h1

betty blue gibiyim, hiç bahar yaşamadım

5 Eylül, 2007

Gece 02:30. Gözümü açtım. Farketmedi, zifiri karanlık. Burayı tanıyor muyum? Evet, sanırım. Henüz geldiğim için bana çok uzak gelecek kadar toplu ve boş olsa da odam bu. Ateşim var. Termo kaç diyor? 99.9. Üff. 0.1 daha olsa su kaynayacak. Şu vermidona uzanayım. Oda 29.4 derece gösteriyor (bu sefer Celcius), evdeyken bu sıcakta bir tek şortla yatıyordum, ama şu anda tişört, üzerinde kollu bir penye, üzerimde de yorgan. 1 saat sonra uyandığımda su gibi olmuşum. İyi, düşmüş gibi ateş. Sabah tekrar çıkmak üzere.

Bir sonraki aşamada hastaneye gidecek durumda hissediyorum. Ama ben kalkıp hastaneye gideyim diye gidilmez ki. Bir arkadaşına söylenir. Ama evdeki iki ev arkadaşım da böyle bir şeyi yapabilecek gibi değil. Zaten aynı çatı altında ilk gecemiz. Başka kahrımı çekecek de bir Allahın kulu arkadaşım, şuyum, buyum yok bu şehirde. Kaldı ki hastanede bir gece bana herhalde eski bir araba parasına malolur.

Saat 02:30, endişeliyim. Yakın gelecekte pek yaşam keyfi göremiyorum. İyi de anacım, afedersin ama, ben buraya nasıl geldimTalking Heads’in söylediği ‘well, how did I get here’ın müdaili.
Çeşitli flasbackler. Sinemasal anlatımlar.

O akşam, yani demin, eve gelir gelmez antibiyotik saati gelmiş. Son 12 saatin en önemli anı. Ben bunun için yaşıyorum denebilir. İlk kutu birşey yapmaz, ikincisi öldürücü darbeyi vururmuş. 1.5’ar aldığımdan ilk kutuda yarım var, ikinci kutuya geçeceğim. Gel, ikinci kutu. Çantada? değil, Bavulda olmalı zaten. Bavulda? Nasıl? Orada, şurada, burada? olamaz. olamaz. olamaz. Kutusunu evde bırakacaktım, kendisini de bırakmış olabilir miyim? Bu mümkün mü gerçekten? Bir antibiyotik almaktayken yolculuğa çıkarsan yanına almayı unutmaman gereken en önemli şey odur. Hadi, TR içindeysen çok dert değil, bir eczaneye gider alırsın. Ama yurtdışına gidiyorsan yanında götürmeyi kesinlikle unutmaman gereken bir tek ülke var. Aha, o da burası. Mümkün değil, alamam, erişemem, vermezler, eczaneyi soymam gerekir. Kalan 0.5 tableti ağzıma atarım trajik bir ifadeyle.

Sonrasında varolan tüm morali, keyfi, yaşamsal pırıltıları kaybederim neredeyse. Kimsenin umurunda değil durumu. Bu ülkeyi böyle tanımlasam. Özellikle de niye sevmediğimi soranlara.. Çünkü kimse kimsenin umurunda değil.

İnternetten alsak? Geç olması bir yana, benzerlerini buldum, ama satılmıyor. Yok babam yok.
2 saata yakın geçer. Yorgunluk, uyku, berbat boğaz, çıkmaya başlayan ateş bastırır. Daha gece hayatını tanımamışlar bile yatmamışken ben mecburen. Son bir kez bak. Çantada yok. Bavulda? Bulunursa böyle zamanlarda bulunur. Ben bazen kafamda yakın bulduğum birileriyle konuşurum. Buraya yazıyorum o sırada da, ‘zaten ben birçok şeyimi aynı yere 5. bakışımda bulurum’ gibi bir senaryo, son bir inançla. Bir pantolonun paçaları arasından düşüyor minik şişe. duocid. sen nelere kadirsin. aşk değil, sevgi değil, başka birşey bu. hiçbirşey koyamam ki senin yerine.

Reklamlar

7 yorum

  1. Geçmiş olsun..


  2. gecmis olsun simon ya. evet birakmamak lazim antibiyotigi, ilk kutuya dayananlari yok etmek icin ikinci kutuya devam. ben de hic ikna olmam, arar dururum ayni yerde kaybettigim seyleri. neyse, kendini yorma fazla, dinlenmeye calis, bol bol su ic (hasta kisiye verilemsi gereken ogutler oldu bu da, ama olsun), aman buralarda hastanelere dusme.


  3. Saint bir ilac macerasi ancak bu kadar guzel anlatilir. Acikli sahnelerden sonra mutlu son cok sevindirdi. Cok gecmis olsun.. Bende takribi 8 paket ilac ile dondum, Tr dakiler bir anlam veremedi ama ceken bilir demisler..

    gecmis olsun tekrar!


  4. geçmiş olsun simon.

    bu doucid çok maceraperest bir antibiyotik.
    arçil henüz bebekken çok fena hastalanmıştı da doktor duocid iğne yazmıştı. saatlerini ayarlayamamıştım antibiyotiğin. gecenin bir yarısı taksiye atlar, bebek arçil kucağımda hastaneye gider, iğneyi yaptırır, dönerdik.

    bak, şimdi de senin pantolonunun paçalarından çıktı. kimbilir bundan sonra…

    simon, sen oraya gidince, o kalpsiz ev arkadaşları, merhametsiz iş arkadaşları filan, sonra böyle hastalanıyorsun da… üzülüyorum çok. kendine çok iyi bak. bir tavuk suyu çorba tarifi yazmamak için zor tutuyorum kendimi.

    sevgiler.

    not: sen bana küs müsün? öyle mi!? olsun, sen yine de kendine iyi bak.


  5. Hay Allah! Nerden çıktı bu hastalık böyle?
    (Telaşlı büyükanne efekti!)
    Geçmiş olsun! Tez zamanda şifa bulasın!
    (Büyükanne devam ediyor:))

    Duocid’in işe yaraması iyi bir şey. Oysa benim ona alerjim var. Az daha anoflaktik şoka giriyordum, iyileşmek yerine.
    Demek, orada antibiyotik bulmak, almak bir macera. Garip şey. İyilik dilerim.


  6. bi saniye, öncelikle hala kapalı değil mi, wordp.? bu durumda bile gelen bu yorumlara çok teşekkür ederim. iyi dileklere de ayrıca.

    bayağı bir geçti neyse ki hasta vaziyet. yazdığım sırada kötü vurulmuştum ama. sonrası duocid’in marifeti.

    tabi ki küs değilim, peri hanım. üzüldüm blogu şimdilik kapatmış görünmenize.

    burada antibiyotik mümkün değil. yazmıyor doktorlar. yazmadıkça da alamıyorsun. zaten yazsalar da sigortan olmayınca acaip pahalı sanırım. denetimin olduğu ülke böyle birşeymiş. oysa daha 1 hafta önce pazar günü nöbetçi eczaneyi bulup 10 ytl’ye mi ne aldım duocid’i, reçetesiz biçimde, özgürlükler ülkesi ülkemizde.


  7. Amanın geçmiş olsun. Yine geç kaldım herhalde ama sağlığına kavuşmuş olduğunu bilmek güzel. Ne fena şeydir seni sevenlerden uzak hasta olmak.

    Sevgiler



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s