h1

FFFFF ve dünyanın bütün F’leri

31 Mart, 2008

Kendime bir iyilik yapmaya karar verdim (çok çeviri durdu bu cümle, ama diil). Önümüzdeki günleri, haftayı, belki haftaları film festivali ilan ettim. Yok, neymiş efendim, İstanbul’da dünya çapında bir Film Festivali (FF) varmış, şu kadar film oynayacakmış, beyazperdenin en güzel kadınlarından (valla da öyledir) Claudia Cardinale gelecekmiş, şu bu…

Hangi sevdiğim haber sitesini açsam festivalde kaçırılmayacak 50 film listesi, hangi blogu açsak festival biletleri… hepsi böle gözümüze gözümüze sokuyorlar. Sonra filmlere gittikçe de ballandıra ballandıra anlatacaklar. Geldim geleli yılın bu dönemi matem içinde geçiyor, siyahlar giyiyorum, kültür sanat sayfalarından sakınıyorum. Kazara bir Pasolini haberine denk gelirsem paso ağlıyorum, başka bir yerde Miyazaki diyor, gitmek istesem gidilmez ki diyorum, Fassbinder’de fessupenellah çekiyorum.

Ama bu yıl nisan’ın sonundaki kendi kıçıkırık festivalimizi beklemek yerine kendi festivalimi ilan ettim. Vizyondaki, o da yetmez televizyondaki tüm filmler benim listem. Festival 10 sinema ve 8 kültür merkezi-müzenin yaklaşık 90 salonunda oynuyor. Film sayısı artık dağıtımcı firmalar ne bahşettiyse. Süresi, keyfim sürdükçe.

Cuma gündüz 4’lü bir şeyde ilk filmime gittim. Böyle gündüz sinemaya gitmeyeli 1-2 yıl olmuştur. O da tek gösterimler filan olduğunda. Festival de akşam seanlarında oluyor çünkü.

Salona girdiğimde filmin başlamasına 15 dk. vardı. Bu cümlenin bana pek uymadığını farketmiş olmanız gerekiyor. Gitmekte olduğum sinemaya geç kaldığımı farkedince daha yakındaki bir tanesine yöneldim, o da şanseseri yarım saat erkenmiş.

Ben hep gittiğim gecenin son seanslarında toplam 20’den fazla kişi olmamasına alışkınım. Haftaiçi gündüz saatinde de kimse yoktur diyordum. Hele 15 dk. kala pek kimseyi görmeyi beklemiyordum. Oysa salon 3’te, 4’te bir doluydu. Hep de +60. O mahalle zengin mahalle, hepten beyaz. Zengin emekliler yapacak hiç işleri olmadığından çıkıp sinemaya gelmiş yarım saat erkenden. Ama sinemada başkaları cehennemdir (bu sözü ‘şoförler de okur’ diyen Ali’den duydum, arka koltuktaki Nisan’a söylüyordu).

Film başladı ama ben rahatsızdım. Sol arka köşeden bir adam acaip gürültülü popcorn yiyordu. Sinemada popcorn yiyenlerin o popcornları nefes borularına doğru gönderecek bir tim kurayım istiyorum. Sonra sağ çapraza da başka bir yaşlı adam geldi, sürekli de kıpraşıp duruyordu. Sol arkadakinin popcornu bitti, diğerinin kıpraşması bitmedi. Ben de filmin ilk yarım saatini çıkıp gitsem mi diye geçirdim. Saatin de etkisiyle tam giremedim bir türlü filme. Baştan çıkınca da paranı geri veriyorlar hatta. Ama çok güzeldi hikaye. Öyle kararsızlıkla gidemedim. Gideceğime arkaya geçeyim bari dedim, en arkadan bir arkaya oturdum. Bu sefer de projeksiyon gürültüsü vardı ama olsun.

Film, üstelik yakında size yakın bir sinemaya gelmeyeceğinden, hele festivalde filan da oynamayacağından nasıl bir zevkle izledim anlatamam. İsmini de verip ballandıra ballandıra anlatacaktım. Ama gördüm ki maalesef aynı gün TR’de de vizyona girmiş. Tüm hevesim kaçtı. Neyse, festival uzun.

Reklamlar

10 yorum

  1. Lütfen anlat, lütfen!
    Hangi film?

    Ayrıca, madem sinir basıyor anlatmayız biz de…
    🙂


  2. Festival filmlerini kastettim “anlatmayız” derken, bakalım çenemi tutabilecek miyim?


  3. olur mu öyle şey, çavdar hanım, siz anlatın istediğiniz gibi. o yazıları pas geçerim, olur biter.

    ben de ali-nisan pasıma cevap verirsiniz diyordum.
    (filmi söylemem.)


  4. Ne zaman sinemaya gitmisti onlar? hatirlamiyorum.

    Aslinda ödül falan koysaydin filmi bulmaca oynardik. Böyle bos bos hevesim olmaz. 🙂


  5. ali ile nisan mı? gitmediler. ali insanlardan uzaklaşmak istediğini söyleyen nisan’a “başkaları cehennemdir” dedi. nisan da sartre dedi. okudunuz demek, diye ekledi. e, şoförler de okur, dedi ali. duydum dediğim bu sahneydi, sözü sinemaya uyarlayan benim.
    (sözü biliyordum ama şoför olmadığımdan sartre okumadım).

    buldurma buldurmaca meselesi değildi. ama çok istiyorsan cuma günki gazetelerde vizyona giren filmlerden bahsediyordur. gerçi sen istanbul’da değilsin, sana söylemekte mahsur yok. siz de kesin oynamıştır yakınlarda (al sana ipucu).
    sonra sen dizi seyretmezsin sanıyordum?


  6. In the Valley of Elah mı?
    The Counterfeiters mı?
    Romulus, My Father mı?
    Şunun için soruyorum: 1.sini gördüm zaten, 2. ve 3. den biri arasında tercih yapmak gerekiyor, (zaman yok!) senin gördüğün ve ballandıracağın hangisiydi?

    Bıçak Sırtı’nın suyu çıktı bence ve “o” diyaloglar bende sahici duygusu uyandırmadı. O nedenle pas geçmişim. Haa, pas geçmek deyince, ben olsam festival filmi yazılarını pas geçmezdim. 🙂


  7. yabancı film oscarını alanlar iyidir.
    festival filmi yazılarını pas geçmek sağlık gereği.


  8. bence bıçak sırtı, tüm dikkatimle izlediğim tek dizidir. oyunculuktur, nispeten iyi senaryodur. nisan, “atalarının ruhlarıyla yaşama zorunluluğunu” tasvir etmiştir o sahnede. “sartre” derken bir bakışı vardır ali’ye, “ağlayasım vardı ama birden o entelektüel kodlarınla dikkatimi çektin, aferim şoför, siz de dizinin ilerleyen bölümlerine damgasını vuracak bir aşk seziyor musunuz?” diye düşündürtse de birilerine, kalbur üstüdür. ali neyse de, nisan’a laf yoktur. mimikleriyle rol kesen, kocaman gözlü bir kadındır ve kendisinden hiç ummadığım, güzel bir şeyler sergilemektedir. aynı nisan evlilik için “bir aşk hâli” demiştir, örneğin.
    evet, yazıyı okudum, evet festival güzeldir, ama içimden bıçak sırtı geliyor.


  9. uzun zamandır bir bıçak sırtı şeyetçem.


  10. dizinin sonu acıklıymış, izlemedim yarısından sonra. farklı bi iş yaptı selim demirdelen ve ekibi. buruğum.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s