h1

Je suis ici! (burdayım, beklerim anacım)

5 Eylül, 2008

Tüm alametler belirdi oysa. Ağustos kapandı, resmen yaz sona erdi. Hava akşamları serin, erken kararıyor. Gök gürledi, damlalar düştü. Fuar geldi geçti, av yasağı kalktı. Marsık renkli kızlar sokakları doldurdu, apartmanın nüfusu arttı. Kadın programları ve diziler geri döndü. Okuldan gelen mailler ivmelendi.

Ama hala evin ortasına bavullar çıkmamış. Nedeni gizli ama bilinen sinir hali mevcut değil. Çerez çeşitleri, paket çorbalar, paket köfte içleri, paket pudingler alınmamış. Neredeyse Sophie’s Choice’ta kurtaracağın evladı seçer gibi yanına alacağın gömlek, kazak, pantalon seçimi kafayı meşgul etmiyor. Artık dayanılamayan uzun uçak yolculukları, hele sonuna doğru bağrıma çöken bir yumru, ümitsizlik, kıstırılmışlık hali, dolan formlar, bitmek bilmez ülkeye giriş kuyrukları, varışta sevimsiz ev arkadaşları, çekilmez okul sorunları, ve en çok da bekleyeninin değil, beklemeyeninin oluşu.. yok işte.

Başka sorunlar var olabilir, aynı stresler sürüyor olabilir, tatil yapmadan yaz geçmiş olabilir, hala arkadaşlar eksik, sevgililer geçmişte olabilir. Ama dışarıda hala güzel hava, hala şehirde deniz, hala ev, hala nadiren de olsa çalan bir telefon, kolonyalar, pekmezler, börekler, kayısı-vişne-şeftali-üzüm.. ve ve tüm gardrop yanıbaşımda. Bunları farketmek nasıl bir hafiflik, anlatılamaz; benim de içten hissetmediğim, sadece farkında olduğum.

Sanki şu şarkıda arka 5’lideki vokal grubundaydım da her yıl bu vakitler tam konser öncesi beni acil çağırıyorlardı, gidiyordum. Onlar da bensiz çıkıyordu. Gözüm arkada kalıyordu. Hep ama. Ama bu yıl, yine konser öncesi çağırdılarsa da gitmedim. O yüzden şarkının ortasında yere yatıyorum. Ya işte böyle.

Rod Steward pek sever demeyi: “Wake up Maggie, it’s (late) September and I really should be back at school”. Ama sen git Rod, bu sefer ben gelmiyorum.

Reklamlar

9 yorum

  1. Merhaba Simon,

    sonbahar bu kadar mı güzel anlatılır. Hele de Ağustos’un elinden kurtulamamış şaşkın bir sonbahar. Hal böyle olunca hüzünlü sonbahar, böyle gülümseten hoş bir yazıya dönüşmüş. Tekrar okuyacağım:)


  2. teşekkür ederim zeynepçe. benim için sonbaharın, daha doğrusu eylülün anlamı hüzünden de öte, kasvetti, önceki birkaç yıl boyunca.


  3. Ne sonbaharı? Şaşırdınız galiba? Daha ay sonunda mis gibi bir tatil varken ve ben o tatilde denize girme hayalleri kuruyorken, siz ne diyorsunuz, kuzum?

    Bavul yapma durumu yoksa, ne var peki?


  4. 2. soru, valla, ben de bilmiyorum çavdar’nım.
    yaz sonunu sadece takvimsel olarak demiştim ben. yoksa, tamamen aynı hisler…


  5. 🙂 ama çok manasız bir şekilde ortaya yatıveriyorsun simon??? neden ki???


  6. süper video, di mi:) işte gitmiyorum, buradayım der gibi yatıyorum. keyfine varmak için.


  7. hey hey yoksa? kurtuldun mu ordan? açıklama beklioruzzzzzz


  8. ya, sizin işiniz gücünüz yok mu ya:)
    yapmıyorum yahu açıklama…
    tamam peki, şu kadar diyeyim, tamamen kurtulmuş olsam şimdi mahalleli ile beraber düğün dernek oynuyor olurduk..


  9. işimiz gücümüz olmasına rağmen sizinle de ilgileniyoruz simon bey çok kırdınız beni hıh.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s