h1

sittin’ on the dark side of the bay

13 Aralık, 2007

Ω Radikal’de bugün günün sözü: “Yanlışlıklar denizine gömüldüğü halde, umutla bekleyebilen insan ne talihlidir. Goethe.” Genel olarak şanslı biri olduğumun farkındayım.

Sevgi fiziksel birşey değildir. Hiç görmeden de sevilir. Bazen küçük bir an için binlerce mil gidilir.

© Dün gece 1’de telefon çaldı. Ondan az sonra seyredeceğim Coupling’de Jeff kapı çalınca evde ne ötüyor diye aranıyordu. Bir an öyle oldum. A, bu şey ötüyormuş da. Hem de 1’de. Annem, abinin doğumgününü unutma diyor. Annelik böyle birşey işte. Kendi hatırlaman yetmiyor.

≈ Uyumadan önce durduk yerde aklıma sittin’ on the dock of the bay geldi. Yıllar önce bir gün, daha önce Roma’dan dönerken tanıştığım İranlı-Amerikalı bir oğlan, İtalyan sevgilisi ve Amerikalı arkadaşıyla içmeye gitmiştik. İlkinin sevgilisinin doğumgünüydü. Küçük kasabalarındaki barda çalan gruptan şarkılar istiyorduk. Bu şarkıyı söyledi Amerikalı oğlan, ben de sesimizi duyurmak için tekrarlarken hatalı söyledim. Tam hatırlamıyorum, ama komik olmuştu, alay ettiler. Zaten öyle hayal meyal bildiğim birşeydi. Hatta ondan sonra uzun yıllar da sittin’ on the dark side of the bay diye biliyordum. Dün gece de oradan aklıma geldi. Körfezin karanlık yerinde durduğunda en ışıltılı yüzünü görebilirsin.
Bu kadar bilgece değilmiş belki şarkı ama pastoral, hikayesiyse trajik. Otis Redding şarkıyı kaydettikten 3 gün sonra uçak kazasında ölüyor. Şarkı ölümünden sonra çıkıyor ve soul müziğin başyapıtı oluyor. San Fran. körfezinde bir tekne evde yaşarken yazmış. Bu videoyu da tam evinin olduğu yerlerde çekmişler.

Neyse, ne diycem, bazen karanlıkta kalsanız bile ışıltılı bir gelecek kurmak (kafada ve gerçekte) o kadar da zor diildir. (Goethe tam bunu dememişti, biliyorum ama..). skör sana söylüyom, ben de bi zahmet kendime anlayayım.

Reklamlar

2 yorum

  1. Ama insan içinde bulunduğu durumu hayatının geneline yayar ya işte. O karanlık sanki doğduğundan beri seni içine almıştır ve ışıltının ne olduğunu unutursun. Sorarsın kendi kendine; “ışıltılı, güzel günler diye bir şey var mı?”. İşte tam da bu noktada artık onun varlığından çok yokluğunu ispatlamaya çalışırsın kendine. Böyle bir şey işte.

    Tabii ki “her şey geçecek”. Tıpkı gecenin sabaha varması gibi. Ama bu durum karanlıktan korkmamıza engel olamıyor işte.


  2. çok haklısın. özellikle kendine bir durumu ispatlamaya çalışma kısmında. sanırım o sırada ‘güzel günlerde’, ve asıl, çok sebebi olmadan, arada elinden kayıp gitmiş şeylerin katkısı olmadan yaşanmış güzel günlerde nasıl hissettiğini, hayatın nasıl göründüğünü hatırlamak gerek. belki biraz farkettirir.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s