h1

örbi enkak derken

3 Temmuz, 2008

Çok şeker bir iş arkadaşım vardı, Cristina. Konser yarım-bir saat uzakta bir kasabada olduğundan onun arkadaşlarıyla arabayla gidecektik. Niye trenle gitmeyecektik, bilmiyorum. Her yere olduğu gibi oraya da bizim minik şehrimizden tren vardır da belki böylesi daha kolaydı. İtalya’nın karayollarını da bir o gün gördüm zaten. Tavsiye etmem, dar, kalabalık, iki taraf duvar örülü (ne doğru bir şey bu), boğucu.

Herbie Hancock-Wayne Shorter konserine üçünün önlerden bileti vardı, ben almamıştım. Ben girerken ikinci kısımdan aldım, sefil yaşayan biri olarak. Ama öndeki sandalyelerin önünde çim bir alan görünce konser başladıktan sonra gidip oraya yayıldım. Bazen çok imtiyazlı hissediyorum kendimi. Mültimilyoner de olsaydım böyle sahnenin önünde çimlere yayılmak isterdim.

Seyircinin Wayne Shorter’a özel bir ilgisi vardı. Meğer birkaç ay önce karısı bir uçak kazasında ölmüş. Konser başladıktan kısa bir süre sonra durdular yalnız. Kasabanın bir tarafı deniz, diğer tarafı yeşillik ve dağlıktı. Hatta konser alanının hemen ilerisinde eğim başlıyordu. Hava kararırken sıcaklık da çok ani bir şekilde düşmüştü. Zamanını hatırlamıyorum, ama Haziran-Eylül gibi birşey olsa gerek. Piyanonun akorları yüzünden dedi birileri. Ayarlar yapıldı tekrar başlandı. Ama toplam yarım saatten fazla dayanamadılar. Sinek de vardı. Serinlemişti. Herbie beğenmedi piyanonun durumunu. Seyirciler tepki gösterdi. Benim pek umurumda değildi. Biraz bekledik. Ben seriliydim çimlere, birkaç kişiyle beraber. Sonra dönmeyecekleri belli oldu, belki geri vermişlerdir bilet paralarını, hatırlamıyorum. Tepki vermişti bizim gruptakiler ama benim keyfim kaçmamıştı.

Θ Θ Θ Θ Θ

Demin Açıkhava’da Herbie’nin provasının önünden yayın yapıyordu Yekta Kopan (kendisine işinden ötürü acaip ifrit oluyorum; biliyorum, konserleri de kaçırmıyor sonra). Yarın da Açıkhava’da en beğendiğim konserlerden birini veren Marcus Miller var. Sonrasında da gitmeyi pek istediğim 2 konser 1 nişan var aynı şehr-i harabe’de. Ama hep aralıklı aralıklı. Normal koşullarda hepsine gidemeyeceğime göre benim hem orada bir eve, hem de kolay ve hızlı bir gidip gelme yolu bulmaya ihtiyacım var. Mesela bir katamaran edinsem. Şuracıktan biner, direk Kuruçeşme’ye demirlerim. Hatta yoldan işten çıkan arkadaşlarımı ararım, ‘trafik mi tıkandı, sorma, ben de hız sınırına takılıyorum, Çanakkale’yi geçtim demin, iskelede beklerim artık seni’. O zaman kalacak yere de ihtiyacım olmaz hem. Konser bittikten 5 dakika sonra kendimi yatağa bırakabilirim. Tabi, öncesinde teknem şurada, sizi evinize bırakabilirim dediğim biri olmamışsa. Sonra ev yerine rotayı Girit’e filan da kırabiliriz. Nakit ihtiyacı olursa da konser sonraları dolmuşçuluk yaparım. İyi iş.

Reklamlar

2 yorum

  1. Ben bilmem. Konserde Yekta Kopan yoktu, görmedim. Ben görmediysem, röportajı yapıp kaytarmış ve kaçmış demektir. Sonuç: Onun işi de iş değil kardeşim, konser, gösteri öncesi koştur koştur, yayın yap, sonra ortadan kaybol. 🙂

    Katamaran yola çıktı mı? Son derece işlevsel bir fikir olmuş. 🙂


  2. O en önde oturmuştur, ondan görmemişsinizdir:) Pek koşturmuyor valla, yayıla yayıla oturuyor. Sabancı’da görmüştüm de yayınlarını.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s