h1

dişçiye gitmişlerin başına neler gelir

20 Temmuz, 2007

– 2. gittiğimde dişçim beni 1.5-2 saat bekletmişti. Üstelik benden sonra gelenleri alınca ‘benim randevum şu saatteydi, isterseniz başka birgün geleyim’ demiştim, içeri uzanıp. Az sonra aldılar. O zamandan beri 1 saate yakın geç gidiyorum. Çok güzel anlaşıyoruz böylece. Gittikten az sonra alıyor.

– Bekleme odasında her bekleme odasında olan 2-3 yıllık aktüeller, alem’ler yok; ilginç kitaplar var. Mesela turkey, from 10,000 feet. Ülkenin düşünebileceğiniz hemen her güzelliği. Çeviriyorum, bayılıyorum, not alıyorum. Bir sonraki gidişimde tekrar açıyorum ve her seferinde farklı, yeni şeyler görüyorum. 338 sayfa, bazı resimler iki sayfa boyunca, yani, görülmesi gereken demeyelim ama, görseniz bayılacağınız 250’nin üzerinde yer. Birçoğu bildikleriniz, antik kalıntılar, kiliseler,camiler, eski, güzel köyler, yeryüzü güzellikleri, koylar, …. Ama deltalar, tuzlalar, pazar yerleri gibi ekstralar da var. Ülkenin her tarafından, ama il olarak en çok Muğla’dan. Sonra tahmini sırayla İstanbul, Nevşehir-İzmir, Mardin, Denizli, Antalya, Antep, Trabzon, Bursa. Ankara’dan hiç yok mesela.

– Bugünlerde otobüste yanınıza ‘şehre resmi bir iş için geldim, hemen döneceğim’ tavrında marsık porsuk bir kızın oturması çok olası. Gerçi bu geçen günler içindi. Önümüzdeki 4-5 günde ülkenin çoğu mobil olacak sanki. Ama buna duygusal mı yaklaşmalıyız, yoksa ne olduğu tam çözülemeyen birşeyden mi rahatsız olacağız..

– Dün yoldan bağırarak geçen onlarca minibüsten biri için ‘ne diyor? kuaför müymüş’ dedi annem. O zaman da beri konuyu eskittim, ‘perma diyor, 1 ytl diyor’ tipi laflarla. Mahallede rekabet artmış anne, böyle müşteri arıyorlar.

– Dişçim en önemli sorunumu çözdü. Aslında dişçiye giden çoğu insanın sorunudur bu, dişçiler de hemen şipşak halleder. ‘Sizin fazlalığınız varmış, en iyisi mi bu fazlalığı bize verin siz. Hem siz kurtulun hem biz mutlu olalım’ dedi. Haklıymış yahu. Nasıl hafifledim çıkışta.

– Geçen gün otobüse bindiğimde bir yaşlı kadın arka sıradaki oğlanla konuşuyordu hararetli. Oğluyla geniş geniş oturdular diye düşünmüştüm ama değilmiş, kadın deliymiş. Yanına oturan zavallı kadını seçti sonra kurban olarak. Evliliği, çocukları, onların evlilikleri… ‘Kocam öldü efendim. Zift taşıyordu Odessa’ya (Odessa File, Odessa merdivenleri, Potemkin Zırhlısı, The Untouchables), orada üşütmüş… Oğlum 92’de evlendi, 97’de boşandı. Evet, boşandı. Düşünmüyor tekrar, yok, düşünmüyor. Birkaç yıl sonra emekli olup tekne ile gezecekmiş.’ Bir de yüzü acaip ekşiterek sözde gülümser gibi takınılan bir mimik vardır ya, sürekli öyle konuşma hali. Bunaldım kendimi öbür kadın gibi hissedip. Sonra altınyolda indi kadın durakta. Daha doğrusu inemedi, kapıya takıldı. Şoför erken kapattı kapıyı, hareket etti. Bağrış, çağrış, pek birşey olmadı kadına ama ben kendi kem gözümden endişe ettim.

İki gün sonra ksk çarşı’da sokakta bir olay. Yine o kadın. Bir çocuk ağlıyor. Kadın çocuğa ve annesine öncülük ediyor, ‘ben karnemi hep yanımda taşırım’ diyerek bir yere götürüyor.Ben de güzel kızlara değil de gidip deli bir kadına tekrar ve tekrar rastlıyorum.

– Gürültülü ev işlerine başlamak için alt kattaki vekilin geçen hafta yazlıklarına gitmelerini bekliyorduk. Gitmediler. Annem gitmiş, sormak için. Adam açmış, bir süre düşünüp başlayın başlayın demiş. Tabi, oy bekliyor ya, diyor annem gülerek.

Reklamlar

5 yorum

  1. dişçiye inatla gitmiyorum. 20 yaş dişlerimi isteyecek ben de vermek istemeyeceğim, ne güzel anlaşıyoruz 23 senedir, çıkmak istemiyorlarsa ne zorluyoruz, di mi? Hafiflemiyorum inatla.

    ayrıca bir teorim var, ne zaman birini görmek istesek görmeyiz, ne zaman böyle ay kimseyi görmeden gitsem desek herkes (özellikle de güzel kız veya yakışıklı erkekler) karşımıza çıkar. aah ah.


  2. Üstün Aydıngöz’ün Turkey from Space adlı bir kitabı var. Dişçide gördüğün kitap bu mu acaba?
    Bu sözettiğim kitap çok güzel fotoğraflarla dolu. Doğrusu, bakmakla kalmasam da ben de oradan görsem diye düşünürüm hep.


  3. benim hafiflemekten kastım o değildi meyiş. yoksa bir diş vermişsin, nedir ki, minnacık şey. benimki bissürü bissürü.

    o murphy teorin bazen doğru olabiliyor. bazen de tam tersi tutuyor ama. sana olmuyor mu?

    yok, çavdarcım. benimkinin adı dediğim gibi turkey from 10,000 feet. hazırlayanın ismine dikkat etmedim. yine de aynı kitap olması olası.


  4. Girebildi mi bari sizin komşu meclise??


  5. aşağıdaki yazıyı görmemişsin sindirfil. o ülkede seçilmesi en kesin 2-3 kişiden biriydi. o da seçilmese ülkede devrim olurdu.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s