h1

Vanessa Redrave ve arkadaş kelimesinin barındırdıkları

22 Mart, 2008

Ben bu filmi daha önce görmüştüm sanki. Ama bu bulanıklığa bakılırsa yeterince keyfine varamamışım. Bazen, sürükleyici birşey istediği zaman yumuşak ve güzel birşeyin yeterince değerini bilemiyor insan (aynısı, karşı cins için de geçerli).

Vanessa Redgrave 80’lerin ortasında, bir kasabada sevilen, orta yaşlı bir edebiyat öğretmeni. Bir akşam dostlarını yalnız yaşadığı köy evine yemeğe çağırır. İki çift, Judi Dench, Ian Holm; Tom Wilkinson ve Marjorie Yates (tanımıyorum). Kapıda onlara yabancı bir adam da katılır. Onlar Redgrave’in arkadaşı sanar, o da gelenlerin. Yemekte çeşitli konular geçer, mesela birara Ian Holm “bu kadın (Thatcher olmalı) kesin geçmişinde olan birşeyden intikam alıyor” diye anlatır. Genç yabancı adam (o da Notting Hill’deki Charles’ın (Hü Grant) arkadaşlarından biri, sakat kadınla evli olan) fazla konuşmaz.

Sonraki gün tekrar gelir adam Vanessa Redgrave’in evine. Kimseyi tanımadan yemeğe katıldığını anlatır. Regrave şaşırmışken cebinden bir silah çıkarır ve intihar eder.

Sonrası bu olay üzerinedir. Şoku atlatmaya çalışan Redgrave ve yanında olmaya çalışan arkadaşları, geçmişinde sevdiği adamla olan trajik hikayeleri, olaya aklını takmış olan dedektif. Bir de cenazeden sonra Redgrave’i ziyaret eden ve gitmeyen, intihar eden genç adamın obsesif biçimde takıldığı umursamaz tavırlı bir kız. Ona niye takıldığını anlıyorum, o kızda öyle birşeyler var, der Redgrave.

Bir sahnede Judi Dench ve kocası Ian Holm ziyarete gelirler Regrave’i olaydan sonraki gün. Gazeteli birşey geçer, getirmelerini beklemiştir sanırım Redgrave, “gazete yoktu, bugün grevdelermiş” der Judi Dench. Kocasının koltuğunun altındaki gazeteyi görür Redgrave. Ben de filmlerde en çok bundan hoşlanırım.

İşte o Notting Hill’de de en hoş olan, Julia Roberts’ın Charles’a ilan-ı aşk etmesinden çok, Charles’ın bunu arkadaşlarına anlattığı sahne değil midir? (zaten anlatılmayacak olsa ne anlamı kalır?). -Biraz evvel rastladığım o sahnede– Charles ona hayır dedikten ve Julia Roberts gittikten sonra arkadaşlarını aramıştır, hepsi, 6’sı birden toplanırlar hemen. Ona doğru yapmışsın demeye çalışırlar, inanmasalar da. Julia Roberts’ın getirdiği Chagal da orada durur.

P. Mağden de buna benzer birşeylerden bahsediyordu geçen gün (en anlamlı yazılarından birinde): “Hayatınıza yeni ve lüzumsuz insanlar dadanıyor. Ortak geçmişiniz ve hiçbir şeyiniz olmayan insanlar. Sizi tanımayan; tanımasına imkân ve ihtimal olmayan insanlar. Bence bir insanın hayatına ‘bir yaştan sonra’ yeni insan girmesi, inanılmaz güç. Bir kere yeni insana açık değilsin. Hikâyen çok uzun. Hangi parçasını ele versen, diğerlerinde gizlisin. Benim hayatımın eksenini 7 yaşından 17 yaşına kadar tanıştığım kadın arkadaşlarım oluşturuyor. Onlar benim ruhumun içini dışını bilir. Ben ne dediğimde ne kastediyorum, bilirler ezbere. Ben onları bilirim: Avucumun içi gibi.”
O zaman ne kötü.

Ayrıca, filmden: “yalnız yalnızı tanır”,
“yalnız hissetmek istemiyorsan evlenme”.

Reklamlar

7 yorum

  1. kırpıp kırpıp oku. öyle bir yazı olmuş perihan ablanınki.


  2. yıllar önce bir kere daha bu ‘temizleyin dolapta fazladan yer kaplayan arkadaşları’ yazısı yazmıştı p. mağden, onu da pek beğenmiştim.
    ben de çok da düşünmeden içimden gelerek hep öyle yaparım. yapamadığımda kötü hissederim zaten.


  3. yalnız, gariptir, alttaki yazıyı yazdım, man trouble geçti, sonraki gün tv’deydi.
    bu filmi seyrettim, şu adam notting hill’deki adam değil mi dedim, sonraki gün tv’deydi.


  4. Bu nasıl bir önsezi ve biliciliktir, böyle? Bravvo!

    Arasın bulsunlar diye filmin adını yazmamışsın, eh ben de aradım. Meğer, o yıllarda görmeyi çok istememe rağmen bir türlü rast düşmeyen Wetherby imiş. Yönetmeni David Hare’nin senaryolarını yazdığı Plenty, Damage ve The Hours sevdiğim filmlerdir. Neyse, belki TV de biryerde oynar, görürüm.


  5. ne diyeyim, tebrik ederim çavdar hanım. filmi bulduğunuz için değil (arasınlar diye değildi tamam, amaç film tanıtımı olmadığı için gerek görmedim), 85’teki filmi ve görmek istediğinizi hatırladığınız için. yönetmenini de o zaman biliyor muydunuz, o yeni bilgi mi?

    bu, garip tesadüfler silsilesi sürüyor. kocaeli’ni kirleten cargill’le ilgili birşey yazmayı kuruyordum kafamda. şirketin adı neydi ca.. car.. carhill derken 5 dk. sonra reklamı çıktı.


  6. Yönetmeni o zamandan bilmiyordum, yeni bilgi. Filmi, muhtemelen o sıralarda gösterildiği bir festival vb. bir nedenle okumuş ve oyuncuları nedeniyle merak etmiştim. Sonra bulunca, “aa, o film” dedim.

    Cargill hazretleri Kocaeli’ni de kirletiyor mu, bilmiyorum. Bildiğim, Orhangazi tarafındaki fabrika nedeniyle İznik gölünü ciddi olarak tehdit ediyordu; çok mücadele oldu.


  7. evet, iznik’i izmit’e taşıyan benim. sanırım devam ediyor da kirletmeye.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s