h1

tenderness

1 Ekim, 2008

Zaten daha iki hafta önce deniz kıyısında koşarken (daha doğrusu koşamayıp yürürken) tek tişörtle terlediğim saatlerde dün üstümde üç parça varken donuyor olmak çok canımı sıkmıştı. Kişisel algılamıştım ben bu durumu.

Üstüne bir de Acun’un programındaki kız tam tuz biber oldu. Güzelce bir kız. İzmirli. Zaten tipiyle ve duruşuyla İzmir’liyim diyordu. Öyle bir ben seçilmişim duruşu. Çene yukarıda sürekli. Boğaziçindeymiş. Amacını belirlemiş. Master yapacakmış. İtalya’da. Üniversiteyi de belirlemiş. Söylemediyse de hangi okul olduğunu biliyorum. 2 yıl sonraki mezuniyeti için yazışmalara bile başlamış. Belli ki hayatında hiç önemli terslikler olmamış, başarısızlıklar görmemiş, sevdiği tarafından terkedilmemiş. İstediği üniversiteyi kazanmış, yıllar kaybetmemiş. Parasızlık çekmemiş, kaçırdığı fırsatlar, önemli kayıplar olmamış. Herşey planlı. Hırslı da duruyor. Hep hedeflerine ulaşmış. Fazla belirgin herşey. Ve sanki herşeyin tahmin edilebildiği bir ülkedeyiz.

Böyle bir kesim var ve ben onları çekemiyorum. Hayat eninde sonunda adilleşiyor, şanssız olan sonra şanslılaşıyor veya tam tersi desek öyle değil. Kişisel. Ben o okula gitmedim, önce çağırdıkları sınava gidip, sonra da sınavını kazanıp filan. O zaman kimse bilmezdi o okulu, bir Türk akını oldu sonradan. Birsürü nedeni vardı oraya değil de Wash.’a gitmemin ama yine de sonradan pişman olmadım mı? Mutlaka. Ama oradan da neler olabilirdi. Spor yönetimi veya moda yönetimi gibi bölümler vardı. İkisinin de merkezi olan bir şehirden bahsediyoruz. Şimdi Armani’de çalışıyor olabilir miydim? (Prada’yı istemezdim, Gucci bana pek hitap etmiyor, ama Armani olabilirdi)

İnsanın geçen zamanla barışması nasıl olacak bilmiyorum.

Bu satırları yazarken ekranda eski yönetmenimiz, Asaf Savaş Akad’la söyleşiyor. NTV Iconoclasts’ın -başarısız- bir taklidini yapmış. Zamanının çok sivri tiyatro yönetmeni, Amerika’da yeni bir beceri öğrenmiş, şimdi daha yuvarlak biri olmuş. Sihirbaz.

Reklamlar

5 yorum

  1. evet o kadar planlı programlı insanlar var (annem de durmadan söyler durur bunu) ve çoklukla işleri yolunda gider (gıcık olmuyorum, kıskanmıyorum ama çok imreniyorum. yooo belki de kıskanıyorum). bir taraftan da hakikaten yol boyunca ne olup biteceği hiç belli olmaz gibi geliyor bana. yaş arttıkça hayatın süprizleri, kötü şakaları da artıyor. gerçi bir B planı olanların sırtı belki gerçekten de yere gelmiyordur. benim hiç bir zaman olmadığından hayat tek bana adileşiyormuş (adilleşiyor değil) gibi geliyor.
    ve bence insan geçen zamanla hiçbir zaman barışamaz. başına çok iyi şeyler bile gelse, illa ki ya şöyle olsaydı der insan evladı.

    şu an pazardan alınmış çocuk bedeni bir ajax forması yerine gerçek bir milan ya da juventus (italyan futbolu pek ilgi alanım değil, bilgim bunlarla sınırlı) forması giyebilirdiniz aziz simon 🙂


  2. yok, takım bilgisi fena değil. milan o şehrin takımı (doğal olarak), juventus 2 saat ilerideki komşu şehrin. bir de inter var.
    pazardan alınmış çocuk bedeni ajax forması ha.. okuyucum beni kalbimden vurmuş:) yok ama, karşıtlık güzel olmuş.
    hatta, ben bir adım ileri götüreyim. milan veya juventus forması tasarlıyor olabilirdim. sürekli aynı formalar, juventus hep siyah-beyaz, milan hep kırmızı-siyah çubuklu. biraz neo-klasik şeyler denemeli. ve çok sentetik o formalar. pamuklu ağırlıklı olsun. ama çekmeyen. (seinfeld’de george new york yankees için pamuklu formalar ısmarlar. başta çok güzel derler, hava alıyor filan, ama yıkanınca çeker, sonraki maçta küçük küçük giyerler).


  3. uzun upuzun bir yorum yazmıştım tam buraya. çok uzundu gerçekten. çok doğru şeylerdi ve fakat sen yüksek ihtimalle beğenmeyecektin yine. sonra sildim hepsini.
    sen zeki adamsın lebi’ye gerek yok.
    diyeceğim şu ki; geçen zamanla barışmakla falan uğraşma, bırak geçsin gitsin


  4. ah, sana niye kızayım ahh. beni azarlasan bile bir bildiğin vardır derim. şimdi de beyaz fona cevap yazıyorum ki sen tekrar yazmak istersen mavi fon emrinde olsun.
    bak, bir de şarkı söyleyeyim sana: geçip giden u-uu, zamanları u-uuuuu, bir yerlerde bulsam…


  5. hayat işte, ne diyelim. kiminin önüne düşer istediği, kiminin kafasına bile düşmez ölümü göze almış olsa bile bu yolda. hava bir sıkkın zaten bugünlerde. aynen devam.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s