendi annem. Ama kesin haklısın, bunları yapıyor olmak, vicdanımızı rahatlatmamalı, tamam ben üstüme düşeni yaptım dedirtmemeli.

    Eline sağlık


  5. peluş’a ciddi tepki: dr. Z. inanmıyor da değil (bilmiyorum diyor hep). al go-re’un filminden etkilenmiş. ama ‘bilimsel’ eleştirisini yapmasa kötü hisseder kendisini. tabi bunu yaparken çok eksik bilimsel veriyle, gördüklerinin sadece eleştirebileceği, derste kullanabileceği kısmını seçip almakta ısrarlı. kendisi de diyor zaten, gerçekse etkileri görüldüğünde ben olmayacağım, siz endişelenebilirsiniz, diye.

    annen plastik torba mı yakıyordu celerone? ama neden yapıyordu onu? ama evet, aynen dediklerini kastettim. zaten birine kişisel olarak birşey yapma demek oyunu salak sağcılara ver demekle eş değer. ikisinin de makro düzeyde bir etkisi yok ama birleşince.. ve aynı zamanda bu bir kişisel sorumluluk meselesi (aynen oy vermek gibi).


  6. tradegy of commons’dan baglmasissindir belki diye dusundum once, insanlarin bencilligiden falan. ama sonra dan pek de alakali gelmedi. cok ince bir baglanti kurulabilir belki yine de:)
    inherit the wind’i duydum, hatta o konuyla ilgili (teaching evolution) bir arastirma yapmistik iki yil once bir grup arkadasla beraber.

    sefika kiskanmasin onu da optum:)


  7. dogru, boyle bir arastirma yaptigini gormustum (kotu cocuk gugil). o zaman kesin seyretmelisin o filmi. sart birsey, temel eser.
    evrim baglantisi, ancak filmi yazinca acik olur sanirim.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s