h1

avare avare gezer gönlüm

2 Aralık, 2007

Fight Club’da evi paylaştığı Tyler Durden (Brad Pitt) ve Marla Singer’ın (Helena Bonham Carter) abartılı gürültülerini duyup katlanmak zorunda kalan ismini bilmediğimiz Edward Norton karakteri “ben artık zen ustasıydım” diyordu. O zen ustasıysa ben meditasyon sırasında havalanıyorum.

Gerçekten öyle birşey var mı diyebilirsiniz tabi. Ben resimlerini görmüştüm uzun yıllar önce, Transandantal Meditasyon tanıtımlarında. İzmir’de ve Ankara’da yerleri nerede bilirdim. Alsancak’taki reklam afişlerinden. Hayır, reklam afişlerinde Ankara adresi niye yazsın, gazetedeki reklamlarından. 2 kere gitmiştim tanıtımlarına. 2. sine iyi bir arkadaşımı götürmüştüm galiba; evet tabi, başka türlü herhalde bir filme 2. kere gitmek gibi gitmemişimdir.

2 yıl önce ülkeyi kampüs kampüs dolaşıp TM tanıtımı yapan ve dünyada 7 büyük TM merkezi açabilirsek rezonansla dünya barışını sağlarız diyen David Lynch baba (sen çok yaşa) TM ile meditasyon yapan bir genç ve yapmayan bir gencin beyin dalgalarını kanıt olarak göstereceğine yanında uçan bir rahip niye dolaştırmıyordu k? Çok daha etkili olurdu kesin. (gerçi onlar uçmuyor, zıplıyordu, di mi?)

O tanıtımlar sürmüyor sanki artık. Hiçbir yerde ilanı yok. Yeterince kaynak mı bulamıyorlar ki. Mahesh’in parası mı bitermiş, ilgi görememişlerdir yeterince.

Her Çarşamba 6’da ve Pazar öğlendi sanırım tanıtım seansları. Sıralı 20-30 sandalye dizilmiş büyük bir odada farklı farklı toplum katmanlarından gelen 8-10 tip olurdu. Alsancak’ta bir arkadaşımın evinin yanındaydı daireleri. O, ilkokul 5’teki en iyi arkadaşımdı. Eli. Çok eğlenirdik beraber. Evlerine giderdim bol bol. Kızkardeşi de hoş kızdı. Sonra ilkokuldan sonra da aynı ortaokula girdik. Hazırlıkta da aynı sınıftaydık, ayarlanmıştı herhalde. Sonra 1’de onlar birkaç kişi 2. dil Almanca yerine haylaz spor sınıfına geçmişlerdi. Ama sonra Eli bizim sınıfa geri döndü, 2. sınıfta. Ama döndüğünde artık iyi arkadaş değildik. Aramıza birşey girmişti. O öyle davranıyordu. Niye, bilmiyorum. Sınıfın en karizmatik oğlanıyla arkadaş olmuştu ve ben, belki çok fazla popüler değilim diye öyle istedi diye düşünmüştüm hep. Öyle bilmiştim şimdiye dek ama bunları düşünürken acaba farkında olmadığım birşey yapmış olabilir miyim diye düşündüm. Kim bilir? Eğer gerçekten akaşik kayıtlar diye birşey varsa evrende varolan herşeyin kaydının tutulduğu, birgün açar bakarız nedenmiş diye.

Hatta, yan apt. kapıcımızın oğlu Yılmaz’a ne olmuş, ona da bakarız. Sonra bir sonraki apt. kapıcısının kızı Figen’e de. Ki ikisi de bizim sınıftaydı ilkokulda. Yine de beraber gidip geldiğimizi hiç hatırlamıyorum okula. Ama tam olarak nedeni ne, bunu bilmenin imkanı yok, öyle değil mi… Unuttuğum rüyaları da öğrenmenin yolu yok. Akaşik kütüphane bile bilmez onları. Sanmıyorum ki Eli’nin aklından geçenleri de bilsin. Hepsi, herşey çok arkaik gerçekten.

Reklamlar

4 yorum

  1. “Catcher in the rye” ı hatırlattı yazın bana..


  2. bakıyorum, hep kült şeyler üzerinden gidiyoruz, tali.


  3. Yok, ben hala yazım şeklinin bana hangi yazarı hatırlattığını bulma çalışmaları içindeyim.


  4. bilinç akışı. planlı değil, cmt. gecesi uyumak üzereyken aklımdan akanların sayfaya konmuş hali. böyle yazan birileri var, ama kimlerdi bilmiyorum şimdi.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s