h1

1 Mayıs: – Hare Krişna! – Sana da!

2 Mayıs, 2007

Şüphesiz ki (kendinden menkul bir ifade) Tayyip demokratik eğilimler taşımıyor. Aynen tüm sağcı liderler gibi. akp de demokratik bir parti değil. Aynen benzerlerini çokça gördüğümüz gibi.

Şüphesiz ki (kendi kendini sağlayan ifade) Tayyip -ve Gül- cumhurbaşkanlığı sürecinde sadece kendilerini ve partilerini düşündüler. Aynen Özal -ve bence Demirel de- gibi. Ama Özal’ın cumhurbaşkanlığına tepki çok cılız kalmıştı. Alışamadım diye telgraf çektiği için sürülen bir öğretmen (teğmen?) vardı bir tek. (Zaten Tayyip’in de güvendiği buydu zaten, kendi özel konumunu düşünmeden. İstediğimi yaparım, zaten yapabilen istediğini yapmış.)

Oysa şüphesiz ki (kendi kanıtını kendisi yapan ifade) Tayyip ve Gül onların görmediği tepkiyi görüyor. Bu durumda şüphesiz ki bu tepkilerin önemli bir bölümü, son kaleleri olarak gördükleri bir mevkiyi ‘diğerlerine’ kaybetmek istemeyen seçkincilerin, dinlerinin elden gitmesinden korkan kemalizm dinine inananların, ve akp seçmeninden, en çok da başörtüsünden uyuz olanların.

En çok kullanılan gerekçelerden biri Tayyip’in veya genel olarak akp’nin niyetleri. akp’nin bu ülkeyi İran yapmak istediğine, Tayyip’in de Ayetullah olmak istediğine cidden inanan var mı? Onların niyeti açıkça, küçük dini kazanımlarla, örneğin imam hatipleri normal lise statüsüne büründürerek veya türbanlılara üniversiteleri ve memuriyet yolunu açarak aynı düzeni sürdürmek. Dini eğitimin ‘normal’ eğitimin yerini almasının iyi olduğunu iddia etmek mümkün değil. Başörtüsü konusu da zamanla başörtülülerin işe alınmada örtüsüzlere tercih edilmesine, ve genç kızların örtünmesinin özendirilmesine gider mi? Gidebilir. Ama ben Nuray Mert gibi “kendilerini merkez sağda tanımlıyorlarsa öyle kabul etmeliyiz” diyorum.

Şüphesiz ki (hem söyleyip hem onaylayan ifade) halk gidişattan endişelenip tepkisini verebilir. Şüphesiz sivil tepkiler iyidir. Ama bu tepkinin ne kadar sivil olduğuna emin değilim ben. akp’ye karşı yeralanların ne kadarı ordunun muhtırasına sevindi acaba? “Bunlarla 200 yıl geri gideceğime ordu ile 20 yıl geri giderim” demiş Ferhan Şensoy. Bu ne aymazlıktır? Ülkenin eğitimsizliğinin, gelir dağılımı çarpıklığının, bunların sonucunda da patlamış radikal milliyetçiliğin, solun dağılmış halinin ve hatta akp’nin şu anki gücünün önemli sebebi 80 darbesi ve yarattığı sağ iktidarlar değil midir?

Ve gerçekten bu sivil tepki, 80 sonrası tüm sağcı iktidarlar (dsp dahil) oy uğruna imam hatip açarken, dincileri palazlandırırken neredeydi?

__________________

‘Futbolun ne kadarsa o kadar gelişmişsindir’ miydi söz? Aynı günlerde karışan politik ortamımızla aynı dönemde karışan ligimiz, ordunun muhtıra vermesinden bir gün önce federasyona muhtıra veren Fener’imizle bu sözün canlı kanıtıyız biz.

__________________

Financial Times’a manşettik bugün. Gelişmelerin TEK sevindiğim sonucu tekrar oy verebilecek olmam. Hep dışarda oluyordum seçimlerde. Ama eşitliğe, özgürlüğe ve kardeşliğe duyarlı insanlar için herhalde hiç bu kadar zor olmamıştı durum. Hiç bu kadar alternatifsiz kalmamıştık. chp’nin haline bakın. Şu (herhalde bildiğiniz) haberdeki gibi akp ile evin huysuz iki erkek çocuğu gibiler. ‘Bugün bakkala ben gitmiycem’ diye tutturuyor biri, ‘önce ben dedim’ diyor diğeri. Asıl kararı verecek olanın kendileri değil anneleri olduğunun, bu kadar yaramazlıktan hoşlanıp hoşlanmayacağının (kör göze parmak parantez açıklaması: halkın niyetlerinin) farkında bile değiller.

________________

Misyonerleri yazarken dinlerini açıkça yaymaya çalışan Hare Krişna’cılardan bahsetmek geçmişti aklımdan; sahi nerede onlar, uzun zamandır görülmüyorlar diyecektim. Bugün okula giderken karşıma çıktılar. Bir broşürle küçük bir kurabiye verdiler. İyi olmasa da kurabiye, açtım, iyi oldu. Gerilen politik ortamımıza öncelikle Hare Krişna Hare Rama Hare Hare gerekli diyorum buradan.

Sinirim bozuk. Önce bana gerek. Hare Krishna.

________________

– Burada ne oluyor yavrum?

– 1 Mayıs’ı kutluyorlar teyzecim. Bahar Bayramı.

– Kutlasınlar yavrucum, kutlasınlar. İyidir. Ama ah, nerde o eski 1 Mayıslar? Meydanlara kocaman yataklar kurulurdu, yer bulamayan çiftler için. Sevgilimizi alıp gider sevişirdik. Kimse dönüp bakmazdı bile.

Reklamlar

8 yorum

  1. Simon Bey,
    Pek iyi demişsiniz.
    Şüphesiz, bu toz-duman kavga/sinir bozucu politik gibimsi ortamında, oradan sakince bakabilmeniz işe yaramış. Bugünlerde en sıkıcı olan, aynı taraftan bakanların birbirlerine kötü davranmaları…
    Merak ediyorsanız diye söyleyeyim: “Alışamadım” telgrafını “teğmen” çekmişti. Sonra hukuk okudu, bildiğim bir yerde staj yaptı, avukat oldu. Sanırım alışamama hali devam ediyor.


  2. Simon Bey,

    Türkiye’deki sol, malum tiyatrocu gibi kifayetsiz muhteris şaklabanlarla dolu olmasaydı, durum belki de farklı olur; “öteki Türkiye”yi bugünkü AKP gibi taşralı muhalifimtırak siyasetçiler değil, statükonun hakiki muhalifi gerçek bir sol doldurabilirdi. Ama olmadı, olamadı. İş işten geçmiş ola, varoş muhalefeti şimdi bambaşka ellerde.


  3. verdiginiz kucuk dini kazanim orneginin bir sure sonra alt tabana yayilarak buyumesi sizi korkutmuyor mu?

    Yillarca turizm sektorunde calismis biri olarak, bu alanda duydugum haberler beni uzuyor, bazi otellerde baslatilan kadin/erkek ayrimi mekanlar, icki sunumu yapilmayanlar restaurantlar da bu kucuk sunumlarin bir parcasi degil mi, ama ya bu kucuk olarak niteledigimiz seyler buyur, cig haline gelirse ne olacak, is isten gecti mi diyecegiz?

    Ulkemizin bu zihniyete sahip insanlar tarafindan temsil ediliyor olmasi beni fazlasiyla rahatsiz ediyordu, sanirim rahatsizligim simdi daha da artacak.


  4. Keşke sakin olabilsem çavdar hanım. Dün sabah yatabildim bu yüzden, kalktığımda da çarpıntılıydı kalbim.
    Doğru teğmendi, başta öyle deyip sonra değiştirmiştim. Öyle adamlara ihtiyacımız var, di mi? Ve artık öylelerinin gördüğü haksızlığa hep beraber ses çıkarmaya..


  5. Simurg diyorum, Metin Bey. Diyorlar ki uzaklara gönderdiğimiz gözcüler en son geçtikleri köyden çektikleri telgrafta, uzak ülkelerdeki bir tanıdıklarının onu ufukta gördüğünü aktarmış.

    Doğacak. Zamanı var ne yazık ki daha. Ama birgün bizim de içimiz sinerek oy verdiğimiz örgütler olacak.


  6. NY Bey, Ben de endişelenmiyor değilim gidişattan. Ama bunun yeri meşru bir cumhurbaşkanlığı seçimi değildi bence. Ve ordunun sesini çıkarmaya başladığı dönemde. Kastettiğim buydu, yoksa dediğim gibi halkın tepki vermesi iyidir. Ama onların içindeki darbe yanlıları ve katı Kemalistlerle yanyana olmak istemem. Şu an iyi anlatamadım, kusura bakmayın. Geç saat, yorgunluk, yarın toparlarım.


  7. DANSÖZ GiBi KIRITAN ORDUNUN POLITIK HEVESLERINDEN BIKTIM. Kenan Evren degilmiydi kürsülerden kuran okuyan? simdi ordunun “düsmani” imam hatipleri kim çarpti ikiyle? Laikligin yilmaz bekçisi ordumuz basimiza sarmadi mi Rabita skandalini?

    Simdi çikmislar, laiklik “KONUSUNDA TARAFIZ” diyorlar. Evet, hangi taraftan olduklari belli zaten 🙂

    Evet o süper ordumuz yok mu? Neredeyse 40 bin insan öldü onlarin beceriksizligi yüzünden. O “saglam duruslu” ordunuz halledemedi gitti PKK’yi.

    Ayni konuda asagidaki yazi konuyla ilgilenenlerin zihnini açabilir.

    Saygilarimla
    Ayse

    Türkiye’de konuşmadıklarımız ve “The Village” filmi

    Ülkemizde çok beğenilen Altıncı His adlı filmin senaryosunu ve yönetmenliğini üstlenmiş olan M. Night Shyamalan 2004 yılında bir başka yapıta imzasını attı: The Village – Köy adlı bu film ilk bakışta sıradan bir gerilim filmine benzese de birçok izleyici ustaca gizlenmiş ikinci senaryoyu görmekte zorluk çekmedi.
    İlk bakışta 1800’lerde bir köyde geçtiği düşünülen filmde köylüler “konuşmadıklarımız” diye adlandırdıkları bir düşmandan çok korkuyorlar. Bu korku onları köylerini çevreleyen ormanın dışına çıkmaktan alıkoyuyor. Bu “dış düşman” sebebiyle köyde her hangi bir yenilik yapmak isteyen herkes yaşlılar meclisinden izin almak zorunda. Meraklı olmak, geçmişi sorgulamak da hoş karşılanmıyor burada.
    Bu kasvetli atmosfer, korku ile disiplin altına alınmış bir gençlik, söndürülen meraklar ve bastırılan tutkular totaliter rejimlerin halkı nasıl korkuyla bir arada tuttuğunu hatırlatıyor ister istemez.
    ………
    12 Eylül darbesiyle:

    650.000 kişi göz altına alındı
    1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
    Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
    7 bin kişi için idam cezası istendi.
    517 kişiye idam cezası verildi.
    ………..
    Yazinin tamami için :

    http://www.derindusunce.org/2007/04/25/onun-adi-asker-cani-neler-ister/


  8. Mantra’nın tamamını yazayım istedim. Barıs icin, sevi icin, huzur icin, herkese, her yere gerek bu mantra. Hare Krisna Hare Krisna Krisna Krisna Hare Hare / Hare Rama Hare Rama Rama Rama Hare Hare.

    Sevgiyle kalın…



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s