h1

ne Türkü diyorsun ya, benim ruhum Latin

5 Kasım, 2007

Ekim sonu, Kasım başı planları yılan hikayesine (kuyruklu yılana da denir miydi) döndü. Geçen yıl Meksika’ya gidememiştim ya, o sıralarda Kasım başındaki Ölüler Günü törenlerini öğrenmiştim, iyi ben de seneye o zaman giderim demiştim teselli niyetine.

Bu sefer 1 ay önceden Meks. elçiliğine gidildi.
– Vize?
– Artık 2 günde veriyoruz.
– Hayyy, geçen sene niye öyle acı çektirdiniz peki?
– Prosedür değişti, artık Meksika’ya gitmiyor pasaportlar.

Neyse, bilet ayarlandı:

– Hep sizinle uçuyorum, servisiniz berbat, hep aç kalıyorum, koltuk aralarınız çok dar,…
– Tamam tamam, sizi hatırladım, alın biletinizi.

Ama hepsi hepsi 4 gün. Üstelik hemen sonrasında Seattle’da önemli bir konferansımız varmış. Hiç içimden gelmiyordu ama benim için çok yararlı olabilirdi. Seattle? Meksika? Meksika, Seattle? İkisi birden? Üstelik aynı günlerde Bayan Ç. gelecekti ve bir de Caetano Veloso konseri vardı. Herşey karıştı kısacası bir süre.

4 gün çok kısa geldi. Sonra birsürü şey kaçırılacak, ayarlaması sorunlu. Üstelik, madem önemli, gideceksek ona değil, Seattle’a gidelim. Vazgeçtim. Bir süre planlanan Seattle’ın da ‘gelişmeler ışığında’ bana fazla yararlı olmayacağı anlaşıldı. Zaten içimden gelmiyordu, rahatladım. Hem orada da 2 gün birşeye benzemeyecekti, ne gezmeye ne konferansa. O da kaldı. Böylece dün Bayan Ç. günü oldu. Sürekli yoldan şundan bundan şikayet etse, Amerikan hallerini pek güzel aşağılasa da (ben burada yaşıyorum, acı çektirme bana) hoş oldu onu görmesi.

Bugün de Caetano Veloso. Bu adam birkaç yıl önce de gelmişti bizim salona, o zaman ben de orada çalışıyordum. Biletleri birkaç hafta önceden bitmişti. Ama dikkatimi bilet almaya gelenler çekmişti. Şehirdeki her türlü Brezilyalı. Ama toplumun aklınıza gelebilecek her kesiminden. Bizde böyle her kesimin bayıldığı biri var mı diye düşünmüştüm. Biraz Sezen ama o da bu kadar değil. Sonra sonra anladım ki adama G. Amerika’nın yaşayan aktif en önemli müzik efsanesi demememiz için tek geçerli sebep, onun yanında ‘eski yol arkadaşı’, şu anki Brez. kültür bakanı Gilberto Gil’in de ismini anmanın gerekmesi olabilir.

Ama o konsere gidememiştim, nalet Dr. Z. derslerinden birinin akşamına geldiğinden (istesem de zor olurdu bilet meselesinden). O zamandan beri de birçok yerde karşıma çıktı. Konuş Onunla’da dışarıda verdiği minik konserde, Lila Downs’la söylediği Frida şarkısında…

Bugün için de plan karışıklığından bilet almamıştım önceden, tükenmişti. Ama orada konserden 1-2 saat önceden satarlar bir miktar. Erkenden gidecektim ama birşeylere daldım, olmadı. Bn. Ç. de gelmedi. Gittim, 8’e az kala.

Salonun önünde değil beklenen sıra, kimse yok. Ne bilet gişesinde ışık var ne rezervasyon. İçeride, fuayede bir iki kişi görünüyor, ışıklar var ama o kadar. Kapıdaki bilet kesen genç siyah görevliye sordum. Bu akşam konser yok muydu? Var. Caetano Veloso? Evet. 8’de değil miydi? Hayır, 7. Hay Allah (ama 7’de olmaz ki hiç konser). Peki, bilet var mı veya boş koltuk? Sen burada çalışmıyor muydun? Evet, ben de seni hatırlıyorum. Ee? Ama artık çalışmıyorum. Olsun ya, sen çaktırmadan geç. Allah ne muradın varsa versin.

Girdim, hiç olmadığı üzere hiç boş koltuk görünmüyor. Sakin bir şarkı bitti. En hoş şarkılarından ‘kukkurukku’ başladı. Ayayayay Paloma. Aynen şu sahnede Marco’nun dediği gibi ‘bu Caetano tüylerimi diken diken etti’.

Hepsi usul usul yerinde oturan kocaman salonda bir köşede kenarda dikilen tek kişiydim. Sonra daha hareketli ve deneysel şarkılarına geçti Caetano. Sanırım hayranlarının ülkenin tüm kesimlerini kapsamasının nedeni de bu. Sezen gibi toplumsal gönül dünyamıza telaffuz olması yanında daha hareketli ve rock’a uzanan yönleri de. Tabi ayrıca, 40 yıldır üretmesi ve ülkenin de kadir bilir olması.

Seyirciler genelde bu şehirde olduğu gibi iyice uyuzdu ama. Böyle bir adamın şarkılarının marş olmasını, herkesin beraber söylemesini beklerdim mesela. Ama hareket yok gibiydi, çok az ses çıkıyordu. Koltuklu sandalyedeki 90’lık bir dede ve ondan ayrı, yine koltuklu sandalyedeki 90’lık bir nine simgeliyordu sanki seyirciyi.

Daha ben geleli 1 saat olmadan bitirdi Caetano. Ve konser havasını bis’te buldu. En uyuzlar çıkmıştı sanırım. 65 yaşında ama oradan oraya koşturan adam 1-2 derken 4 tane söyledi, ve o sırada herkes söylüyordu şarkılarını. Bu sırada adamla aramda 9 metre 15 santim olduğundan foto. makinesini evde unutmuş olmam pek yazık oldu.

Daha önce çaldığım ve sanırım en sevdiğim şarkısı Cajuina’yı duyamadım. Ama burada dinleyelim bari hepimiz. Onun yanında bir de Carolina.

Ve keşke Portekizce anlayarak dinleyebilseydim konseri.Veya anlayan biriyle.

Reklamlar

9 yorum

  1. Ne şans!
    Yani bir taraftan da şanssızlık.:(
    Saati yanlış hatırla, nerde ise kaçıracağın konsere çok güzel bir şarkıda dahil ol…
    Bir konser için kocaman bir macera oluvermiş.:)


  2. dinlediniz mi cuccuruccu paloma’yı? çok güzel, di mi?
    evet ya, üstelik şöyle birşey de var: saatinde gitseydim, 1 saat erkenden tedbirli davrandığımı sanıp, bilet bulamayabilirdim. bulsam bile birsürü para. böyle gayet sorunsuz oldu.
    roger waters’ta da girmiştim ve shine on you, crazy d. başlamıştı.


  3. Paloma’yı dinledim, hem de filmi yeniden hatırladım. Konuş Onunla’yı çok sevmiştim, birazcık görmek bile iyi geldi. Ayrıca, o şarkıdaki sesi de çok sevmiştim, onu dinlemek hoş oldu.
    Dün yazacaktım, sonra o şarkı senin bu şarkı benim Caetano dinleyince dalmışım. Demek Brezilya’da o kadar çok tanınıp, seviliyor? Haksız değilmiş, ünü.:)

    Ooo, böyle konser şanslısı bir insansın anlaşılan, ne güzel!


  4. Hepsini dinledim. Cok güzeller. Tesekkürler zahmetin icin.


  5. brezilya’da tanınıyor demek yetmez, ilah demeli. tüm latin dünyasının ilahı aslında. filmde (marco’nun) ‘bu caetano…’ demesinden de belli aslında. bizim sezen dememiz gibi. üstelik adam ve film ispanyol.

    bilmem, o kadar da harika geçmedi aslında. birkaç şarkı dışında hareketli tarafına rastladı benim gittiğim kısım, çok da sevdim diyemem onları.


  6. biliyorum ki bazen böyle uzunca bir yazıyı içindeki tüm linklerle takip etmek de zahmet oluyor.


  7. tabii… linklerle okuyucunun dikkatini ve enerjisini dağıtıp finaldeki çeviri bürosunun istatistik değerlerine etkiyorsunuz 😀


  8. “finaldeki çeviri bürosu”

    heh heh!


  9. benim okuyucum hangi linke tıklayacağını bilir 🙂



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s