h1

wholefoods derken paranteziçiyle atışma

27 Mayıs, 2008

Eğer birgün buradan gidersem (ah nerede, vah nerede) özleyeceğim şeylerin başında whole foods geliyor. Ben ki real’de veya büyük tansaş’larda alışveriş etmeyi bile severim, whole foods’ta dolaşmayı pek seviyorum. Meyve-sebze reyonu için rengarenk, sergi salonu, oyun bahçesi gibi birşeyler demişti ev arkadaşım. Herşey taze, aralarda minik havuçlar, tatlı ve mayhoş rengarenk minik biberler gibi atraksiyonlar var. Ama 1 ve en önemlisi, meyve yok ülkede. 2, bazı fiyatlara alışmak mümkün değil. Domatesin tekine 1 ytl’den fazla verdiğime hala inanamıyorum. Domatesin fiyatını düşünmezsin normalde, alırsın gerektikçe kullanırsın. Yok, burada tek tek düşünüyorum bazen, gerçekten gerekli mi şimdi domates gibi. Elma da benzer. O yüzden buradan ayrılırsam (ah nerede vah nerede, nerede unuttum kalbimi bilmem, ah nerede…) bir dakika ya, birşey anlatıyorum; en çok özleyeceğim kısım o değil de galiba peynir kısmı. Yani birgün buradan gidersem (ah nerede vah nerede, kalbimi verdim onda kaldı, ah nerede vah nerede, ödünç demiştim, rehin aldı…) 70’ler çağırıyor, dayanamıyorum, gitmeliyim, sonra devam ederiz artık.

nerde bıraktım kalbimi bilmem
ah nerede vah nerede
nerde unuttum kalbimi acaba
ah nerede vah nerede
bir bulabilsem ah nerede

daha dün şuradaydı
bir de baktım yok yerinde
ah nerede vah nerede


kimde unuttum kalbimi bilmem
ah nerede vah nerede

kimlere sorsam nerelere baksam
ah nerede vah nerede
bir bilen olsa ah nerede

taşıdım ben hammal gibi kalbimi bunca sene
tam ona muhtaç olunca çekmiş gitmiş nerede
neredeeee neredeee neredeeee

kalbimi verdim onda kaldı
ah nerede vah nerede
ödünç demiştim rehin aldı

ah nerede vah nerede

sevgilim al kalbimi derken
bir de baktım yok ki yerinde
ah nerede vah nerede
bir bulan olsa ah nerede

kimse bulan kimse alan
alsa götürse ah beni de

taşıdım ben kalbimi hammal gibi bunca sene
şimdi o aldı hem de oturdu üstüne

üstüneeee neredeeee neredeeeee

Reklamlar

8 yorum

  1. 🙂 eski türk müzikli filmlerin hepsine bayılırım. zaplarken rastlayınca takılır kalırım. bir zeynep değirmencioğlu’nunkiler hariç:( nedense bir ona dayanamıyorum.
    seninki kadar anlamlı sözleri olan bir şey gelmedi de okurken aklıma şu geldi:
    tamba tumba
    esmer bomba

    biliniz kim oynuyor afrika yerlileri kıyafetleriyle?
    türkan şoray…
    hatırladınız mı?


  2. O fotoğraflar Ah Nerede Vah Nerede filminden değil bir kere! Bütün çocukların bir örnek giyindiği Do Bir külah Dondurma isimli filmden.


  3. zeynep değirmencioğlu’na hayranımdır ben bir kere. bayılırım. biterim. o yüzden yanlış mekan yanlış yorum:)

    türkan tam bombadır o filmde. sözler çok iyi gider kendisine:)


  4. e, filmden değil, biliyorum. ah nerede filmi yazıdaki linkte zaten. önemli olan şarkının havasına uygun mu diil mi?


  5. ah o peynirler, ah o şarap reyonu….
    ama burada domatesin, hem de en güzelinin, en kokulusunun kilosu 1.5 ytl. domatese 10 dolar vermişliğim var, en fazla iki kilodur o da. acısı hala içimde.


  6. iki kilo 10 dolar çok ucuzmuş bizim fiyatlara göre. iki kilo yerine iki pound (yani bir kilo olmasin)? geçenlerde üretenlerin sattığı bir yerden aldım (yol ortasında iki masa, adı üretici panayırı). tadı çok iyiydi, pound’u 5 kaat. yani kilosu 13.75 ytl.

    bir de bugün kayısı vardı whole foods’ta. aklında bile geçirme dedim kendime. denemişliğim var öyle şeyleri.


  7. evet evet 4 pound eder benim dediğim ki biraz fazla olmuş. biraz güzel domatesin poundu normal marketlerde 3 dolardan aşağı değildi,hele wholefoodsda daha fazla, 10 dolara da ancak işte 3 pound falan alınır herhalde, o da 1.5 kilo yapıyor. farmer’s marketler çok daha pahalı tabi. anlamsız. lokal yetiştiriciden alıyorsun, ulaşım ücreti yok, daha makul olması gerek fiyatın.

    meyvelerin görüntüsü çok güzel oluyor, insan kanıyor, ama tat plastik. kayısı burda yeni yeni çıkıyor. kiraz da öyle. şimdilerde çilek ve yeni dünya çok güzel. sen buraya sakla iştahını.

    wholefoodsdaki o sabunlara, organik kremlere falan bayılıyordum ben. almadım hiç, o ayrı. yani orda doğal yaşamak için zengin olmak gerekiyor resmen.


  8. Barış Manço’nun ilk şarkıları, derken Füsun Önal’ın genç kızlık şarkıları…
    Hımm, sırada ne var?
    🙂

    Not: Ayşecik’i seslendiren sanatçının içli ve ağlama hissi veren sesi nedeniyle, şimdiki zamanda ben de rastladıkça kaçıyorum. Eskiden ağlaya ağlaya seyrederdim, oysa.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s