h1

Büyülü Fener’in ışığında Cinayeti Gördüm!

1 Ağustos, 2007

Çok güzel bir yılımın özünü oluşturan bir tiyatro grubum vardı. Adı, Persona’ydı.

Ankara’nın en güzel iki sineması, Kızılırmak ve Kavaklıdere’nin işletmecileri Bahçeli’de kendi sinema salonlarını açarken bir isim yarışması düzenlemişlerdi. 1 yıl (yoksa ömür boyu muydu?) bedava bilet dedikleri için hevesliydim. Kazanan Büyülü Fener’di.

Kızılırmak’ta özel bir gösterimde yaşlılık, gençlik, anılar ve geçip giden hayat üzerine daha güzeli yapılamayacak bir film seyretmiştim. Yaşlı adamın kırışıkları grinin her tonunun arasında parlıyordu. Adı, Yaban Çilekleriydi.

Üniversitede birara kaldığım çok kalabalık yurdun televizyon odasında istediğim bir filmi açmayı başarmıştım. Bayılarak seyretmiştik oda arkadaşımla. Trt hiç bir not düşmeden yarısında kesmişti (meğer ikiye bölmüş, bir hafta sonra devam edecekmiş). Adı, Fanny ve Alexander’dı.

Bir kızdan hoşlanıyordum başka birara. Çocukluğunu anlattığı Fanny ve Alexander’ın devamı gibi, hikayenin öncesini, anne-babasının biraraya gelme hikayesini yazdığı ve Bille August’ın çektiği filmdeki kız, yani annesi, tıpkı hoşlandığım kızdı. Ya da öyle görmüştüm. Adı, İyi Niyetler’di.

Ankara’da bir Salı Gösteriminde bir arkadaşımla gittiğimiz filmde tam önüme, zorluklarla ayrılmakta olduğum eski sevgilim ve iki arkadaşı oturmuştu. Azap olmuştu film. Adı, Sessizlik’ti.

Geçenlerde oradaki yalnız odamda acaip ve derin ve karanlık bir film seyrettim. Adı, 7. Mühür’dü.

___________

Bergman’ın haberini duyunca yaşayan en büyük iki sinemacıdan biriydi demiştim. Diğeri de hemen peşinden geldi.

Antonioni için aynı anlatımı kullanamam. Ama en azından, bilmem tam ne zaman, herhalde daha lisenin başlarında trt’de seyrettiğim ve o zamandan etkilendiğim, katmanları sonraki yıllarda zamanla açılan büyük Blow-Up’ın (güzel Türkçesiyle: Cinayeti Gördüm!), bildiğim en turnusol kağıdı filmlerden biri olduğunu söyleyebilirim. (Sinema zevkini ölçmede birebir.)

Reklamlar

9 yorum

  1. Haklısın Simon.
    20. yüzyılı tanımlayan, anlatan insanlardı onlar.


  2. çok üzgünüm, felaket tellalıyım ama kavaklıdere kapanıyor(muş) duydun mu? üstelik, bundan sonra oranın sinema olmayacağını söylediler…


  3. teşekkür ederim çavdar hanım. alttaki yorum için de.

    adamın/kadının biri: valla felaket. ben kızılırmak’ı bir başka severim gerçi. ilk ank.’ya gittiğim yıl kavaklıdere kapalı olduğu için sanırım. yine de öyle kalacağını, sinema olarak kapanacağını sanmam. gerçi tamamen ticari bir sinema olsa da aynı anlama gelir.


  4. Şimdi ben Ankara sokaklarına kendimi atıp en güzel sinemasına gitmem mi? Giderim…


  5. aferin. ben gidemem. bu durumda yediğiniz börekleri, mantıları şapır şupur anlatsanız da olurdu yani.


  6. Ahah. Yok ben de gittiğim filmi sevmedim zaten. İştahımı kaybediverdim kıskandırmak için 😉


  7. kızılırmak mıydı kavaklı mı? ben de acındırdım zaten, biliyorum.


  8. Kıpkızılırmak…


  9. şimdi kıskandım işte.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s