h1

bir aşk filmine ortasından başlamak

25 Aralık, 2007

Valeria (ne güzel ismi var, malaria’ya fazla benzese de) çok çekingen, durgun, genç ve çok güzel bir yüzü var. Birkaç yıl önce kaybettiği -herhalde ünlü- kocasının hayatını yazan Flavia’ya asistanlık yapıyor. Flavia’nın da ismi güzel, ama kendi çok soğuk. Çok ciddi. Massimo Flavia’nın sevgilisi ve ben açtığımda doğumgününde onu arkadaşlarıyla yemeğe götürmek için eve geliyor. Flavia, Massimo’nun getirdiği çiçeği “özür dilemek için sana getirmiş” diyerek o sırada hala çalışan Valeria’ya veriyor. Birara yalnız kaldıklarında “aslında seni anlıyorum” diyor Massimo, “Ben de çekingenim. Pek kendimi anlatmam. Anlayacak biri olmadıkça. O zaman insan kendine bile anlatmadığı şeyleri anlatıyor. “Hiç başınıza geldi mi?” diye soruyor Valeria. Hayır diyor Massimo. O sırada içeriden Flavia geliyor, çıkıyorlar. Ne konuştuklarını Geldiklerinde Valeria işi bitirmiş ve orada uyuyakalmış. Üzerini örtüyorlar.
Sabah kalktığında iki kadını da çıkmış buluyor Massimo. Ekrandan Flavia’nın yazdırdıklarını okuyor kocası hakkında.

img_0545.jpg
Birkaç gün sonra bir arkadaşlarının düğünü için 2-3 günlüğüne Viterbo’ya gideceklerini söylüyor Flavia, Valeria’ya. Düğün sırasında Valeria da orada, uzaktan onları seyrediyor. Bir sabah pencereden bakarken Valeria’yı görür gibi oluyor Massimo.
Bu sırada bir ev arıyor Massimo. Flavia ile beraber taşınmak istiyor. Böyle iyiyim ben diyor Flavia. İlişkileri yavaş yavaş çözülüyor.
Flavia biraz üsteliyor. Konsere götürmek için evine geliyor Massimo’nun şık şık. Massimo meşgulüm diyor. Valeria’yı arıyor Flavia, biz konsere gidiyoruz Massimo’yla, sen de gel diyor. Numarasını çekiyor. Gidiyorlar, ama Valeria görünmüyor. Massimo konsere girmek istemezken Flavia’nın ısrarıyla giriyorlar.

img_0596-2.jpg
Flavia’nın evinin karşısındaki barda bekliyor Massimo. Binadan Valeria çıkıyor. Hemen az ilerideki otobüs durağına geliyor. Seyrediyor Massimo. Otobüs geliyor. Otobüs gidiyor, Valeria hala orada. Karşıya geçiyor, bara girip sakız alıyor. Dönerken sesleniyor Massimo. Şaşırıyor Valeria. Oturuyor. Çalışmanızın bitmesini bekliyordum, 3-7 arası çalışıyorsunuz diyor Massimo. Saat 7:30 diyor Valeria. Fazla mesai yapmışsınız diyor Massimo. Bugün bir değişiklik vardı, senin telefonun yoktu. Neden aramadın diyor Valeria. Massimo ne diyor hatırlamıyorum. Gitmeliyim deyip kalkıyor Valeria, Massimo da onunla kalkıyor.

img_0600-2.jpg
Durakta Valeria’nın nerede oturduğunu konuşuyorlar. Ev aradığını anlatıyor Massimo. Daha önce Torino’da oturduğunu, şehri sevmese de orada iyi hissettiğini söylüyor. Başka birşey diyemeden otobüs geliyor, Valeria hemen biniyor önden. Otobüs hareket etmek üzereyken Massimo da atlayıp biniyor orta kapıdan. Bazen nereye gittiğini bilmemek iyi birşey, diyor, bu otobüs nasılsa beni bir yere götürür. Oturuyorlar. Biz Flavia ile ayrıldık diyor. Belki geçici birşeydir diyor Valeria. Hayır, bunun böyle olacağını biliyorduk diyor Massimo. Sonra da bugün beklediğim sendin, diyor. Birkaç gündür bekliyorum ama cesaret edemedim. Bugün bir an önce o otobüse binmeni istemiştim. Niye böyle yaptığımı bilmiyorum. O anda kız kaçar gibi iniyor otobüsten. Adam da peşinden geliyor.
– Valeria, bekle, seni kırdıysam bunları duymamışsın varsay. Bu saçma biliyorum. Beni tanımıyorsun ama inan bana…
O anda Valeri birden başını adamın göğsüne kapatıp ağlamaya başlıyor. Çok çirkin o sırada ama hep beklediğimiz sahne o değil mi.. Adam sarılıyor kıza. Hayır bakma, yalvarırım, diyor. 1-2 dk. sonra kaldırıyor başını. Başka birşey söyleme lütfen, ne cevap vereceğimi bilemem, diyor, ve gidiyor. Sonrasında metro girişindeki merdivenlerde yağmur altında oturduğunu görüyoruz.

img_0602.jpg
Sonraki gün saat 3’e doğru Massimo bara gelip sabırsızlıkla bekliyor. Valeria da o barda, köşede oturuyor. Bar, onların deyimiyle bar, aslında kafe diyelim. Ama köşede kalıyor Valeria, onu seyrediyor. Bir süre herhalde kızı bekleyip binaya giriyor Massimo. İçeride Flavia Valeria’yı bekliyor ama kız gelmiyor. Kapının altından atılmış bir zarf buluyor. Valeria “bunu ona da anlatabilirdim ama sanırım sen anlayabilirsin” diyor. “Torino’ya dönüyorum, Massimo’nun da geldiği yere. İkinizin arasına girmeye çalıştım ama bu sırada kendi hayatım kalmadı. Suyun içinde yüzüyorum, ne dibe çökebiliyorum ne yüzeye çıkabiliyorum”.
Massimo kapıyı çalıp oradaki bir takım elbisesini istiyor. Valeria’nın çalıştığı odaya bakıyor, yok, soruyor. Bir süre ara verdim kitaba, başka bir iş buldu sanırım diyor Flavia. Hiçbir zaman iyi yalan söyleyemezsin diyor Massimo. Kapının önünde çok ‘bitmiş’ bir şekilde ayrılıyorlar.
Son sahnede Valeria trende gidiyor, burnu kırmızı.

img_0621.jpg
Filmin 3-4 saat sonraki tekrarında biraz evvel seyretmediğim ama gazete özetinde okuduğum kısmı seyrediyorum. Valeria, odasının penceresinden Massimo’yu seyrediyor düzenli. Birgün evin önünde hasta kedisini götürmek için taksi bulmasını sağlıyor. Bir konferanstaki sunumu için mütercim tercümanlık yapıyor, hep uzaktan, tanışmadan. “Bildiğimiz depresyon ile öznel mutsuzluk’u ayıredebilmeliyiz” diyor Massimo konferansta.
Birsüre sonra karşı evin pencereleri kapanıyor ve öyle kalıyor. Roma’ya gittiğini öğrenince birsüre sonra kendisini tren istansyonunda buluyor ve peşinden Roma’ya gidiyor.Valeria’nın hayatına girmek için o kadar uğraştığı adam kendisine aşık olunca çekip gitmesi çok ilginçti. Ama benim çok iyi anlayabilmem gerek onu. Bir insanın yapması gereken en önemli şey, kendi hayatını yaşamaktır.

Reklamlar

2 yorum

  1. Hımm, yasaklarla uğraşmak zorunda kaldığına göre, tatili güzide memleketimizde geçiriyorsun. ?
    🙂


  2. evet, güzide, memleket, yasak, vs…



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s