h1

Ay çıktığı zaman güzelliği katedrallerden aşağı atarlar, cam gibi cam gibi.

27 Haziran, 2008

Pazara ilk girişimde gözlerim kamaştı. Renk cümbüşü, insan cümbüşü. Pazarı görmeyeli bir yıla yakın olmuş, Aralık’ta bi anlaşmazlık vardı pazarcılarla belediye arasında, açmamışlardı.
Müze gezer gibi geziyorum ben pazarı, etnografya mübarek. Nasıl steril bir hayat yaşamışım aylarca, gereksiz gereksiz.

Bir süre sonra tekrar gözlerim kamaştı pazarda. Ama göz kamaştıran, deniz tarafındaki olmadık bir çıkıştan çıkıp (kimse çıkmaz o taraftan) sonra da arabalar arasında sırra kadem bastı. Sırra kadem basanlar hep en güzelleri oluyor.

Ω Ω Ω Ω Ω

Orada o kadar yıl görmediğim miktarda uzun saçlı erkek gördüm birkaç günde sokakta. Ve küpe, ve düzensiz karışık saçlar, küpe, ve benzeri birçok şey. Oradaki hayatın sterilliğinin, yapaylığının (hatta neredeyse toplumsal faşizan bir düzenin) daha iyi bir sembolü olabilir mi?

Migros:
– Bu peyniri iade edeceğim.
– Tarihi mi eskiymiş?
– Yok, tarihi yeni de bayatlamış. Rengi resmen gri.
– Belki özelliği odur.
– Hiç sanmıyorum. Zaten adı beyaz peynir. Taahhütlerini tutmamış oluyorlar böylece. Gri peynir demiş olsalardı, neyse.
– Tamam, ürünle kasiyere söyleyin.
– Hangi ürünle?
– Alacağınız ürünle.
– Ürün mü alacağım?
– Almayacak mısınız?
– İyi, alayım.

Praktiker:
– O arabayla giremezsiniz.
– Carrefour arabalarını sevmiyor musunuz?
Güler güvenlikçi.

Banka:
– Annemin kredi kartı ödemesi. İsim şu bu.
– Baba adı ne?
– Bilmiyorum.
– Dedenizin ismini bilmiyor musunuz?
– Bilmiyorum. Burada ailevi meselelere mi gireceğiz? Hiç görmedim ki.
– Doğum yılı?
– Eski bir tarih.
– Burada eski bir tarih -2 diyor.
– Olabilir, büyük gösterilmiş nüfusta, eski zamanlar bunlar.
– Başkasıyla karışmasın diye soruyorum.
– İnanın bizim soyadımızdan başka yoktur.
– Burada birçok çıktı.
– Annemin adı soyadından başka olamaz, merak etmeyin. Diğerleri de bizim ailedendir.

Diğer banka:
– İnternet şifresi alabilir miyim?
– Telefondan müşteri hizmetlerini arayın.
– Aradım, bankadan alın dediler.
– 2 kimliğiniz var mı?
– 1 kimliğim var.
– 2 kimliğiniz olmadan veremeyiz.
– 1 kimliğin nesi yetmiyor?
– Biz hem ehliyet, hem nüfus cüzdanı istiyoruz.
– Peki ya benim ehliyetim yoksa?
– O zaman başka kimlik getireceksiniz.
– Başka bir kimlik çeşidi yok ki. Hadi, neeyyysee.

En basit işlemlerde bile mantığını koruması zor olabiliyor insanın. Bunlar bir yana, bazı genel kuralları kabul etmeyesim var benim. Niye mesela, kasa aralarından çıkamıyoruz da marketin taaa bir ucundaki çıkıştan çıkmalıyız? Niye bazı yerlerde araba almak için 1 ytl atmak zorundayız? Bunun mantığı nedir? Ben hiç para almadan alışverişe çıkamaz mıyım? İlk İtalya’da bir markette görmüştüm bu hareketi. O zamanlar paran arabada kalıyor sandığımdan hiç almazdım araba. Kıl olmuştum bu uygulamaya, gayet az olsa da atılan para.

Θ Θ Θ Θ Θ

Bunların, gereksiz olsa da bir mantığı vardır. En salak argümanın bile bir mantığı vardır. Ama, kırmızıda, birkaç metre (eşittir birkaç saniye) kazanmak için ışığı görmeyecek şekilde ileride duran, sonra da 30 sn. yeşil yandığını farketmeyenlerin, üstelik bunu bir kere yapınca ders almadan tekrarlayanların en ufak bir mantığı olamaz. Onlar çok seçilmiş salaklar. Üstelik gayet çoklar. (Başvuran herkesi almışlar).

∂ ∂ ∂ ∂ ∂

Geleli beri gerekli gereksiz insani temas arayışındayım. Bankamatikten yapılabilecek işlemleri şubeden, internetten yapılabilecekleri telefonla yapıyorum. Kasiyerlere, mağaza çalışanlarına aklıma gelen herşeyi soruyorum. Özlemişim. Hele kibar olduklarında arkadaş olalım mı diyesim geliyor. Kaba olduklarındaysa dövesim. Sanki bağışıklığımı -geçici olarak- kaybetmişim kabalığa.

¿ ¿ ¿ ¿ ¿

Geçen gece 3’te dışarı çıktım. Ay vardı, hava çok güzeldi, palmiyeler felan…

ψ ψ ψ ψ ψ

10 temmuzda Caetano Veloso varmış, Açıkhava’da. (Adamın adı bile melodi gibi, öyle deyil mi?) Ben gidemem büyük olasılık, ama ben yine de bunu duyunca cucccurrucccuuu demek istiyorum, Palomaaa. (Bir blog konserine dönse ne güzel olurdu, öyle deyil mi?

Reklamlar

8 yorum

  1. kukurukuku deyince: lisner’deki konser de azicik gume gitmemis miydi? sen acikhava isini bir daha dusun. hem uzun yol yolculugu da iyi gelir, yaninda oturanla sohbet ede ede gidersin 🙂 insan ozluyor boyle seyleri.:) acikhava’ya gidemeyenler icin bir almodovar filminde kukurukuku’yu dinlemek de fena bir cozum olmayabilir. (kendime de secenek sundum, cok guzel oldu.)


  2. benim caetano davam 5.5 yıl öncesine uzaniyor aslında. yine gelmişti lisner’a, o zaman tanımıyordum da, hable con ella da yoktu henüz. ama nalet bir dr. z dersine rastlamıştı.
    o sahnenin linkini vermiştim daha önce. hala duruyorsa sansürsüzler için şurada.


  3. Bu arada evet, gerçekten iyi önerdin Simon. Bu konser bir blog konserine niye dönmesin? Ortak paydamız olabilir Caetano.


  4. Israrlısın yani?
    Geliyormuş gibi yapıp, son anda denizde kalmışım tüh, demeden?
    🙂


  5. ne denizi, kirli körfez denizi mi? denizimizde aklım kalabilir ama bedenim pek diil.
    bence ben olayım olmayayım hoş bir fikir olabilirdi.


  6. ben gelemem.

    Ya da gelir orada kimseyi bulamadan eve dönerim… öyle deyil mi ekmekci kiz? 🙂


  7. kimse olmasa caetano orada olurdu. bugün radikal’in caz ekinde “bilge ile buluşmanız var” diyordu konser için. 41 yıldır müzik yapıyormuş adam.


  8. Teyzen, bizim o “buluşmama” (!) olayımız antolojilere geçer, hatta geçmiştir bile!
    🙂



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s