h1

Uçak Sırtı

4 Haziran, 2008

Hırsız-Polis’le yazarlarımız aynı der gibi, tamamen aynı denklem (plot): İki adam ve bir kadın. Adamlardan biri oturaklı, güçlü, kadınla bir geçmişleri var, kadını saplantıyla seviyor, ama kadın istemiyor. Diğer adamla çalkantılı bir ilişki, gel-git sonucu birbirlerini seviyorlar. O adam harbici, güvenilir, işinde iyi. Sevdi mi tam seviyor, sildi mi bir kalemde. Kıskanç da. Genç yaşta yaptığı ilk evliliği onun hiç katkısı olmadan bitmek durumunda kalmış. Kadın, orijinal ve hoş bir isme sahip (Mai ve Nisan), çok naif, çok doğal. Daha önce hiç sevmemiş (Nisan bile böyle dedi geçen bölümde), duygusal olarak dokunulmamış yani. Kadının çok düşkün olduğu çocuğu veya yeğenleri var. Şimdiye dek tek aşkı oymuş-onlarmış.

Oturaklı adam çok güvenilir değil. Daha önce çeşitli yalanlar söylemiş, birilerini kaçırmış. Ama şimdi harbici. Asıl kötü başkaları, o da, o kötülere karşı ‘bizim çifte’ yardımcı oluyor, bir yandan isteye, bir yandan istemeye.

Ana temalardan biri, babalık. Oturaklı adamın babasıyla zor bir ilişkileri olmuş hep. Hep kendini kabul ettirmeye, sevdirmeye uğraşmış. Babalar kaybolmuş, kimsesiz kalmış. Aksak babasını Darülaceze’de bulurken Ali’nin babası da Manisa Kimsesizler Evi’nde bulunuyor. İkisi de pek kendinde değil, ikisi de çocuk gibi iyimser, ikisi de yardıma muhtaç.

İlk dizide ailenin babası sonradan ortaya çıkıyor, DNA testleri filan. İkincide de esas konu babalığa oturuyor, Ali çocuğun babası mı diye DNA testleri.

Babalık filan bu kadar öndeyken annelik çok daha geride kalıyor. İlkinde ailenin annesi ölmüş. İkincide de Ali’nin annesinden haber yok. Mavi’nin eltisi, yeğenlerinin annesi silik bir rolde kalırken Ertuğrul ailesinin annesi de silik bir rolde gelip geçiyor (ölüyor).

Ayrıca, iki dizide de yan öykülerde orta yaşlı çiftler oluşuyor, bir yandan da genç çiftler oluşuyor (ikisinde de kızkardeşin ilişkileri).

Bir de tabi, başlangıçtan benziyor iki dizi. İkisinde de sakince akan ve ismi anılan kişilerle ilgili objelere yakın plan yapılan, özenli, hoş jenerikler. Sevgili Ümit Kıvanç çekmiş ikisini de.

Ayrıca, güçlü adamı oynayan iki adam da çok iyi oynuyor. Fikret Kuşkan -her zamanki gibi- çok iyi, Uğur Yücel zaten tüm zamanların en iyi dizi performansına aday. İki dizinin paylaştığı tek oyuncu İpek Bilginse kötü bence saraylı kadın rolünde.

Ama tabi, Hırsız Polis’in özelliği yanında Bıçak Sırtı sadece seyrettiriyor. İyi, ama o kadar. Hırsız Polis’in pek keyifli ve içaçıcı zenginliği yanında büyük bir ağırlık çöktürüyor insanın üstüne. Hafifletsin diye konan yan hikayeler (Erkan Can’ın aşkı) o ağırlığı hafifletemiyor. Hayri Bey’in “sen bana iyi geliyorsun” demesi yok, ömre bedel Yakup Abi yok, ondan laf yiyen Jilet yok.

Yine de hoş bir iki sahne:

§ Oğlunun Orhan Ertuğrul’u ilişkisi konusunda sıkıştırdığı sahne: – Siz piyano öğretmenimle sevgili misiniz? – Bir isim koymasak?

§ Ali ile Nisan’ın gizli evliliklerinden sonra gittikleri taverna. Sonra da sabah evde Çiçek’e yakalanmaları.

§ a, bir de Mehmet Ertuğrul’un yerdeki uyku tulumunun üzerine uzanıp boya yapan Çiçek’i seyretmesi hoş bir fanteziydi.

___________________________________

(pek önemli not: henüz son bölümü seyretmedim, ona göre yani. sonu hüzünlü demişti kristensen, onda da Aksak’ın ölümü benzeri birşeyler olursa şaşırmam. zor görünen çözümü böyle basitleştiriyor bu yazar iki kadın. gerçi öyleyse de en iyisi seyredip şaşırmamak.)

Reklamlar

5 yorum

  1. 🙂
    Tamam, peki sonunu söylemeyeyim.
    Bence, sonu hüzünlü değildi; aceleye getirip biraz yalapşap yapmışlardı. Bu muydu yani dedim.

    Bir de kasten mi yazdın acaba?
    Çiçek değil o, Güneş!


  2. doğru ya, Güneş. ama öyle kalsın şimdi. yoksa değiştirince yorum sakil kalır:)
    ama çok benziyor di mi iki isim? yani bence öyle.


  3. türkçe tivi görmeyeli uzuuun zaman oldu :/


  4. mehmet. 🙂


  5. ben izlemedim son bölümü, hüzünlü gibi geldi özetini izleyince. o hüznü gereksiz buldum, senaryonun farklı bir son gerektirdiğini düşünüyordum çünkü. o yüzden radikal bir karar alarak son bölümü izlemeyi erteleme kararı aldım ama hiç öyle kararlara filan gerek yokmuş, bir arkadaşıma anlattırdım. kesinlikle aceleye gelmiş bir son.

    -bundan sonrası spoiler, istersen izledikten sonra oku-

    dizinin ilk bölümünden itibaren herkesi saran “çocuğumuz murat bunu öğrenirse maffoluruz, biteriz, hepimizi reddeder, amanın” korkularını bertaraf edivermişler. korkuların boş olduğunun açığa çıkması gibi bir ustalıkla değil hem. kendi yazdıkları şeyle çelişerek yapmışlar bunu. hiç içime sinmedi. nisan ve orhan için izliyordum zaten. erken bitti dizi, reyting telaşından nefret etme sebebidir bu da.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s