h1

sınıfın önünde bir meddah

6 Aralık, 2007

Film gösterimleri yapmaktan anlatılamaz bir hazalıyorum. Her dönem gösterdiğim filmi bu hafta pt. gösterdim ve sınıf neredeyse kapalı gişe oradaydı. 2 kere seyrettiğim için genelde sınıfta değildim, ama olduğumda çok hoşlarına gittiğini gördüm. Sınıfın en şımarık kızı sürekli gülüyordu. Kime seyrettirdiğime bakmadan bundan niye keyif alıyorsam.. Hele bu sınıf doldurdukları değerlendirme formlarıyla bu hafta canımı iyice yakmışken…

§ § § § §

Dün yapılacaklar işler ve o işler için ayrılmış zaman vardı. Herşey yerindeydi. Ama sonra ödev sorusu sormak isteyen öğrencilere dayanamayıp okula gittim. Üstüste gelenlerle birkaç saat kal, git gel derken gün bitti. Ödevleri oku, diğer hazırlanacak şeyleri bitir derken gece 4 oldu. Başım ağrıyordu, biraz oyalandım, 5’e doğru yattım. Huzursuzluktan uyuyamadım. Kalkıp salaklığıyla beni birsürü zarara sokan sekreterimizi ikna için bir dökümanı bulayım bari, kafam dağılsın dedim. Bodrumda karışık kutular arasında aranırken bastığım bir çantanın arka taraflarından viyik gibi bir ses geldi. Böyle basınca ses çıkaran oyuncaklar gibi. Ama bana daha çok minik bir fare gibi geldi. O saatte hiç ürkecek halim yoktu. Biraz daha arandım. Biraz sonra yine aynı ses geldi. Üstelik bastığım birşey de yoktu. Tamam be, gidiyoruz dedim. Çıktım, yatağa yatacaktım ki saate baktım, alarmın çalmasına 10 dk. var. Alarmı kapattım, birsürü giyinip dışarı çıktım. Yılın ilk karı yağıyordu, çok soğuktu. Kopyalarla canımı sıktıkları için ilk defa farklı farklı finaller basıp derse girdim. Birsürü çözüp birsürü soru cevapladım. Bir soruda başta hata yapınca homurtular yükseldi, alaylar geldi. Canım sıkıldı. Ondan çıkıp bir recitation’a girdim. Hoca gelene kadar öğrencilerini eğlendirmek için. Onlara da öyle dedim. Onlarla da pek de fazla bilmediğim bir alanda sorular yaptım. Sonra bir kadın girdi, kulağıma birşeyler fısıldadı. Sınıfa dönüp hocanız karda takılmış. Cuma buluşacakmışsınız dedim. Şikayetler yükseldi. Benim kalıp onun yerine birşeyler işlemem işgüzarlık olurdu. Hiç halim de yoktu. Bölüme dönünce sekretere nasıl bir hata yaptığını anlatmaya çalıştım, yine pek anlamadı sanırım. Metroda uyuyakalmamaya çalışıp eve geldim.

§ § § § §

Bütün bunlar burada olduğum için oluyor biliyorum. Bu ülkenin öğrencileri böyle (verilmeyeni görüyorlar sadece, verileni değil), başkalarınınki bu kadar değil. Bir noktada alacakaranlık kuşağına girip buraya düşmüş olmalıyım. Kimse de farkında değil nerede olduğumun.

§ § § § §

Metro girişinde özellikle dönüp baksam da kar ve buğulanan gözlükler yüzünden göremedim, yürüyen merdivenlerin hemen dibindeki battaniyenin içinde biri var mıydı? Sanırım vardı, zaten oradaki –daha önce bahsettiğim– girintide yine battaniyelerin üzerinde oturan biri daha vardı. Herşey ne kadar perspektif meselesi.

Reklamlar

11 yorum

  1. Geçen sene filmin DVD’si kaybolmuştu. Sonra, nereden bulunmuştu, onu kaçırmışım? 🙂
    Peki, o vıyıklayan faremsi şeyin ne olduğu bulundu mu?
    🙂
    Buralarda da kar havası var da, henüz yağmadı.


  2. Evet, DVD kutusunun kapagini acmistin ve icinin bos oldugunu görmüstün,sanirim. 🙂

    Sen oralari anlatinca buralarin ne insancil oldugunu düsündüm. Iyi olmaya calisiyor buradakiler, en azindan hocalar ya da ögrenciler. Iyi, kibar, gülümseyen insan olmaya calisiyorlar diyebilirim, ki azimsanmayacak kismi da bunu basariyor asagi yukari.

    Yok, kiskandirmak icin degil, tespitlerimi gelecek nesillere aktarabilmek icin yazdim bunu buraya.

    Saygilar.


  3. çok etkilendim çavdar hanım. sizi en iyi okur seçmeli. sadece bu bloğun değil, blog dünyasının. sıradan okurlar değil bir yıl öncesini, bir hafta öncesini bile hatırlamıyor. (linki de vardı o yazının ama siz hatırlıyor gibi yazmışsınız).

    disk bulunmadı, yeni aldım. çok da garip hala. o bilgisayarda unutsam onu sadece hocalar kullandığından kimse almazdı, oynarken o sırada düşmüş olması da garip olurdu, herhalde duyardım.

    evde fare vardı geçen yıl (onu unutmuşsunuz:), o zamandan beri meydanda yok ama. orası çok karışık, hiç bakmaya bile kalkışmadım.


  4. almanlar ne kadar da duygusuz, sadece kitabına göre yaşayan insanlar diye bilinirler. ne kadar yanlış. her geçişimde düşünüyorum ben de, o insanlar yaşayan insanlar. buradakiler aslında kitaba (o da kapital’in kitabı tabi) göre yaşıyor. her konunun ucu, en kısa tarafından paraya bağlanıyor.
    bence de, kısıtlı tecrübemle, çok daha insancıl almanlar.


  5. Hayır Simon Bey, hayır!
    Blog dünyasının en iyi okuyucusu filan değilim, çok kolaylıkla ve de süratle unuturum. Yine de, tuhaf şekilde bir hatırlama mekanizması da çalışır, zihnimin kıvrımlarında.
    Tabii ki, linke tıkladım ve tekrar okuyunca hatırladım, kayıp DVD faslını. O vakitler The Saint’i okumaya henüz başlamıştım ve o yazı çok hoşuma gitmişti; özellikle de sinema sevgisi nedeniyle…
    Mesele budur.
    🙂


  6. Bu not Teyzen için:
    (İşgal için özür dilerim, ama, mecburen…)
    Şöyle ki;
    TT’ciğim, bloguna girilemez oldu. Sana tıklanınca, bir acayip reklam sitesine atıyor ve öldür allah sana dönülemiyor, yani seni okuyamıyorum.
    Haberin ola, hacklendin filan mı acaba?


  7. Ekmekcikiz,
    öyle mi? cok ilginc.

    Ben de hic bir sorun görünmüyor, Türkiye`den arkadasima kontrol ettirdim, onda da cok normal, herhangi bir reklam cikmadan aciliyormus.

    Simon, sen de dener misin? Sen acinca öyle oluyor mu?
    Neden acaba…


  8. bende de herşey normal. hatta her zamanki reklamlar açılmadı ki bu endişelendirici aslında:)
    o reklamlar biraz egemen olabiliyor. bir süreliğine bir hata ile siteden oraya yöneltilmiş olabilir.


  9. öğrencilere ilişkin yazdıklarınız çok ama çok tanıdık. zaten bu “aa bende de aynısı var” hissi yorum yazma isteği uyandırdı. sanırım her yerdeki öğrenciler aşağı yukarı aynı. ben hem öğrenciyim hem hocayım (böyle demeye dilim bir türlü varmıyor ama derse girdiğime ve öğrenciler “hocam” dediğine göre öyle olmalıyım) kendime bakınca hep çok insaflı, adaletli ve saygılı bir öğrenci görüyorum ama kendi öğrencilerim arasında böylesi yok pek. neyse diyeceğim o ki üzülmeyin 🙂
    bu yorumu postu ilk okuduğumda yazmak istemiş sonra vazgeçmiştim (tüm bu mail adresi göndermeler falan fazla uzunca geliyor bana. baya bir süredir takipte olup,nefis yazılarınıza bir iki lafla katılma isteği duymama rağmen). ama bugün son postunuzu okudum ve başınızdaki kara buluta da üzülmeyin, o da dağılır gider demek istedim…


  10. merhabalar ozi hanım. ben sizi daha önce okumuştum sanki ama tam emin değilim. ama daha çok yazınız.

    teşekkür ederim, ama maalesef öyle değil. sizin mezuniyet töreni yapılan stadyumu olan okulu doğru biliyorsam eğer, bu işi orada da yaptım. orada da canım sıkıldı, haksızlığa uğradığımı düşündüm. ama şimdi ne kadar şanslıymışım o zamanlar diyorum. yanında birsürü hoş şey de yaşadım. TR’deki ve buradaki yaklaşım o kadar farklı ki. orada sokakta bir öğrencinizi görürseniz uzaktan hevesle yanınıza gelir veya en azından sıcakça selamlaşırsınız. burada endişeyle, insani bir temastan korkarak bakarlar, bazen görmemiş gibi geçip gitmeyi tercih ederler. (sonra da arkanızdan birsürü yalan barındıran değerlendirme formu dolduran birileri mutlaka olur).

    bulut, puf olmakta. aslında dertler aynı yerlerinde duruyor. yani bulut orada ama benim içimden birşey onlara -neydi şu çok güçlü elektrik süpürgesi markası…. a, evet, dyson- dyson’la hava üfürüyor. veya arkasından güneş doğuyor, o kara bulut yalnız, yapayalnız.. arkasından o kadar parlak bir ışık gelince ne yapsın? bembeyaz görünüyor.


  11. bir stadyumumuz var ama mezuniyet töreni orada olmuyor. eses maçlarının yapıldığı yerde oluyor. okul tahmininiz tutmadı sanırım 🙂
    aslında evet haklısınız. örneğin, beni görünce oturduğu yerde doğrulan, kendine çeki düzen veren öğrenciler var, sigarasını saklayanını bile gördüm. çok tuhaf (en azından benim için yapılınca) ve gereksiz geliyor ama yine de başka bir yerde rastlanamayacak, içinde kıymetli bir şeyler barındıran farklılıklar bunlar. haksızlık etmeyeyim bizim öğrencilere:)



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s