h1

Your mission, Jim, tabi eğer kabul edersen

22 Nisan, 2007

İtalya’daki evimizin kapısı çaldığında, eğer belli 2-3 kişiden biri değilse (ev sahibimiz, Said’in sevgilisi Paolo, veya Dirk’in arkadaşı Helga) değilse muhtemelen Yehova Şahitleriydi. Hep takım elbiseli tipler. Daha doğrusu bana hep onlar düşerdi de Dirk gelen yaşlı kadınları anlatırdı arada bir. Ben kendilerini İzmir’den tanıyordum neyse ki. İlgimi çekmişti ve araştırmıştım (internet öncesi araştırma nasıldı ki, herhalde ansiklopediden).

Aslında, kapıda onları bulunca ocakta yemek, altı değişecek bebek, sulanacak çiçek, öldürülecek böcek var deyip bir an önce kapıyı kapamak gerekirdi, ve bazen yapabilirdim bunu. Ama çoğu, dinlerdim ne diyeceklerini. Başka türlüsü ayıp gelirdi. Ama biraz da merak ederdim ne diyeceklerini. Dinleri, farklarını, felsefelerini merak ederim. Okulda geçirdiğimiz yüzlerce din dersi saatinde, asıl en öğrenmemiz gereken konuda afedersiniz bi’ …, neyse… bloody din dersleri, geçelim.

Bir tanesini net hatırlıyorum. İki adam vardı ve Türk olduğumu öğrenince Türkçe kitap verelim demişlerdi. Valla! Biri bir kitap çıkarmıştı, çeşitli dillerde kısımları vardı, kısa kısa. Sonraki gün de gelip Türkçe kitaplar getireceklerini söylemişlerdi. Ve getirdiler gerçekten. Sonra bir daha görmedim ama -neyse ki. Ya da geldiklerinde evde değildim.

Dirk de aynen benim gibiydi. Rahatsız ama kibar bir şekilde ilgilenmiyorum deyip kapıyı kapatmaya çalışıp karşı tarafın ısrarla konuşmasıyla 10 dk. muhabbet ettiklerini hatırlıyorum.

İtalyanlar bildiğiniz gibi Katolik ve Hristiyanlığın saf haline inandıklarını düşünüyorlar. Ama kimse, bu Yehovacılar, Anglo-Sakson Protestanlar, Hare Krişnacılar, şunlar bunlar bizi bozacak diye bir korkuya sahip değildi. Bize geldiklerine göre yan komşumuz inançlı yaşlı komşumuz kadına da geliyorlardı misyonerler ve onun da farklı bir tepki verdiğini sanmıyorum.

ocak2-3583.jpg
Ya bizdeki bu bizi bozacaklar, dinimizi değiştirecekler korkusu nereden geliyor? Sonradan İslam’ı seçmemizden mi? Tarih kitaplarında işgallerle milletlerin dinlerini değiştirmelerinin örnekleri olduğundan mı? Yoksa açıkça hoşgörüsüzlüğümüzden mi?

Daha gerçekten çok yakın zamanda “Bu misyonerler kim? Bizden ne istiyorlar? Kimler tarafından finanse ediliyorlar? Hangi ülkelerden destek görüyorlar?” gibi bağıran ifadelerle dolu haber programlarının yapımcıları şu an neler düşünüyor? “Biz tabi ki bunu desteklemiyoruz, hem yasaklansalardı bunlar olmazdı” mı diyorlar? Ya, yine benzer ifadelerle misyonerlerin engellenmesini isteyen (Ecevit’in de aralarında olduğu) politikacılar? Acaba hiç muhasebesini yapan var mı? Daha çok yakın zamanlarda “herkesin dinini yayma hakkı vardır” sözleri kullanılır oldu, o da AB uyum yasalarından öğrenilmiş, zoraki ve söyleyen ağızlarda eğreti duran bir ifade ile..

Emniyet, MGK’ya haklarında rapor hazırlıyor, Adalet Bakanlığından bir bürokrat “terör örgütünden daha tehlikeliler” diyor, hala düşmek bilmeyen İç. Bak.ı izlendiklerini açıklıyor.
Bunları haber yapan radikal bile “sadece 10 bin kişi Hristiyan oldu” diyor, korkacak birşey yok diye. 10 milyon olsa korkacak birşey mi var?

Gördüğümüz gibi, hiçbir olay (Danıştay baskını, Dink ve bu) birden, durduk yerde gelmiyor. Bağırıyor geleceğim diye. Bazen medya, bazen toplumun geniş bir kesimi çanak tutuyor, ortam oluşuyor, altyapı hazırlanıyor.

Sonuçta da benim sinirim bozuluyor. ding dang dong. Beynim zonkluyor. tik tak tak. Beynim.. Sadece bu şarkıyı söylemek istiyor içim, tekrar ve tekrar. Ve tam da o yüzden antidotunu çalıyorum. Nature Boy. Sakin.

Belgesel kanallarında üstüste Türkiye’den bahislere rastlıyorum; Kızılburun batığından, İstanbul’un yeraltı kalıntılarından, Balat’ta yakın zamanlarda şans eseri bulunan görkemli zindanlardan, metro kazıldıkça çıkan gemi kalıntılarından. Bunlar TR’de birkaç sn.lik haber olarak bile yeralmıyor, çünkü bizim bizimle ve hayali yeldeğirmenleriyle uğraşmak gibi başka çok önemli işlerimiz var.

Reklamlar

4 yorum

  1. sen Dink öldürülmeden öce de ayni seyleri düsünüyordun, öldürüldükten sonra da ayni seyleri düsünmeye devam ettin. Malatya`daki olay olmadan önce de ayni seyleri düsünüyordun, olduktan sonra da ayni seyleri düsünmeye devam ettin.
    Senin gibi düsünmeyenler Dink`in ölümünden önce de öyle düsünüyordu, ölümünden sonrada öyle düsünmeye devam ettiler. Malatya olayindan önce de öyle düsünüyorlardi, olaydan sonra da öyle düsünmeye devam ettiler. Sadece olaylarin meydana gelisini takip eden günlerde hafif bir vicdan titresimi oldu onlarda. O da cok yayilmayan, kücük bir titresim.

    Ben bu olan olaylarin baskalarini tetikleyeceginden korkuyorum. Yani bunlara tepki gelisecegine sempatinin artmasindan. Bu aci olaylardan sonra insanlara hosgörü degil de bir eyleme gecme hastaligin bulasmasindan korkuyorum.


  2. değişim genelde birden olmaz. ama böyle olaylar içten içe herkesi etkiler.


  3. daha bir iki gun once bir mektup geldi postayla, adima ve turkce yazilmis. daha once de turkce incil yollamislardi. kapiya gelenler, yolda cevirip konusanlar da cok. ama
    muslumanim diyince, siz Isa’ya inaniyorsunuz zaten di mi diyorlar. hic israr edenine, rahatsizlik verenine rastlamadim.
    biz neden korkuyoruz bilmiyorum. din elden gidiyor diye mi korkuyoruz. kendini sadece diniyle tanimlayanlar icin belki bir korku olabilir bu. din de giderse elden, nasil tanimlayacak kendini, baska bir ifade sekli yok da, o yuzden mi bu korku acaba?


  4. Evet, tam da bu Peluş. Zaten, yazarken linkini vermek istemediğim bir siteyi okudum. İslam olmazsa Türkler Türklüklerini kaybeder diye anlatıyor, tarihten örneklerle ve neredeyse akademik bir dille. Fazla milliyetçi olduğu gibi çirkin ve hoşgörüsüz bir ifade. Müslüman olmayan Türkler ne derler acaba böyle bir ifade karşısında…



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s