h1

mevzumuz pek içaçıcı değil

15 Temmuz, 2008

Susuzluğa karşı önerilenler bana ilkokul 1 öğrencilerine yapılıyormuş gibi geliyor. Diş fırçalarken suyu kapatın. Televizyonu kumandadan değil, düğmesinden kapatın. Arabanızı hortumla yıkamayın.

Tüm çevre sorunlarında aynı dert. Tüm çözümü toplumun alışkanlıklarının birden değişmesine bağlamak, idaremizin en kolay kaçamaklarından biri. Ellerini taşın içine (bocca della verita’ya) sokmaya korkuyorlar. Yanlarındaki sanayicinin elini tutup onu da sokmaya korkuyorlar. Yalan söylediklerinden yutar ellerini taş diye. Oysa, çözüm teknolojiden ve onun arkasındaki idareden gelmeli.

Neye öncelik verileceğinin kararlaştırması da bir ölçek meselesi. Arabayı hortumla yıkarsanız birkaç yüz litre su tüketiyormuşsunuz (bazen nasıl da abartıyorlar). Miktar çok da kaç kişi, ne sıklıkla araba yıkıyor bugün? Kişi başına çevirsen birşey etmez. Ama herkes hergün en çok suyu nerede tüketiyor? Afedersiniz ama sifon çekerek. Bir işi 5-12 litreden günde 5-9 kere, ortalama 50 litre su harcıyor. (Bazen abartanlar bazen de inanılmaz azaltıyor. Çoğu yerde yapılan hesaplarda günde 3 kere diye kullanmışlar. Hücreye tıkılsak ve tuvalete gardiyan eşliğinde zorla gitsek bile günde nasıl 3 kere olur?)

Biyolojik yapımızı değiştiremeyeceğimize göre bu durumda çözüm teknolojiden geçiyor. Daha az su tüketen ve kademeli çalışan klozet sistemleri yapılmasından ve onların kullanılmasından. Şu anda 9 litrelik rezervuarlar TSE belgesi alabiliyormuş. Sadece bu limitin düşürülmesi değil, belli bir hacmin, diyelim 6 litrenin üstündeki rezervuarlara izin verilmemesi gerek. Daha düşüklerine de teşvik verilmeli. Örneğin, Yurtbay Seramik 3.5 litrelik rezervuarlarla çalışan klozetler yapmış. Devlet dairelerine alınır, teşvik verilir vergi indirimiyle. Yoksa, tüm yükümlülüğü Ayşe Teyze’ye yüklersen o doğal olarak en ucuzunu alır

Yaklaşık kazanç da düşük rezervuar hacminden yaklaşık 2 litre indirimle kişi başı günlük 10 litrenin üstünde, 40 milyon şehir şebeke suyu kullanan olsa da 400-500 bin tonun üstünde olur. Günlük. Yıllık da 100 milyon tonun üstünde. Sadece kademeli çalışan rezervuarlardan kazanılansa bunun da üstünde olur.

Bunlar aklıma gelip araştırınca her yerde aynı metni buldum. (Tam bir forward ülkesiyiz biz. Dün annem “körler kan ser olmuyormuş” dedi, bir haber bülteninde duymuş. Bu ifadenin geçtiği uydurma bir forward mailden almışlar). Evlerimizdeki 5 litrelik rezervuarlar gereksizmiş, içine 1.5 litrelik pet şişe konmalıymış. Ama evlerimizdeki rezervuarlar 5 litrelik değil, genelde 6-9 litre arası. Zaten 5 litre olsaydı 1.5 litre düşürmek bir çözüm olmazdı, Yurtbay’ın 3.5 litrelikleri bir buluş olduğuna göre. Zaten böyle cin fikirli bir çözüm yerine o iç takımların ayarı yapılabiliyor.

Ondan sonra da sırada kullandığımız suları tekrar tekrar kullanmak var. Arıtmak, sadece uzun değil, orta vadede bile gidip de mesela Kızılırmak’ın sularını getirmekten çok daha verimlidir.

____________________

Bu arada, eve el falı bakan bir bocca d’verita almak isterseniz boy boy versiyonlarını yapmışlar.

Reklamlar

2 yorum

  1. Mevzumuz iç açıcı olmasa da, birşey yapmanın kesin gerekli olduğu bir mevzuu. Şakası yok.
    Bu bocca d’verita ilginçmiş, duymamıştım. Hımm. 🙂


  2. santa maria in cosmedin’deki, antik roma’dan gelen ve bir efsane taşıyan taşın bu yüzyıla uygun rezil ticari bir kullanımı.
    roma tatili’ni seyretmişsinizdir, çavdar hanım.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s