h1

A’Rıza ölmedi, yüreğimde yaşıyor

26 Mayıs, 2007

Geçen Perşembe akşamı evde film seyrediyordum. Fulya ablamla Hayri enişte, eniştemin kızının nişanına gitmişlerdi. Kapı çaldı. İsteksizce kalkıp açtım. aa-aaa, a-aaaa, aaa-a. O görüntüye ne kadar a desem yetmezdi.

Şöyle olmuş anladığım kadarıyla: Costello konserini bitirip kuliste üstünü değiştirip her zamanki içkisini meyva ile yuvarladıktan sonra arka kapıdan çıkıp limosuna binmiş. Şoföre de “kimseye yakalanmadan bir an önce otele gidelim” demiş. Şoförün önceki adam olmadığını farketmiş. Ama o birşey diyemeden şoför yanındakini dürtüp “Aksak, birşey desene ya şuna, anlamıyorum ne dediğini” demiş. Yan koltukta gömülü olan kısa adam da o anda görüntüye girmiş, azcık Laz İncilizcesi ile “kardeşim, hiç merak etme, sonunda seni oteline bırakacağız. Yalnız, o zamana kadar bizim bir arkadaşımız var, konsere gelemedi, canı da sıkkın. Sen bir iyilik, bir insanlık görevi yapacaksın” diye çat-pat anlatmış.

Costello, kendisi mi ikna olmuş, yoksa korkmuş mu, o konuda rivayet muhtelif. Bir görüşe göre Yakup Abiyle Aksak dönüşte Jilet’e uğrayalım diye konuşurlarken duyan Costello, kabul etmezse ayağındaki ve koleksiyonunun nadide parçalarından olan çizmeyi jiletle çizebileceklerini sanmış. Bilmiyorum, önemli değil. Kapıyı açtığımda önde sırıtan Aksak’ın arkasında duruyordu ya, gerisi hiç mühim değil.

Girdiler. Aksak oturdu bir köşeye. Costello’ya şöyle geç diye gösterdi, o da karşıma oturdu. Rahatsız bir hava vardı başta. “E, bak üzgünüm dedin, kendisini getirdik sana” dedi Aksak. Ben birşey diyemedim. Ağzım açık bakıyordum. Aslında bir yandan da keşke başka gün gelselerdi, film çok güzeldi diye düşünüyordum. Ama bunu söylesem en ufak olasılıkla bacaklarımı kırardı Aksak, o yüzden söylemedim. Bunlar aklımdan akarken dönüp “e, hadi” dedi Aksak, Costello’ya. O da “guitar” dedi Yakup abiye. Yakup abiyi o sırada farkettim. Zaten Elvis girdikten sonra kapıyı ittirdiğimi hatırlıyorum. İyi etmemişim. Yakup abi taşıdığı gitarı uzattı, demek o çarpma sesi ondan gelmiş. Neyse, birşey olmamıştır herhalde.

Elvis gitarı aldı ve bakalım ne çıkacak derken, she may be the face I can’t forget, diye başladı. Sanki geçen konserinde bu şarkının yokluğunu çektiğimi bilirmiş gibi. Gitardan biraz garip sesler çıkıyordu, Elvis de biraz zorlanmış gibi çalıyordu, ama umursamadım, sonuçta bana çalıyordu.

Şarkı bitti, hepimiz alkışladık. Yalnız, alkış çok çıktı. Baktım, Fulya ablam kapının eşiğinde duruyor, Hayri eniştem de. “sen içerden şişeyi bir getiriver” dedi Hayri eniştem eşine. Şişe geldi, sular eklendi, yavaş yavaş buzlar eridi -iki anlamda da. Aksak “tabi bizim sektörde sizin gibi sanatçılar dinlenmediğinden pek tanımıyorduk sizi” dedi, sonra Elvis sektörlerinin ne olduğunu sorunca bizim için çok da karanlık olmayan meşgalelerini anlattı. Elvis bir kahkaha patlattı. Ben de gençliğimde az araba soymadım, dedi. Teyplerini çalar, onların parasıyla da gitar, amfi filan alırlarmış. Bu yakınlık sohbetin samimiyetini artırdı. Arada tercümeler biraz yavaşlatsa da keyifler gıcır, rakılar ılıktı.

variou-059-2.jpgvariou-060-2.jpg

“Çok kral adammış be bu” dedi Yakup abi. “e, karısı da çok Krall” dedim. Çevirince çok güldü Elvis.
Sonra geç oldu, artık ben gideyim dedi. Son bir şarkı için gitarını aldı, o söyledikçe biz de eşlik ettik, what’s so funny about peace, love and understanding diye. Seslere alt kattan Ümit’le A’Rıza da gelmişti, karısı çocukları uyutuyormuş. Bitince heyt be diye bağırdı A’Rıza. İçmişti de galiba biraz. Zaten hepimiz öyleydik. Dostluğun şarkısını, çok farklı yerlerden gelip çok farklı yerlere giden kişiler olarak adını koymadan söylemiştik.

Giderken herkesi tek tek öptü Elvis. Fulya ablamı öperken Hayri eniştem biraz yan baktı ama olur o kadar. Geldiğinde Bay Costello’ydu, giderken Elvis abi olmuştu. Yakup abi onu oteline bıraktı. Biz de aramızda birkaç dakika daha konuştuk, sonra alt kattakiler ve Aksak kalktı, biz de yataklarımıza çekildik. Gülümseyerek uyumuşum.

Reklamlar

16 yorum

  1. biraz sabır, Çavdar Hanım, bir bölüm kaldı. sonra bütün yaz konuşuruz.


  2. “Gülümseyerek uyanmışım” diye bitecek sanmıştım oysa ki.


  3. sevgili templar,
    anket sorularını heyecanla bekliyorum.


  4. huhuh çaya az kaldı!


  5. soti, daha önce hiç ‘blöfümü gördü, ne yapacağım şimdi’ diye hissettiğin olmuş muydu (bunu da eklesem mi acaba ankete)? o bir yandan bir özendirme cümlesiydi. ama işe yaradı galiba:)
    ama bir yandan da ciddi tarafı var, aklımda birkaç soru vardı gerçekten. toparlanacak, gönderilecek. ama önce araya bir yolculuk ve başka birkaç şey girecek.


  6. skör, okuyucularım bana inanmıyor gibi hissettim sanki. alttaki yazıda -sakız davası gibi- tam olarak gerçek olmayan unsurlar olabilir ama bu yazı öyle değil. mesela o fotoğrafları vallah billah ben çektim. o anın heyecanından, costello’yu gülerken yakalıycam diye aceleden odaklama hatası var mesela. ayrıca eski gri haline çok iç karartıcı dediğim için Kiraz ve Mert’le saykedelik boyadığımız duvarlarımız da arka planda..


  7. 5 çayı mı zuzay? gece 1’de mi?
    ama her zamanki gibi boşa yazıyorum di mi? sen yorumlarının cevaplarına hiç bakmıyorsun.


  8. yaaa bana bak simon efendi her seferinde bana bi laf sokmalar filan dagıtırım ulen burayıııı 😛
    ne demek yorumlara bakmıyorum
    her dakika takip etmekten zavallı farem bitkin 😛
    hadi çay içelim yaaaa


  9. Simon Bey,
    Sabrediyorum etmesine de, senin son bölümü seyrin bittiğinde ben artık unutmaya bile başlamış olabilirim diye korkmaktayım.
    Neyse, hatırlatmak için bir özet anlatırsın, ben de anılarımı tazelerim.


  10. kel alaka biliyorum ama ben bahsedilen sarkiyi bir donem dinlemeye doyamazdim Elvis Costello’dan.

    sabah keyifsizdim ama yazinizi okuyunca tebessum etmeden duramadim. :-)) tesekkurler


  11. simdi ogrendim yarin, 3 gunlugune DC’ye gidiyormusum…:-) muhtara ihtiyac var midir acep?


  12. bunu 029ur yapıyor.


  13. muhtar hanım (hala garip geliyor), nazik bir haber, teşekkür ederim. ama ben evvelsi gün çıktım dc’den.

    neyi o yapıyor ümran? bu tür yazıları mı? gerçi demin sana sorsaymışım daha kolay olurmuş.


  14. yep


  15. Rakının olduğu yerde muhabbet kral olmazmı hiç:) uzun zamandır görüşmedik. Keyfiler iyidir inşallah.


  16. Sağol, zizu. Keyifler değişken. Ama şu an ksk’de fena diil, doğal olarak.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s