h1

Oh, I really miss the queen

12 Mayıs, 2007

Kraliçe şehrimizi onurlandırmış. Radyoda ‘markette kendisine rastlayabilirsiniz, bu akşam elçilikte başkana yemek verecek’ diyordu. Ben de gittim tabi marketime. Herkese sordum, tuvalete bile baktım. Markete gidecekse benim marketimden iyisini mi bulacak diyordum. Dedim dedim, sonra ne yazık ki Dean & deLuca’yı hatırladım. Tabi ya, herşeyin 4 kat pahalı olduğu oraya giderdi. Kahpe kader! Şansa bakın, kadın buraya 10 senede bir geliyor, ben de buradayım ama rastlayamıyorum. Londra’da olsam kesin hergün rastlardım. Harrod’s’ta et reyonunda, Kensington Gardens’ın halka kapalı bölümünde ördeklere yem atarken.. Rastlaşmadığımız günlerde de bir şoför gönderirdi bana, 5 çayı için. Biraz daha çay, my love? Teşekkür ederim Liz darling, ama senin kurabiyelere hayır diyemem. Sen mi yaptın? Evet, bizim George’a bizzat ben anlattım ne kadar üzüm koyacağını.

İyi arkadaş olabileceğimizi düşünüyorum.

(sonuçta o, bir önceki gün beyaz saray’daki konuşmasında “kraliçe, bize 200. yıl kutlamalarımızda destek oldunuz, 1776’da, pardon, 1976’da” diyen Bush’a, bahsettiğim yemekteki konuşmasında “sözlerime 1776’da buradaydım diye mi başlamam gerekiyor diye merak ediyorum” şeklinde zarifçe cevap veren biri.)
queen-wedding.jpg

Ona rastlayamadım ama metroda treni beklerken arkamdan bir adam ‘afedersiniz, panoda Shady Grove 4 dk. ve 17 dk. diyor. Hangisi, yoksa 2 ayrı tren mi? dedi. 2 ayrı tren, biri 4 dk., diğeri 17 dk. sonra dedim. Bana birşey sorulmasını severim. Herşeyi bilirim ben, o takım elbiseli adama sormayın, bana sorun. Ama bu aksan.. Sorsam mı? 2 adım arkada, kasketli, beyaz saçlı yaşlı adam. Afedersiniz (Sir), İrlandalı mısınız? Yess, Sir. Ama gurur dolu bir vurgu. Burada sir deyince hep garipsiyorlar. Gişede çalışırken sir diye seslendiğim müşterilerden bazıları sir, yes, sir derlerdi askeri vurguyla, çünkü sir onlara ancak askeri emirleri çağrıştırıyor. Sir dediğim Amerikalı hocalarım da garipserdi. Bu konuşmanın akşamında düşündüm de sir tamamiyle İngiliz bir ifade. abd’de karşılığı da kendisi de yok.

Neyse, ülkenizi çok seviyorum dedim. Teşekkür etti. Hiç gittiniz mi dedi. Hayır, istiyorum çok dedim. Çok değişti, dedi, şu an İrlanda’da en büyük nüfus Polonyalılar ve Litvanyalılar. AB’den sonra. Evet. Üretimde onlar çalışıyor hep. İrlandalılar öyle işler için fazla eğitimli artık. Hepsi ellerinde pda ve telefonla dolaşıyor. Birçok fabrika da başka ülkelere taşınıyor. Özellikle küçük kasabalar için çok şey farkettiriyor bu. Ama eminim Dublin hala heyecanlı bir yerdir, şehirde 40,000 müzik grubu varmış. Öyledir, zamanında tabi dans salonları vardı. Aynı gelenek, onlara dönüşmüştür zamanla. Öyle.

Tren geliyordu. Konu aradım. K. İrlanda’da da ilginç gelişmeler oluyormuş, Sinn Fein’le muhafazakarların masaya oturması. Evet, onlar anlaştığına göre Filistin-İsrail de anlaşır. Benim geçmemi istedi önden. Bindim. İkili boş koltuk yoktu. Adamın da önde oturacağı bir yer görünce biraz arkaya oturdum. Öne oturdu. Yol boyunca inerken iyi yolculuklar mı dileyeyim (Perşembe gidecekti İrlanda’ya) yoksa burada iyi gezmeler mi diye düşündüm. Ama o benden bir durak önce ayağa kalktı. Ben koridordan uzanıp bakarken o da bana doğru döndü ve kimsenin birbiriyle konuşmadığı yabancılar treninde sağ elini kaldırıp avuç içi bana doğru işaret ve orta parmağını V şeklinde açtı. Ben selam verdim elimle. Çıktı. Ben pencereden bakıyordum. Geriye doğru yani bizim tarafa doğru yürüyordu, yine döndü ve etrafımdakilerin bakışları arasında yine çok göstererek bir barış işareti daha. Gerçekten çok duygulandım.

Kraliçe bana dönüp peace yapsa bu kadar duygulanırdım anca.

========

Sonunda konuşan amcayı duymanız için an englishman in new york.

bu da sözlerini hep yukarıdaki şarkıyla karıştırdığım (boşuna değil, aynı şeyi anlatıyorlar) başlıktaki london.

Reklamlar

11 yorum

  1. Her ne kadar yabancı bir ülkede yaşayabileceğimi düşünsem de, English Man in NY’u izledikten sonra yabancı bir ülkede asla yaşlanamayacağımın farkına vardım. Tuhaf, daha önce sadece Sting’in çekimine kapılıp görememişim bunu. Bu arada ‘Sir’ Kuzeyden miydi yoksa Cumhuriyet’ten mi? 😉


  2. ingilizce hocamıza sir derdik, kısa saçlı bir adamdı. sonra sarı uzun saçlı bir bayan daha vardı. ona da sir derdim ben. her defasında düzeltir başka bir şey söyletirdi. her defasında unuturdum, şuan da unuttum. neyse.. hoş bence, sir demek. sonra dublin, orası da hoş. “sol ayağım”ı hatırlatır hep.


  3. “The Queen”i seyrettikten sonra, kraliçeyi sanki daha anlayışla izlemeye (karşılamaya demek saçma olacak, hiç öyle bir karşılama-karşılaşma ihtimali yokken) başladım.
    Sanatın gücü/sinemanın gücü demek olmaz da, sadece onun bir insan olduğunu düşünmeye başlamak yüzünden olsa gerek bu anlama halim.

    Teknik bir sorum olacak: Videoları büyük görmeyi mi seviyorsunuz, yoksa sizin wordpress mi illa ki büyük gösteriyor?
    Renkler ve görüntü biraz dağılıyor, gibime geldi de, onunçün bir sorayım dedim di…


  4. sindirfella, “you drink coffee, I take tea, my dear” burada geçirdiğim zamana damgasını vuran bir ruh halidir, neredeyse gün be gün. hüznün en kara tarafından. üstelik I’m a legal alien.

    sir, güzel soru. cumhuriyetten olmalı. kuzeyden olsa belirtir miydi acaba, irlandalıyım dedikten sonra? bir de hep oradan konuştuk çünkü. (serbest) irlanda son 10 yılda en hızlı değişen ülkelerden. belki de tüm irlandalılar kuzeyi serbesti demeden kendilerini sadece irlandalı görüyordur belki?

    geçmişleri gerçekten ilginç. ondan birkaç gün sonra da the wind that shakes the barley‘i seyrettim de.


  5. pıypıy, madam olmasım, veya ma’m?
    bana daha çok commitments’ı. (40,000 müzik grubu lafı da oradan çıkma zaten (yoksa 20,000 miydi?)).


  6. çavdar hanım, hadi siz’i bırakalım.
    vidyoları kocaman seviyorum. ama biliyorum zaten yutüp kaliteleri özellikle kötüleştiriyor, yer kaplamasın diye. üstüne, london da eski, kötü bir kopya. ama küçük isterseniz üzerine tıklayın, sayfası açılır. yoksa wordpress sağolsun, sözümüzden çıkmaz.

    onun insan olduğunu düşünmeye başlamak da bence direk sanatın/sinemanın gücü.
    karşılamak denir ama, başka bir anlamı olarak.


  7. Neredeyse İrlanda’ya gelin gidecek bir Türk kızı olarak epeyce okumuş incelemiş ve seyretmiştim ben de İrlanda ile ilgili bulduğum herşeyi. Çok güzel filmdir bahsettiğin. Gerçekten de çok ilginç tarihleri. 80’lerde açlıktan ölen insanların olduğu minik Avrupa ülkesinden, Avrupa’nın refah düzeyi en yüksek ülkelerinden biri haline gelebilmek de çok kolay olmasa gerek. Öfke ve hırs fazlasıyla kamçılamış olmalı İrlandalıları. Ben kendileriyle dalga geçişlerini de severim, ve “Wakind Ned” ve “The Matchmaker”ı da denk gelirse izle derim 🙂

    Slán agat.


  8. vay, yazdıkça neler öğreniyoruz. ben arada araya böyle ülkeler atayım bari, başka neler çıkacak bakalım..


  9. Peki Simon, sizi bıraktım!
    Güya oğlum “sen bilgisayardan anlıyorsun, anne” diyor ve bunu sözün içinde olmasa da “aferin” gibi söylüyor, ama işte bu kadar anlıyorum.
    Nedense, sen söyledikten sonra o tıklanan pencerede küçük görüntüyü bulabildim. Neyse, artık…
    “The wind….” beni etkilemişti, hele de bugün geldikleri nokta düşünüldüğünde. En çok aç kalan ve en çok göç veren onlarken şimdi diğer Avrupalıları çalıştırıyor olmaları çarpıcı.
    Geçen sene bir arkadaşım gezmeye gitmişti ve anlata anlata bitirememişti, güzel bir ülke imiş.


  10. ben hala patronum ile konusurken ‘sir” diyorum ve her seferinde firca yiyorum.:-) Yillarca TR da alismisiz “efendim” demeye. Ilk ismi ile hitap etmenin saygisizlik olmadigini beynim ne zaman anlayacak bilmem.


  11. Benim Prof. lardan birisi de kendisine ilk ismiyle hitap etmemizi istiyor, ki herkes rahatca bunu yapiyor ama ben en fazla `sen` diyebiliyorum. `Brain, baksana bi kuzum` mu diyeyim yani? Olacak is degil!
    Adam amerikali bu arada!



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s