h1

Haftanın en güzel Arabistanı

14 Nisan, 2007

Haftanın haberi. Ülke yönetiminin görevi nedir acaba? Halkı zehirlemek mi? Kimyasal terörden çekiniyoruz bir de. Kimyasal devletten korkmamız lazım asıl.

Haftanın bravo makalesi. Kültür Sanat sayfası üzerinden İstanbul’un geleceği. Kongre ve Turizm Bakanlığı, Türkiye Otelciler Birliği’ne, adından ibaret Çevre Bakanlığı da Sanayi Bk.lığına bağlansın. En azından daha samimi ve içten olur.

Haftanın güzel kızı. Bizim maçı seyretmeye gelen bir Arap kız. Ama o yok, o yüzden size 3 hafta öncesinin güzel kızını verelim.

Haftanın kası. Vücudumdakilerin hepsinin yarısı. Ve onların da hepsi nerede, tek tek biliyorum şu an.

Haftanın rüyası. Hangi biri? Hepsi masalsı. Rüyalarım İstanbul’un orta yerinde sinema. Festival oynuyor her seansında.

Haftanın blogh yazısı: zizu Arjantin’den gelecek de, sotiz kış uykusundan uyanacak da, ooo-o. zaten ligeia uzun süredir yok, bayan ç. de yazmıyor artık..

Haftanın film eleştirisi. Fatih Özgüven yine yapacağını yapmış, Pan ile şu diğer filmin ne kadar birbirine benzediğini görmüş. Ben farketmemiştim, oysa ki iki filmdeki küçük kıza da hayatımda gördüğüm en güzel şey demiştim.

Haftanın golü. Biri Manchester’ın tek pas futbolundan gelen golü, biri de Kanoute’nin ‘çift’ vuruşu.

Haftanın ‘futbol’ beyanatı: Sarkozy’ye en iyi tepkiyi kim verebilirdi? Tabi ki adamım Thuram.

Haftanın tepkisi: Herşeyin belli bir yeri ve zamanı, saati olması, ama birçok zaman hayatın o belli yer ve zaman’da olmaya izin vermemememesi.

Reklamlar

7 yorum

  1. Fatih Özgüven’in yazısı, evet, bu hafta da heyecan verici güzellikteydi. Ne zaman, hakkında birşeyler duyduğum film için tereddütte kalsam, onun yazısı, filmi gördüğümde tamamen paylaştığım görüş oluyor.
    Bu arada, “Pan..” hakkında sizin yazınızın da çok güzel olduğunu söylemeliyim.
    Benim için, seyrederken çok korkutucu ve çok rahatsız edici (fazlasıyla gerçek olanı yüzümüze çarptığı için) bir filmdi. Son sahnede gözyaşı da döktüm. Ağzımda buruk bir tatla ve irkilmiş olarak; aynı zamanda da görüntülerin, anlatımın bambaşkalığı ve yeniliği, cesareti karşısında hayran kalarak ayrıldım sinemadan.
    Sonra, film çıkışı filmi düşünmeye devam ettiğimi, film hakkında okumak ihtiyacı hissettiğimi görünce, “tamam, bu unutulmazlar listesine girecek ve bir gün yeniden cesaret toplayabilirsem, tekrar seyredeceğim bir film” dedim.


  2. Ben de Fatih Özgüven’in görüşlerini, negatif yönleriyle beraber paylaşıyorum. Seyrederken etkilendim, iyiydi ama bir başyapıt değildi bence.
    Ama Arı Kovanının Ruhu derseniz.. o bir başyapıt benim için.
    Filmin ilk etkisi geçince daha iyi anlaşılıyor aslında gerçek yeri. Ve bir de seyredebilirseniz birgün Arı Kovanını (ah, keşke geçen yıl bulsaydınız blogumu, o zaman film fest.nde vardı ve o zaman film fest.ine giden hiç okurum yoktu) anlayabilirsiniz beni.

    Bu bir yana, biraz hafızanızı zorlamanız lazım ama bunu paylaşabileceğim kimseyi tanımıyorum. Bölüm 46’yı seyrettim bugün. Aksak, Kum Lokantasında camdan acılar içinde seyrettiği çifte ekmek alır gelir, oysa onlar gitmişlerdir. Ne hazin bir an, değil mi?.. (yalnız benim 4 bölümüm daha var, bakın, unutmayın:)


  3. Şimdi bu “ne hazin bir an, değil mi?” sorusuna cevap vermeye kalksam, olmayacak. Şu diziyi izleyin bitsin de…
    Hem allahaşkına, nasıl dayanıyor sunuz böyle haftada bir bölüm temposuyla? Ben , çoktan meraktan çatlamış, oturup hepsini bir güzel seyretmiştim, sizin yerinizde olsaydım!


  4. Ben zaten böyleyimdir de (tatlıları saklar da saklarım) biraz da burada olmanın sonucu: birden hepsini seyredersem sonra ne eşlik edecek bana ‘içli’ hissettiğim zamanlarda?..


  5. Hımm, doğru söze ne denir?
    Belki, önceden seyredilmiş ve çok sevilmiş birşeyler tekrar izlenebilir. Hani şu “içli” hissedilen zamanlarda…


  6. Nice blog!


  7. yok, o zaman merak faktörü olmadığı için içlinin etkisi yeterince olmaz. sanırım. ama böyle bir öneri için teşekkür edebilir miyim?
    başka bir filmsiz kapandı sanırım festival, çavdar ekmekli hanım?

    aa, camer on diaz gelmişler. ne şeref, ne şeref..
    yes, it is nice. and, it is turkish.

    kukurt oranlari filan kimsenin umurunda olmadi tabi. bunu, sivas kangal’da veya soma’da olmamasina bagliyorum okuyanlarin.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s