h1

PPP, Rainer Werner, ve İFF

31 Mart, 2007

Festival başlıyor. Normalde bu zamanlarda ben kahrın en büyüğünü yaşarım, okuduğum gazetelerin kültür sanat sayfalarından kaçınmak için elimden geleni yaparım. Ah, belki şu yıl derim. Ama, yine dayanamayıp festival sayfasına bakıp yine büyülenirim. Ama uzaklaşmakta olan çok güzel bir yata bakar gibi.

Ama bu yıl, özellikle gitmesi ile sevineceğim bir arkadaşımın etkisi ile programa bakıyorum.

İlk gittiğim festivalden bir yıl öncesinde, bugünkine göre daha dar bir programa Pasolini damgasını vurmuştu. Cüretkar, trajedik Pasolini. Özellikle Salo böyle şeylere alışık olmayan medyamız için bir olay olmuştu. İhtiyaç da vardı bence Pasolini’ye. Çok az oynuyor çünkü bence bizde.

pasolini-1363.jpg
Sonraki yıl, önceki büyük Pasolini programının boşluğunu Fassbinder’le doldurmuşlardı. Ben de ikisi arasında bir paralellik kurdum. İki görkemli, kafiyeli isim (Pier Paolo Pasolini, Rainer Werner Fassbinder), iki erken ölüm, iki çığır açıcı, cesur sinemacı, iki yaratıcı ve üretken yönetmen, iki serseri dahi, iki açık eşcinsel, ikisi de popüler değil, ikisi de bizde yeterince tanınmıyor.

[O yıl Antrakt iki yapraklık festival günlüğü basıp dağıtıyordu sinemalarda. O zamanki heves nasılmış ki böyle birşey düşünmüşler, zararını düşünmeden.]

Ve hop ileri sarıyoruz, bu yıl programda ikisi birden. Yani ben bir festivalden daha ne isterim.. (bir de orada olmayı). PPP’nin tüm önemli filmleri oynuyor, Fassbinder’in programı ise Fatih Özgüven’in oluşturduğu bir program (Fatih Özgüven severim); sadece onun filmlerini değil, onun etkilediği sinemaları da içeriyor, çeşitli sürprizler dahil.

Kısacası, eğer burayı okuyorsanız ikisinden bir film seyretmezseniz çook, çok ayıp olur. Ben diyeyim, Kral Oidipus, siz anlayın Medea, Teorema; sonra Petra von Kant’ın Acı Gözyaşlarında anlaşalım. Aslında bu isimleri her gazete sayfası söyler size ama Serçeler ve Kargalar’ın (Uccellini e Uccellacci) şiddetle önerildiğini ancak burada görebilirsiniz.

uc2.jpgİyi seyirler..

(ilk fotoğraf, sanırım pasol.’nin ilk filmi accattone-dilenci’nin çekimlerinden. 2.si serçeler ve karg.’dan ve toto’nun sağındaki levhayı tabi ki ben koymadım)

Reklamlar

9 yorum

  1. sevgili simon,
    eskidendi, festival başlıyor diyor, bayram havasına girmek. şimdi düz zaman filmlerini bile evde izleyebiliyorum.

    bora’ya sordum az önce, o festivaldeki tüm pasolini filmlerini izlemiş ki bir 15 yıl önceydi, diyor. iyi ama simon, kaç yaşındasın?

    fassbinder’in herman herman ile istasyon şefinin karısı filmlerine bayıldım. ancak bir filmini izleyemedim, bana aşırı geldi ya da hiç o havalarda değildim onu izlerken. bora dedi ki, az önce msn’de:
    BORA:
    fasbinderleri küçük ekranda seyretmek hoş olmuyor
    BORA:
    çekimleri güzel diye, demiyorum
    BORA:
    sadece fasbinder filmleri bir tiyatro sahnesi gibi; eğer içine girecek gibi durmazsan, hiç zevk almıyorsun

    o, festivalde değil ama daha sonra balmumcu’da izlemiş hepsini. evde de CD olarak koleksiyonu var. belki izlerim. sonra devam etti:
    BORA:
    aslında altman filmlerini seyretmeni isterdim; çok hoş filmleri var adamın; ama bayağıdır gelmiyor türkiye’ye.
    BORA:
    örneğin, Quintet ve Bir düğün isimli filmleri çok güzeldi

    keşke burada olup, istediğin filmleri izleyebilseydin simon. sen döndüğünde de festival olacak. üzülme.

    sevgiler.


  2. Taaa en başından beri izliyordum, yani “Sinema Günleri” zamanından beri… Tüm arkadaşlarımı örgütlemiş ve zehirlemiştim; önceleri özendirerek, devamında onların da talebiyle gece-gündüz film izliyorduk.
    Sonra sonra, ilk çocuk derken ikinci çocuk, bir de baktım ki festival gelip geçiyor ve ben programa bile göz atamamış oluyorum.
    Hatta o zamanlardan biriktirdiğim tüm katalogları ve programları dört-beş sene önceki bir şuursuzluk mu desem, hayattan duyulan derin ümitsizlik mi desem ne öyle bir hatırlayamadığım zamanda atıvermişim!
    Neyse, şimdilerde hayatımın kontrolünü tekrar ele geçirdim sanki. İki-üç senedir yeniden eskisi kadar çok sayıda olmasa da yine festival filmi izleyebiliyorum. Üstelik şimdi “Filmekimi” ve “İf” gibi ek seçenekler de var. Şükür ki, sezon filmlerini de sinemada izleyebilecek zamanım oluyor.
    Hepsinden önemlisi Festival’in bir çeşit sinematek gibi bir yandan da bizi eğittiği o ilk yıllarda bütün o şahane yönetmenlerin o harikulade filmlerini görebilmiştim. Şimdi ise, bu yaşımda bana tekrar ne verebilir o filmler diye bir göz atmakta sonsuz yarar var.
    Hızımı alamayıp, sinema ve festival denilmiş olduğu için çenem düşüp burayı işgal ettiğim için kusuruma bakmayaın. Bir sinefil olarak, halden anlayacağınızı düşünüyorum.


  3. Meraksız (mesela hevesle koyduğunuz linklere bakmayan) okur kadar çok meraklısı da zormuş. Per’anım, zamanında da bu sorunuza cevap vermemiştim –şurada-. Resimlerimi görmüştünüz, tahmin edin onlardan (ama burada değil).

    Fassbinder’de Bora’ya çok katılıyorum. Bence de tamamiyle öyle. Tiyatro yapıyor adam, içine girmeniz lazım.
    Altman’ın eski filmleri oynasın isterdim ben de. Mc Cabe&Mrs. Miller, Nashville, The Long Goodbye (bir Marlowe hikayesi). California Split’i seyretmiştim o yıllardan. Kumar üzerine gördüğüm belki de en iyi filmdi.
    Altman’ı beğensem de o büyük mevkilere koymuyorum ama.


  4. ekmekçikız, bilsem ki sizin gibi 10 okurum var, bir festival günlüğü yapardım. hatta düşündüm de vazgeçtim sonra. ben uğraşçam ama öyle takip eden kim var ki, diye.
    yorumunuz olabilecek hiçbir olumsuzluk çukuruna düşmeden tam bir sinefil gibi devam etmiş (başkası olsa “bu yaşımda ne varabilir ki bana” diyebilirdi mesela).
    yer, istediğiniz yer olsun. sayfa limitimiz yok, sinemadan bahsettiğimiz sürece tüm servis sağlayıcıları, tüm net bağlantıları bize çalışsın.


  5. Pasolini, Serçeler ve Kargalar’la çok şaşırtmıştı beni…


  6. Şöyle bir önerim olabilir mi?
    Siz sinema yazın, ben onları 10’ar kere okuyayım.
    Böylece siz sihirli “10 okur” sayısına ulaşmış olursunuz. Ben de hariçten gazel okuyacak bir alana…
    Şaka şaka, sakın gücenmeyin!


  7. Neden acaba Metin Bey? Yani iyi anlamda mı, kötü anlamda mı? Sanırım farklı, belki biraz hafif oluşundan dolayı?


  8. o zaman size festival günlüğü yapayım yani, ekmekç’anım? gücenmem, sevinirim.


  9. Günlüğümüzü bekliyoruz, dört gözle…



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s