h1

filmi değil dizisi

22 Temmuz, 2008

25 Kavak Yelleri, 15 Bıçak Sırtı, birkaç bbc dizisinin yaklaşık 10’ar bölümü, ve bol bol top gear.
Geçen dönem böyle geçti. İyi dizileri çocukluktan beri severim ama belki de ilk defa sinemada veya evde film yerine dizileri tercih ettiğimi ve hayatımda bu kadar önemli bir yer kapladıklarını farkettim.

Neden dizi, ne farkı var? Filmlerde karakterler gelir… ve geçer. Blade Runner’daki Harrison Ford karakterinden etkilendim. Ama hepsi hepsi 100 dakika tanıdım. Ama diğer yandan o karakterin her hafta, üstüste 40-50 hafta hayatına girmesi var. Artık aileden biri oluyor o kişiler. Yani, sebep çok açık. Hayatımda (özellikle oradaki hayatımda) eksik insan sıcaklığını canlı tutuyordu diziler.

Dizi muhabbeti çok kapsamlı. Şimdi neresinden tutsam yetmez. Mesela, yabancı dizi deyince de sadece abd malı dizilerin algılanması ne can sıkıcı. Cnbce’nin dizileri diyor herkes, hatta neredeyse dizi=lost oldu. Zamanında dallas mallas’ın yanında bol da İngiliz dizisi oynardı trt’de (tatlı sert, malumunuz the saint, aşağıdakiler yukarıdakiler, bulunmaz uşak, emret bakanım, vs.). Hala çok iyi şeyler çekiyor bbc. Amerikanların yapmacıklığı yanında çok daha içten işler. Kim farkedecek onları diyordum birkaç yıldır. Şimdi en amerikan kanal tnt oynatmaya başlamış bazılarını (8’deki dizi kuşağında pt. ingiliz gizli servisi spooks, çarş. daha önce bahsedip durduğum hustle, perş. sevimli bir romantik komedi cold feet, cumartesi ustamız, hoodların en büyüğü robin hood).

Yerlilerdeyse bu aralar düzenli seyredecek bir dizi bulamıyorum ve bu hayatımda bir boşluk yaratıyor. 2-3 hafta başlayan 2 yaz dizisine gözattım. İkisinde de kızla oğlan otostopta tanışıyorlardı. Motorları bozulan kızları köy yolunda cipine alıyordu adam. Otobüsten atılan oğlanı köy yolunda cipine alıyordu kız. Cip Türk toplumunda arzu nesnesi. Üstelik kız kendini zincirleyecek kadar çevreci.

Avrupa Şampiyonası biteli beri televizyonda saatini beklediğim tek şey, şov tv’nin gecenin bir yarısı, o da yer kalırsa oynattığı uy başuma gelenler. Son günlerde bu diziyi arayıp buraya gelen birçok kişinin gösterdiği gibi (daha önce biraz bahsetmiştim diziden) sevilmeyecek gibi de değil. Çok orijinal birşey yakalamışlar ama kadri bilinmemiş zamanında, 13 bölümü var sadece.

Son yıllardaki en sevdiğim yerel dizileri şurada listeledim (hani şu, artık bir tek korku filmi arayanların geldiği yerde).

Reklamlar

13 yorum

  1. Ben de bu aralar Spooks’a sarmış durumdayım. BBC’de hafta içi her akşam olması da ayrı bir keyif. Bir dizi daha vardı TNT’de Silent Witness diye. Yine BBC yapımı. Bir de çok eskielrden hatırladığım “Wish Me Luck” var saydıklarına ek olarak. Hep aklımda zaten o eski güzel BBC dizileri. Niye vermezler ki yeniden sanki…


  2. görüntü kalitesi kötü olsa da rapidshare downloadundan kurtarıyor insanı diziport.com
    yaz başından beri lost 4 sezon, the o.c 1 sezon, satc 4 sezon, how i met your mother 10 bölüm, smallville 2 bölüm daha vardı galiba neyse…
    bu yaza kdr gençler boş vakitlerinde napıyor diyordm artık biliorm :p


  3. Ben bir suredir okuyorum burayi ama her ilk tanismada oldugu gibi tereddutteydim yorum birakma konusunda. Belki bu yazi daha az kisisel oldugu icindir bu cesaret bilemiycem. Neyse bu agir girisi gectikten sonra hemen kendi goruslerime geleyim (yorum boyle biseydi degil mi;), dizilerin uzun sureli ve devamli olmalariyla en azindan iyilerinin karakterleri daha iyi isledikleri, bir dolu sey yasattiklari ve onlari aileden biri yaptiklarina katiliyorum. O yuzden biz de bir muptelaliga dustuk. Yaz arasina girince de yeni diziler aramaya basladik; tesadufen How I met your mother’i bulduk, internetten izlenebiliyor 3 sezonu da. Ama bu yabanci diziler (en azindan sit-com tarzi olanlar) 22 dakika oldugundan cabucak bitti. Simdi de Scrubs’a basladik, fena gitmiyor.
    Ingiliz filmleri/dizilerinde baska bir espri anlayisi var evet ve cogu zaman egleniyorum ben bununla, ama bazen cok vahsi geliyor; sogukkanli bir vahsilik. O yuzden son gunlerde yine biraz mesafeli yaklasmaya basladim, ozellikle de The Bruges’u izledikten sonra.
    Oysa ki Love Actually benim en favori filmlerimden.

    Bir de Karadeniz dizisi de denlebilecek bri dizi olan favorim Firtina idi; onu da biraz alelacele bitirdiler. Cok eglenmis, cok sevmistim ben onu.

    Bu da anket doldurur gibi bir yorum oldu ama bir dahaki sefere daha iyisini yazarim olmaz mi;)


  4. onları bilmiyordum ben bak sindirfil. arada tv’siz yıllarım oldu, ne yazık.
    spooks (MI5 diye seyrediyordum ben orada) farklı bir dizi. öne çıkan ve sevilen bir karakter zamanla diziden eleniyor, başkaları geliyor.


  5. Hep okuyan az yorum bırakan ben geldim 🙂 Cnbce dizilerinden Scrubs kesinlikle en sevdiğim. Seyrederken keşke ben de Sacred Heart koridorlarında olsam diyorum, o kadar çok dalıyorum dizinin içine 🙂
    Eskilerden Wish Me Luck hatırlanmış ki eski İngiliz dizileri kategorisinden, ne hoş diziydi diye ben de tam onu diyecektim. İngiliz diyince, Coupling de çok iyiydi.Eski Türk dizilerinden Çatısız Kadınlar vardı. En az Şaşıfelek kadar güzeldi.
    Bir de çocukluktan, çok sevdiğim ama hayal meyal hatırladığım Sıra Sende diye bir dizi vardı, abla kardeş durmadan birbirini yerdi. Hatırlayan olmaz herhalde.


  6. lopşim, iyi oldu haber verdiğin. bana pek çekici gelmiyor tv ekranı dışında birşey seyretmek, ama belli ki gerekecek. bilmiyorum o yüzden de nereden ne çekilir.


  7. dizi meselesi de gayet özel aslında tavşan hanım.
    the bruges farklı bir filmdi, pek ingiliz tarzına sahip değildi bence.
    how i met… lopşim’de de geçiyordu. yine de ben önyargılıyım, konu amerikan yapımı olunca. hem sitcom’larda karakterlerle yakın bir bağ kurmak pek mümkün değil bence. tüm maksat güldürmek olunca derinlemesine kişilikler geride kalıyor.
    fırtına da uy başuma’dan feyz almıştı sanırım.


  8. çatısız kadınlar fena değildi, evet. zaten öyle kanun kaçakları gibi politically correct olmayan konular doğuştan sevimli.
    sıra sende’yi bilmiyorum:( wish me luck gibi.


  9. bir ingiliz dizisi vardı hani. polisiye, iki dedektif vardı, bir kadın bir erkek. hatta erkek olanı seslendiren türk oyuncu daha sonra lale mansur’un ‘nasıl evde kaldım’ dizisindeki arkadaşıydı. daha bir sürü filmde de oynadı tabi debne ordan hatırlıyorum. harika bir sesi var adamın. neydi adı dizinin hatırlayamadım ama çok güzeldi. wish me luck o dizi miydi yoksa. lale mansur’un o dizisi de güzeldi aslında o da çok uzun sürmemişti sanki. sayıklama gibi oldu bu yazdıklarım..


  10. Wish Me Luck şöyle birşeydi:

    http://www.survivorstvseries.com/WMLHome.htm

    Pelin’in bahsettiği seslendirme sanatçısının, yanlış hatırlamıyorsam, adı Tarık Ünlüoğlu. Nasıl Evde Kaldım bence nefis bir diziydi, ama ömrü çok kısa oldu…


  11. biri dizi demeyegörsün, sabaha kadar konuşacak potansiyele sahip bir kişiyim, ha dinleyen olur mu o ayrı. bu ara dr house’a fena halde sarmış vaziyetteyim, 3. sezonun başındayim (her sezonda 24 bölüm var dersem, son zamanlarda en çok görüştüğüm kişinin dr house ve ekibi oldugu hemen anlasılacaktır 🙂 dr house’a da lost’un bitmiş olmasının verdiği depresyonla takıldım, iyi de oldu.

    pelin, “iki dedektif vardı” dedigin “zorlu ikili” olabilir mi? kadının sarı saçları vardı, adam da deri ceketli serseri kılıklı biriydi, ingiliz dizisi? güzeldi gerçekten.

    cok eski dizilerden girdap’ı hatırlayan var mi peki? hayal meyal kalmis aklimda, göle bakan bir pencere, pencerenin önünde bir sallanan sandalyede oturan oyuncak bebeği hatirliyorum, bi de ablamla acayip tırsarak izlediğimizi.


  12. a, evet, zorlu ikili. adamın sırma-süpürge-küt sapsarı saçları vardı, bebek gibi. o yüzden takılan çok olurdu, o da kollarını arkalarında kırardı. bir de kiremit renkli (!) deri ceketli dempsey’ninkini kıramazdı. böylece yazarken hatırlamış oldum, isteyen adamın isminin dempsey olduğu ingiliz dizisi diye arar, bulur, ben yapamiycim. ama hoştu evet, pelin.

    house iyi bence de ben dizilere takıp sürekli onu izlemeyi pek anlayamıyorum. dizinin bekleme-sabır-saati kültürüne, karakterine aykırı geliyor.

    neo’nım, hepsi iyi hoş da sohbete geç kalınca şimdi diğerleri görmeyecek bunu.


  13. Dempsey & Makepeace. Kızın bu ismini hatırlamamız gerekirdi.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s