h1

I don’t like Mondays

18 Nisan, 2007

İki gündür fırtına var. Zaman zaman saatte 80 km.ye varıyor rüzgarın hızı. Herşeyi sayısallaştıran bu ülkede tabi ki rüzgarın hızı ile ilgili de fikriniz oluyor. Kısacası, arabasal hızlarda rüzgar kötü.

Soğuk. Birazdan yine kaşkoller ve eldivenlerle döneceğim eve. Soğuk memlekette yaşarsan böyle olur tabi diye geçmesin kimsenin içinden. Sonuçta burasının havası İstanbul’a benzer ortalama. Ama orada kış bahar gibi geçerken biz abarık soğuk bir kış geçirdik. Şimdi de inatla ısınmıyor. Canım sıkılıyor!

Zaten hep değişkendir bu kıyının havası. Rüzgar, fırtına, ani soğumalar.. Atlantik’ten gelen tüm etkilere açığız. Vahşi bir iklim. Bense yaşadığım yerin havasının aşağı yukarı tahmin edilir olmasını isterim. Görmüş-geçirmiş olsun, kolay kolay etkilenmesin öyle akımlardan, şundan bundan.

Ama keşke sadece iklim vahşi olsa. Tahmin edebileceğiniz gibi, dün az güneyimizdeki bir üniversitede 30’dan fazla kişinin öldürülmesi olayına geliyorum. Artık çoktan biliyoruz ki bu olaylar bu ülkede, yöneticilerin açıklamalarında kullanmayı sevdiği ifade ile münferit değil. Şu listeye de baksanız şuna da (ki ikisi de eksik, birbirlerine eklemek gerek), bu kaçıncı okul cinayeti. Hayır, cinayet yanlış tanım, okul katliamı, çünkü çoğunda bir kişi silah çekilip öldürülmüyor; biri silahı çekip tanımadığı kişileri tarıyor.

Ama niye hep bu ülkede? Niye kafayı yiyip etrafa kurşun yağdıran tipler başka ülkelerde değil hep burada çıkıyor? Tam da Bowling for Columbine’da Michael Moore’un sorduğu soruyu soruyorum. Filmdeki korkunç sayıları hatırlatmak gerek: Niye ABD’de yılda 11,000’den fazla kişi ateşli silahlarla öldürülürken bu sayı Almanya’da 381, Fransa’da 255 Kanada’da 165, İngiltere’de 68? Fark nüfusla açıklanabilecek gibi değil. Avcılık derseniz Kanada çok daha avcı bir ülke. Göçmenlik derseniz Kanada da Avustralya da göçmen. Hızlı gelişme, zenginlikse Japonya da Almanya da öyle, ırksa İngiliz ırkı.

Michael Moore’un filmde vardığı sonuç, buranın bir korku toplumu olduğuydu. Bunu kolayca farkediyorsunuz. Televizyon “şu yiyecekten zehirleniyor muyuz! dındın-dın!”, “bıçaklı bir siyah şu bölgede dehşet saçtı!” tipi haberlerden geçilmiyor. Sürekli böyle bir korku bombardımanı altında insanlar.

Tüm bunların nedeni, kuruluşundan beri bu ülkenin kültüründe diyorum ben. Westernlere gidelim. Bundan sadece 2 yy. önce boş arazilere yerleştikten sonra ilk iş olarak arazinin etrafını çevirip yaklaşanı vururum levhası diken insanların kanına, başka insanlardan ancak kötülük gelebileceği fikri yerleşmiş. (Ki o gelenek hala sürüyor. Hala başkasının arazisine girmek ciddi suç.)

Bunun karşısında toplum fikri-hissi olmalı. İnsanlardan korkuyor olabilirsin ama insanların toplamından farklı olan bir varlığa inanırsın. O varlığın mevcudiyeti de seni bazı şeyleri değil yapmanı, düşünmeni bile engeller. Ama burada toplum yok ki.

Kısacası, niye burada sorusunun bence kabaca cevabı: Yapabiliyorlar (silaha erişmek kolay), ve bunu gerçekten akıllarından geçirebiliyorlar.

Dün akşamdan bir örnek. Metroya girerken yürüyen merdivenlerde günlük bir bilet duruyordu. Aldım, kullandım. Çıkışta birine vereyim de o da kullansın diye çıktığım asansöre binenlere sorayım dedim. Siyah bir kızla beyaz bir oğlan biniyordu, ayrı ayrı. Günlük biletim var, kullanmak ister misiniz dedim, aralarindan geçerken çekinerek uzatarak. İkisi de hayır dedi. (Sonra marketteki kasiyere metroya biniyor musunuz diye sorup verdim. Ama o da garipsedi, kullanırmış ama teşekkür bile etmedi.) Aynı olayı daha kötü biçimde daha önce de yaşamıştım. Haftalık bilet kullandığım zamanlarda yanımda bulamayınca bir tane daha almıştım. Sonra diğerini evde bulunca sonraki gün birini metroya girişte birine vereyim demiştim. 10 dk. boyunca isteyen çıkmamıştı. Aynı durum. Yabancı birinden ancak kötülük gelir.

Beyaz Saray sözcüsünün olaydan sonraki açıklaması da bu ülkeden nefret etme nedenlerim konusunda manidar: ‘Başkan insanların silah taşıma hakkı olduğuna inanıyor, ancak tüm yasalar takip edilmeli.” Başkanın Bush olması yorumun korkunçluğunu gölgelememeli, birçok zaman olduğu gibi. (Adamla alay etmek, alınan kararların ülke yönetiminin genel kararları olmasının önüne geçiyor birçok zaman). Başkan, akıllı veya Demokrat da olsaydı, aynı silah serbestisi olacaktı. Geçmişte olduğu gibi.

Son söz: Keşke bir Tarantino filmindeymiş gibi hepsi karşılıklı birbirlerini vursa..

____________________

* I don’t like Mondays, sindirfella’nin yakınlarda bahsettiği, ’79’da bir pt. sabahı okulda katliam yapan öğrenci kızın sözleri -ki Bob Geldof’un şarkısı oradan geliyor.

Reklamlar

6 yorum

  1. Öyle işte!
    Sahiden, bu dünyanın jandarmasının hastalığı kendisini, toprağını koruyan birey içgüdüsünün devamı nedeniyle olmalı.
    Neden silah sahibi olmak istesin insanlar, neden silah rahatça satılsın, delilik bu!

    Gus Van Sant’ın “Elephant”ında da anlatılmıştı, bu deliliğin nasıl oluverdiği…


  2. silaha kolayca erişebilmesinin sağlanması ve suça hazırlayan her koşulun servis edilmesi, ne olursa olsun “insan”a olan güvenin sonsuz olması, insanın her durumda iyiyi seçeceğine güven duymak olarak da okunabilir. ama olmuyor işte. yapabilen, yapıyor.

    amerika kendi kanserli hücrelerinden beslenen ucube bir yaratık gibi, tüm vahşiliği, beyinsizliği ile büyüyor, büyüyor.


  3. Costa Rica’li ofis arkadasimla ayni seyleri konustuk az once. universite ogrencisi, daha once de birsuru olaya karismis bir cocuk bunlari yapan. Columbinedakiler desen 12 yasinda iki cocuk. mayasinda birseyler eksik bu toplumun. birbirlerinden cekinmiyorlar, olesiye korkuyorlar. toplum olabilseler, mahalleleri olsa,komsularindan cekinirler hic degilse. ama yan komsusu seri katil yada cocuk istismarcisi olabiliyor ve ruhlari duymuyor bunlarin.
    dedigin gibi, avrupadan ilk gelen o grup bulduklari (kizilderililerden, meksikalilardan caldiklari aslinda) topragin etrafini cevirip kendisinin yapmis, sonra da girmek isteyenin kafasina silahi dogrultmus. calisip kazanilarak hak edilmis olmadigini kendileri de biliyor da ondan. bir baskasi da gelip ayni seyi yapabilir, korku bundan belki de.
    cok sinir bozucu.


  4. Iki gunden beri bu konudan baska bir sey konusulmuyor okulda. Ara sinavlara bile girerken, herkeste bir tedirginlik var, sanki seri cinayet isleyecekler icin artik tek adres okulmus gibi.. Allah sonumuzu hayir etsin..

    Metro konusunda ayni tecrubeleri ben de yasadim, garip geliyor insanlara cikarsiz teklif yapman, alsam bu karti acaba benden ne ister mi diyorlar, ne bileyim bir garip, cozemedim gitti.


  5. Gündelik, alışılmış konulara dışarıdan bakınca bazen ne kadar salakça duruyor. Silah özgürlüğü de aynen öyle. aynen dediğiniz gibi, ekmekçi hanım.

    Peri, güven, hmm, çok sanmıyorum. Ama belki söyle olabilir: İyi insanlara (beyaz, zengin, veya diğer gruplardan olup da evcilleşmiş) karşı bir de bir yerde kötüler var. O kötülere karşı iyilerin kendilerini koruması için silah, tabi ki bir hak. Yani bir kısım insana, o silahı sadece kendilerini insandan saymadıkları diğer kesim insanlardan korumak için kullanacaklarına dair güven..

    Pelin, aynı şeyi ben de düşünmüştüm. Bedavadan geleni birinin de bedavadan elinden alacağını düşünmek çok kolay. Aynı şey, bu yıllarda direk zengin doğan, fazladan birşey yapmadan kolaylıkla iyi okullara, paralı işlere, arabalara kavuşan gençler için de geçerli. İmkanlarla dolu olduklarını, ve bazılarının da öyle olmadığını biliyorlar, ve bunu kaybetmekten korkuyorlar.

    Metro, biraz da borçlu hissetmeme durumu. Yani kişisel ilişkiye geçme. Sadece almak temalı bile olsa. Sonra belki sen de birşey yapmak durumunda kalırsın. Veya toplumda böyle beklentiler oluşmaya başlar filan, aman ha.. En iyisi, köşemizde kalmak.


  6. Want to start your private office arms race right now?

    I just got my own USB rocket launcher 🙂 Awsome thing.

    Plug into your computer and you got a remote controlled office missile launcher with 360 degrees horizontal and 45 degree vertival rotation with a range of more than 6 meters – which gives you a coverage of 113 square meters round your workplace.
    You can get the gadget here: http://tinyurl.com/2qul3c

    Check out the video they have on the page.

    Cheers

    Marko Fando



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s